Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...
Yarım asrı bulan Kıbrıs sorunu müzakerelerinde bir yol alınamamıştır. Dönemsel olarak çözüme yakın bir çizgi izlense de sonunda başladığı yere geri dönülmüştür. Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın göreve başlaması sonrasında bol umutlu olunan ve sonu hüsranla biten, adı zirve, yemek, konferans olan bir dizi diplomatik görüşmeler olmuştur. Gelinen noktada iki aydır konuşulan çerçeve, metin adındaki belgeye bile Güney Kıbrıs siyasileri laf kalabalığı ile geçiştirmişlerdir. Durum böyle hasıl olunca görünen köy kılavuz istemez misali çözüm Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) siyasi pozisyonu ve coğrafi çıkarımları özelinde bir tanınma kazanım yolu arama olmalıdır. Duygusal ve tarihsel bağ, bağlamında yürütülen çözüm adındaki metot, çözümsüzlük olarak Kıbrıs Türk’üne bir elli yıl daha kaybettirmemelidir. İbn-i Haldun’un ‘Coğrafya Kaderdir.’ sözünden yola çıkarak Doğu Akdeniz’deki siyasi pozisyonumuzla tanınma ve kazanım elde etmeliyiz. *** Barbaros Hayreddin Paşa “Denizlere hâkim ol...