Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Siyaset etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

101-Balon Şahsiyet, inAydın, Ocak 2026

Tarih, siyaset ve iş dünyasında " hayatın olağan akışına aykırı " bir hızla yükselen, ancak düştüklerinde yarattıkları gürültü yükselişlerinden daha şiddetli olan figürlerle doludur. Toplumsal hafızamızı ve adalet duygumuzu zedeleyen bu patoloji, sadece modern bir yozlaşma değil, antik çağlardan beri insanlığın yüzleştiği kadim bir imtihandır. Teolojide " İstidraç ", sosyolojide " Asabiyet kaybı ", psikolojide ise " Dunning-Kruger " etkisiyle açıklanan bu süreç, aslında görkemli bir yükseliş değil,  yaldızlı bir çöküş  hikayesidir. İslam teolojisi, liyakatsiz birinin zahmetsizce elde ettiği gücü ve serveti bir " lütuf " olarak değil,   "İstidraç"   ( derece derece felakete sürüklenme ) olarak tanımlar. Kişi, her haksız kazancında ve her hak etmediği makamda, aslında kendi sonunu hazırlayan ilahi bir tuzağa adım atar. Bu tuzağın en bilinen kurbanı  Karun 'dur. Servetinin kaynağı sorulduğunda   " Bu bana, bende olan bir...

78-Güçler birliği mi ayrılığı mı?, inAydın, Aralık 2023

Aşağıda aktardığım; ‘Güçler birliği mi ayrılığımı mı?’ sorununu zihin dünyanızda düşünmenizi ve değerlendirmenizi istiyorum. Cumhuriyet Türkiye’si ilk yüzyılını iyisiyle kötüsüyle bitirmiştir. İkinci yüzyıl bizlere ve coğrafyamıza ne getirir bilemeyiz,    fakat bazı tercihlerimiz kaderimizi belirleyen ana etkenlerdir. Onun için Fransız aydınlanma çağının iki önemli kişisinin güç üzerine ‘ayrılık ve birlik’ olararak betimlediği kavramı anlamamız ve tercihlerimizi ona göre belirlememiz şarttır. İyi okumalar…    Güçler birliği mi ayrılığı mı?   Charles-Louis de Secondat, baron de La Brède et de Montesquieu             Montesquieu (1689-1755) (güçler ayrılığı)     Fransız Aydınlanma Çağı filozofu ve siyaset kuramcısıdır. En ünlü eseri olan  "Yasaların Ruhu"  (1748), modern demokrasinin temel ilkelerinden biri olan  güçler ayrılığı teorisini  ortaya koymuştur.   Montesquieu,...

282- Siyasi Etik 10.06.2021, Milliyet Gazetesi

Siyaset kurumu ve millet, etle kemik misali birbirinden ayrılmaz iki öznedir. Halkın içinden, halk iradesiyle seçilen zümre, devlet düzeninde sırasıyla yasama ve yürütmede görev alarak vazife-i asliyesini ‘memur’ sıfatıyla yerine getirir. Devlet, kuvvetler ayrılığı ile ‘yasama, yürütme ve yargı’ organlarından teşekkül eder. Yasama ve yürütme, halk iradesinin sandıkta tecelli etmesiyle vücut bulur. Yargı ise muktedir olan devlet adına hukukun bağımsız ve tarafsız yorumlanmasıdır. Bu muhteşem üçlüye ilave olarak da halk adına denetleme vazifesi gelişmiş demokrasilerde basın yayın organlarına verilmiştir. Hal böyle olunca, siyaset kurumu etik kurallarıyla çalıştığında basın yayın yapılan iş ve icraatların halka aktarılmasında iletişim vasıtasıdır. Siyaset kurumu ve milleti için çalışan organizma etik ve erdemden uzaklaşırsa basın yayın organları halk adına denetleme ve ifşa için en önemli kurum/kuruluştur. *** Geçtiğimiz Salı günü Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Sayın Devlet Bahçeli, TB...

123- Yetki Kimde? 31.05.2018, Milliyet Gazetesi

Siyaset ve genel konularda her ortamda bilir kişi gibi konuşmayı seven bir milletizdir. Fırsatını bulduğumuz her alanda taksi, otobüs, kahvehane hiç fark etmez gündemde olan konunun uzmanı gibi atıp tutar, konunun ilgili muhataplarından daha fazla şey bilen edasıyla konu hakkında hüküm bile veririz. Her atıp tutulan boş olmasa da kendi birey olarak değerlendirebileceğimiz zamanı, yetki ve etkimiz olmayan bir alanda konuşarak en büyük israfı yapmış oluruz. Bunun sebebi ise düşünce dünyamızda var olan tüm konuları dilimizin ucundan dışa vurmamızdır. Bunun bize en basit zararı ‘zaman’ gibi değerli bir olguyu haddimiz olmayan işle harcamak da olabilir. 11. yüzyılın en önemli Türk şair ve düşünürleri arasında olan Balasagunlu Yusuf olarak bilinen Kutadgu Bilig, eseri sonrası ‘Has Hacib’ unvanı alır. Birey, toplum ve devlet yönetimi ile ilgili değerlendirmeleri olan Yusuf Has Hacib, dilin erdemini, kusurunu, yararını ve zararını şöyle ifade eder: “Anlayış ve bilgiyi ulaştıran dildir. İnsanı ...

102- Hangi akla hizmet? 11.01.2018, Milliyet Gazetesi

Demokratik sistemlerin olmazsa olmazı seçimlerdir. Seçimler yaşamımıza ilkokulda sınıf başkanını seçmeyle girer. Devamında okul başkanı, öğrenci yönetim kurulu diye uzar gider. Bu süreç ilk başlarda güzel gelse de sonlara doğru büyük seçimler ve tercihler yapmak zorunda kaldığımızda adını demokrasi dediğimiz çirkin bir oyuna çevrilir. Birey, kendisi ve toplumu için hüküm verme yetkisine sahip, tam olarak neye ehliyeti olup olmadığını bilmediği kişilere yani ‘Big Brother’ın oyuncularını seçmek için en büyük oyunda rol alır ve oyunu kullanır. Siyasi coğrafyamız ve ülkemiz için önemli, garantör ülkemiz anavatan Türkiye’yle ilişkilerimizi müspet-menfi olarak etkileyecek hayati bir seçimi geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirdik. *** Kuzey Kıbrıs’ta siyaset yapan eski ve yeni sekiz parti seçmen karşısına çıktı. Kampanya süreçlerinde milletvekili adayları kendilerini ve parti politikalarını tanıtarak 7 Ocak seçim sabahına geldiler. Halk iradesi, önüne konan adaylar üzerinden seçimini yaptı. Sek...

99- Kampanyalar üzerinden siyaset 21.12.2017, Milliyet Gazetesi

Ülkemizde seçime girecek olan siyasi partiler adaylarını belirledi. Tanıtım toplantılarıyla vizyonlarını seçmen ve kamuoyuyla paylaşıyorlar. Seçmenin ve kamuoyunun adayları tanıması, yavaş yavaş da mühür ve tikin ya da karma oyunu kullanacağı düşünce yapısının oluştuğu dönemdeyiz. Bu kampanya sürecini öteki beriki demeden sosyal medya sloganları üzerinden değerlendirelim.   CTP Cumhuriyetçi Türk Partisi siyasi tarihimizin köklü partilerindendir. Seçime parti içindeki “Genel başkana bir şans verdik.” söylemiyle gitmektedir. Tufan Erhürman güler yüzlü pozitif siyasi bir figür olarak partisini “Ne demek umut yok! Biz halkız, burada biz varız.” sloganıyla sandığa götürmektedir. Görsellerinde kullandığı fidanla da umutların filizlendiğini ve büyüyeceğini simgelemektedir. Seçimlerin ocakta olacağını düşündüğümüzde filizin yeşermesi için başka baharlara ihtiyaç var diyelim. 7 Ocak real-politikaların seçimi olacaktır.   UBP KKTC’yi kuran iradedir Ulusal Birlik Partisi. Milliyetçi, ulu...

95-Sıklet Merkezi 30.11.2017, Milliyet Gazetesi

Carl von Clausewitz 1780 – 1831 yıllar arasında yaşamış, Prusyalı aristokrat bir aileden gelen, Napolyon Savaşları’nda görev alan ve kısa bir süre de Prusya devletinin kalbinde askeri-siyasi alanda görev yapmış Tümgenereldir. 1818’de Prusya Savaş Akademisi Başkanı oldu ve bu görevde vefat etti. Napoleon’un sonunu getiren Belçika’daki Waterloo Savaşı’nda belirlediği stratejiler sayesinde önemli rol oynamıştır. Clausewitz’in askeri ve siyasi stratejileri üzerine yazdığı eseri “Savaş Üzerine”dir. Kitabında Clausewitz “Savaş, siyasetin başka araçlarla (şiddet araçlarıyla) devamıdır.” ve “Bütün savaşların amacı, düşman silahlı kuvvetlerini yok etmek yoluyla onun iradesini teslim almaktır.” demektedir. Savaşın ana unsurunun muharebe olduğunu da vurgulamaktadır. Muharebenin hedefinin bir sıklet merkezi üzerine kurulmasını, faaliyet halindeyken de düşmanın durumu ve şartlara göre değişiklik gösterebileceğini belirtmiştir. *** Dünya askeri literatürüne Carl von Clausewitz ‘sıklet merkezi’ terim...

78- Kıbrıs Türk Solu 27.07.2017, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs Türk Solu denildiğinde akla ilk gelen çözüme en yakın, Kıbrıs adasında Rumla birlikte yaşamayı düşünen siyasi düşünce grubu gelmektedir. Kimdir Kıbrıs Türk Solu? Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen partileriyle konumlandıracak olursak listenin başında Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) gelir. Sonrasında Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) gelmektedir. CTP Genel Başkanı Tufan Erhurman, TDP Genel Başkanı Cemal Gürsel Özyiğit’tir. Cumhuriyet Meclisinde olmayan siyasi oluşumları ve düşünce gruplarını da bu Kıbrıs Türk Solunun içine atabiliriz. Çözüm ve Kıbrıs sorunu dediğimizde Kıbrıs Türk Solu ne anlamaktadır? Neyi dillendirmektedir?   Çöken BM parametreleri   Kıbrıs Türk Müzakere heyetinin yapmış olduğu görüşmeler 20 aya yakın çok çetrefilli, gerilimli ve bir o kadar da “Federasyon Modelli” çözüm fikriyle umut dolu geçti, gitti. Müzakere heyetinin taviz üstüne tavizlerine harita ve oranda eklenerek memnun olmayan güney siyasileri ve kilisesinin isteğiyle Birl...

9-Ortak Akıl Sürdürülebilir Hükümet 21.04.2016, Milliyet Gazetesi

Bir önceki yazımı siyasi sistemin ve genel olarak siyaset kurumunun neden tıkandığı ve çağın gereksinimlerini niçin karşılayamadığı, değişimini/dönüşümünü neye göre yapmaz ise başarısız olacağını ve halk iradesinin vermiş olduğu yetkiyi neden sağlıklı kullanamadığı üzerine yazmıştım.             Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, siyaset sahnesine baş karakter olarak dahil olan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dır. Akıncı ile başlayan müzakere, devlet aklı ve millet menfaati ile sürmektedir. Bu dönemin başarılı bir şekilde devam etmesinin arka planında iyi bir ekip vardır. Akıncı’nın yakın geçmişte bir siyasi partide aktif rol almaması da Cumhurbaşkanlığındaki rolünü, siyasi tarzını, ideolojik fikirden uzak, devlet ve millet menfaati ile görmesini sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı çalışmalarına paralel olarak gidemeyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ise siyasi çıkmaza girmiş ve geçen haftalarda hükü...