Tarih, siyaset ve iş dünyasında " hayatın olağan akışına aykırı " bir hızla yükselen, ancak düştüklerinde yarattıkları gürültü yükselişlerinden daha şiddetli olan figürlerle doludur. Toplumsal hafızamızı ve adalet duygumuzu zedeleyen bu patoloji, sadece modern bir yozlaşma değil, antik çağlardan beri insanlığın yüzleştiği kadim bir imtihandır. Teolojide " İstidraç ", sosyolojide " Asabiyet kaybı ", psikolojide ise " Dunning-Kruger " etkisiyle açıklanan bu süreç, aslında görkemli bir yükseliş değil, yaldızlı bir çöküş hikayesidir. İslam teolojisi, liyakatsiz birinin zahmetsizce elde ettiği gücü ve serveti bir " lütuf " olarak değil, "İstidraç" ( derece derece felakete sürüklenme ) olarak tanımlar. Kişi, her haksız kazancında ve her hak etmediği makamda, aslında kendi sonunu hazırlayan ilahi bir tuzağa adım atar. Bu tuzağın en bilinen kurbanı Karun 'dur. Servetinin kaynağı sorulduğunda " Bu bana, bende olan bir...
Gelenekten; geleceğe gidenlerden