Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Enerji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

105-Geleceğe Hazırlanmak, inAydın, Mayıs 2026

2026 yılının bahar aylarındayız. Zamanın ruhunun, insanlık tarihindeki en ivmeli dönemlerinden birine tanıklık ediyoruz. Gelecek, eskiden ufukta beliren bir silüetken, bugün her sabah uyandığımızda penceremizden içeri sızan ve günlük hayatımızı şekillendiren bir gerçekliğe dönüşmüştür. Dünyanın bu baş döndürücü dönüşümü karşısında  "Geleceğe hazırlanmak"  artık bir vizyon meselesi olmaktan çıkıp, bir beka ve varoluş meselesi haline gelmiştir. Teknolojinin Gölgesinde Tüketilen Değerler İçinde bulunduğumuz 2026 yılı, teknolojinin sadece bir araç değil, yeni bir yaşam formu olarak rüştünü ispatladığı bir yıldır. Yapay zekâ (AI) sistemleri, artık otonom karar alma süreçlerinde, üretim bantlarında ve hatta sanatın içinde başrolde yer almaktadır. Blokzincir teknolojileri, sadece finansal sistemleri değil; devletlerin, kurumların ve bireylerin birbirine duyduğu  "güven"  sözleşmesini merkeziyetsiz bir şekilde yeniden yazmaktadır.  Ancak bu dijitalleşme kasırgası, ...

99-Yeni Jeopolitik, inAydın, Kasım 2025

2025 yılı, küresel sistemin yeniden tanımlandığı bir dönüm noktasıdır. Artık mesele sadece güç mücadelesi değil;  gücün tanımı  değişmektedir. Amerika için liderlik, maliyeti yüksek bir sorumluluk haline gelmekte; Avrupa Birliği, siyasi birlikten çok ekonomik kaygılarla ayakta kalmaktadır. Rusya, Ukrayna savaşı sonrası dirençli fakat yorgun; Çin, hızlı yükselişinin getirdiği baskıyı üzerinde hissederek sistemi kontrol etme yolundadır.  Bu tablo içinde  jeopolitik ağırlık merkezi Atlantik’ten Avrasya’ya , oradan  Doğu Akdeniz–Basra hattına  kaymaktadır.  Yeni dönemde sınırları devletler değil,  enerji koridorları ve veri akışları  çizmektedir.  Gazze Sonrası Ortadoğu: Denge Değil Dönüşüm Gazze savaşı, bölgedeki klasik  “denge diplomasisini”  sona erdirmiştir.  İsrail güvenliğini öne çıkardıkça hırçınlaşmakta, İran etki alanını genişlettikçe derinliğini kaybetmektedir. Körfez ülkeleri ise  “büyük güçlerin veki...

67-Doğu Akdeniz ve Enerji, inAydın, Aralık 2022

Merhaba güzel Aydın, 2022 yılının son sayısında sağlık ve huzurla birlikte olmanın mutluğuyla son yazımı Avrupa ülkelerinin kışı nasıl geçireceğiz? Sorusuna sebep olan enerji üzerine yazmak istedim. İyi okumalar…    ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu 2010 yılında Doğu Akdeniz’de enerji yatakları hakkında bir rapor yayınlamıştır.    Bu rapora göre Doğu Akdeniz de;    •           1.7 milyar varil petrol •           3,5 trilyon m 3  doğalgaz Rezervi olduğu tahmin edilmektedir.    Raporda Doğu Akdeniz’deki 4 sahadan bahsedilmektedir. Bunlar;  Kıbrıs Havzası ,  Leviathan Havzası ,  Nil Delta Havzası   ve  Herodot Havzası ’dır.    Leviathen bölgesi olarak;  Lübnan – İsrail – Filistin ve Kıbrıs’ın  doğusundaki kalan bölge kastedilmektedir.    2018’de  İtalyan ENİ   şirketi bu bölgede ...

254- Akdeniz’de Enerji Stratejisi 26.11.2020, Milliyet Gazetesi

Akdeniz siyasi tarihimiz için her dönem önemini koruyan, jeo-stratejik konumu her daim kıymetli olmuş dış politika argümanıdır. Güncel uluslararası ilişkiler için Doğu Akdeniz, enerji havzası, enerji azrı ve güvenliği konularıyla Akdeniz’e kıyıdaş ülkelerin bir numaralı gündemidir. *** Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Akdeniz politikasının iki önemli mihenk taşıdır. Türkiye’nin Akdeniz’e olan kıyısının uzunluğu KKTC’nin deniz yetki alanlarıyla birleştiğinde Akdeniz’e kıyıdaş ülkeler arasından en önemli konum Türk hakimiyetinindir. Kıbrıs adasındaki bir diğer aktörse komşu Rum yönetimi ve ona hamilik yapan Yunanistan’dır. Çözümsüzlüğü çözüm kabul etmiş bu iki siyasi varlık dönem dönem yanlarına Mısır ve İsrail’i alarak Doğu Akdeniz gazının sahibi havasına bürünmektedirler. Avrupa’dan Fransa ve bazı yancı ülkelerin gazıyla da hayatın olağan akışına uymayacak boru hatları üzerinden sözüm ona siyaset yapmaktadırlar. *** Yunanistan ve Rum yönetiminin Doğu Akdeniz boru hattı projesi...

229- İnsan-Savaş ve Din 04.06.2020, Milliyet Gazetesi

İnsanlık tarihi incelendiğinde huzur ve barışla geçen yıllar savaş ve kaosla geçen yıllara göre çok az olsa gerek. İlk insanla beraber avcı-toplayıcı yaşam biçimindeki savaş, insanlığın doğayla verdiği mücadele süreci, yaşamak için topladığı ve öldürdüğü süreçtir diyebiliriz. Kıt kaynağını kendi ailesine saklamak için verdiği mücadele belki de bireyden aileye ve topluma geçişi tetiklemiştir. Tarım ekonomisi ve tarımın katma değeri Avrupa şehir devletleri arasında savaşların ve yağmaların olmasının başlıca sebebidir. İnsanın özünde mücadele etmek ve yaşamak için savaşmak gibi hissiyatları vardır. İnsanlığın endüstri 4.0’ı yaşadığı günümüzde bile ilk günkü savaş dürtüleri insanlık için günceldir. İnsanlık savaş metot ve yöntemlerini teknoloji ilerledikçe geliştirmektedir. İnsanlık, bu gelişimi barış ve huzurun tesisi için kullanmamaktadır. Sadece dönemsel olarak savaş ve barışlara ara vermek, yeni savaşları planlamak adına diplomasi metoduyla ateşkes sürecine gitmiştir. *** İnsanlık, evr...

111- Hidrokarbon Yatakları ve Kıbrıs Sorunu 08.03.2018, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci hikayesinin dönem dönem psikolojik hareketlerle yürütülen evreleri olmuştur. Bu dönemleri tarih sahnesinde hatırlayacak olursak Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türklerine karşı moral ve motivasyonlarının düşmesi için yaptıkları müzikli savaştır. Bestesi ve güftesi Yesari Asım Arsoy’a ait olan Nevin Demirdöven’in seslendirdiği “Bekledim de Gelmedin” şarkısı üzerinden yürüttüğü psikolojik savaştır.   İlk dörtlüğünü hatırlayacak olursak: “Bekledim de gelmedin Sevdiğimi bilmedin Göz yaşımı silmedin Hiç mi beni sevmedin?” şeklindedir. Rum terör örgütlerinin Kıbrıs Türklerine yaptığı zulüme karşı Kıbrıs adasına çıkartma yapması beklenen Mehmetçik için Rumların kullandığı bir argümandır.   Kıbrıs Türkleri de bu propagandaya karşı aynı şekilde karşılık vermişlerdir. Bestesi Rüştü Şardağ ait olan “Bir Gece Ansızın Gelebilirim” şarkısını Yaşar Özel’in seslendirmesiyle Rum psikolojik savaşına karşı kontra hamle olarak kullanmıştır.   “Bu kadar yürekten çağı...

67-Barbaros Hayrettin Paşa 11.05.2017, Milliyet Gazetesi

Barbaros Hayrettin Paşa, 1478 yılında Midilli’de doğan 4 Temmuz 1546 yılında İstanbul’da vefat eden, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kaptan paşası ve kaptan-ı deryasıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun Akdeniz’deki etkinliğinin artmasıyla haçlı zihniyetinin rahatsız olması sonucu Papalık, Venedik, Ceneviz, Malta, İspanya ve Portekiz gemilerinden oluşan haçlı donanmasıyla Akdeniz’deki Osmanlı hakimiyetine son vermek istemiştir. Akdeniz’de haçlı donanmasına karşı Hayrettin Paşa komutasındaki donanmamız haçlı donanmasına çok ağır kayıp vererek Akdeniz’deki Osmanlı Devleti egemenliğini pekiştirmiştir. Tarihe “Preveze Deniz Savaşı” olarak geçen haçlı donanmasının yenik düştüğü savaş sonrası Hayrettin Paşa da “Kaptan-ı Derya” olarak anılmıştır. Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryası Barbaros Hayrettin Paşa, günümüze kadar başta Deniz Kuvvetlerimiz olmak üzere çeşitli amaçlardaki deniz araçlarımıza ismi verilerek manevi mirası ve gururu yaşatılmıştır. *** Bu isimlerden birisi de Doğu Akdeniz’de faali...