Ana içeriğe atla

129- Hükümdarca Çözüm 05.07.2018, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs, Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adasıdır. 9251 km² olan yüz ölçümüyle siyasi tarihimizin ve insanlık tarihinin önemli topraklarından birisidir. Siyasi yönetim ve farklı toplulukların hüküm sürdüğü önemli bir adadır. Tarih boyunca paylaşılmayan topraklardır. Kıbrıs kan ve gözyaşının hiç eksilmediği, din olgusunun belirleyici rol aldığı adadır.

***

Kıbrıs adası 1960’larda “Kıbrıs Cumhuriyeti” adıyla devlete sahip olmuştur. Adanın iki büyük toplumu Türk ve Rum halklarının siyasi yönetimde var olmasıyla beden bulan bir Cumhuriyet’ti. Sonrasında yakın siyasi yaşamımıza Kıbrıs sorunu olarak giren ada, 2 farklı toplum olan Rum ve Türk halklarının yerleşim alanlarını farklılaşmasıyla iki devletli yönetime sahip olmuştur. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’dir. Bu iki devletin federasyon modelli ortak bir yönetimde birleşme görüşmeleri de yarım asırdır sonuca varılmadan devam etmektedir. Siyasi tarihin önemli aktörleri Kıbrıs sorunu üzerine çalışmışlar ve çözüm yolları aramışlardır. Birleşmiş Milletler (BM) genel sekreterliği himayesinde görüşmeler çok devlet başkanı ve Cumhurbaşkanı eskitmiştir. Annan Planı olarak halka sorulmuş, sonuç Kıbrıs Türklerinin mağduriyetinin devam edeceği Avrupa Birliği (AB) haliyle sonuçlanmıştır.

***

Haftalık köşe yazılarımda çözümsüzlüğün çözüm olarak görüldüğü siyasi tarihin en uzun sorunu hakkında siyaset yapıcı aktör ve aktörlerin bakış ve metotları üzerine çokça yazı kaleme aldım. Kıbrıs adasının ve KKTC coğrafi konumu iyi değerlendirilmeli dedim. Bu tanımlama altında jeostrateji ve jeopolitik pozisyonları çok önemli olduğunu ifade ettim. Jeostrateji, bir ülkenin coğrafi konumu göz önüne alınarak gereken stratejinin belirlenmesi diyebiliriz. Jeopolitik de ülkenin coğrafi konumundan dolayı elde ettikleri ve elde edebileceği siyasi, ekonomi vb güçlerin genel adıdır. Bu iki tanımı sıkça kullandım. Görünen köy kılavuz istemez misali müzakere heyeti, Kıbrıs siyaset kurumu ve aktörleri tarihi bağ ve duygusal bağlar üzerine müzakere edip durdular. Sonuç, coğrafya pragmatist yaklaşımlarla tekrardan kurgulanmaktadır. KKTC siyaset kurumu ve halkı film izler gibi coğrafyayı izlemektedir.

***

Pekâlâ çözüm için siyasi aktör nasıl bir metot ve düşünce geliştirmelidir. Adanın ve KKTC’nin coğrafi konumu Niccolo Machiavelli’nin Hükümdarının elinde olsaydı çözüm nasıl olurdu? Makyavelist düşünce için en önemli temel araç devleti yaşatmak ve gücünü devamlı olarak artırmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için her şey de yasaldır. Kıbrıs Türk’ü bu yaklaşımla Rum terör örgütlerine karşı savaşmış, devletini kurmuş ve yaşatmaktadır. Fakat günümüz siyasi aktörleri ve kurumları Kıbrıs Türk menfaati için ne yapmaktadır?

 

Hükümdar ne yapardı?

Hükümdar ülkesi, milleti ve devleti için din, ahlak ve hukuk kurallarını devlet eliyle amacı için kullanırdı. Devletten bağımsız hukuk ve ahlak düşünülemez derdi. Devletin bittiği yerde bunlar da olmaz düşüncesini benimserdi. Hükümdar için bu gücü yönetmesinin ve kullanmasının yegâne desteği devletinin bir ulusa dayanması köklerinin güçlü olması yeterli olurdu. KKTC’nin kuruluş gücü de Türk milletidir. Zaman, şartlar ve coğrafi konum Kıbrıs Türk’ü için kazanma zamanındadır. Coğrafya pragmatist yaklaşımla şekillenirken KKTC’de siyasi konumunda Makyavelist bir devlet ve yönetme metoduyla hak ettiği yerde olmalıdır. Siyaset yapıcı kurum tabiri caizse seyirciye oynadığı siyasetten, realpolitik devlet siyasetine geçmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...