Ana içeriğe atla

Kayıtlar

BM etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

193- Cemiyet-i Akvam 26.09.2019, Milliyet Gazetesi

İnsanlık tarihi savaş ve barış olgusuyla tanıştığı andan itibaren sınırlarla çevrilmiş bir durumdadır. Roma şehir devletlerinde tarımın gelişmesi, patatesin güçlü bir besin olduğu ve bir patatesin bir askeri bir gün tok tuttuğu anlaşıldığında Roma İmparatorluğu şehir devletleri bile birbirine kıymaya başlamıştır. Paylaşılamayan, iletişimin olmadığı, sözlü ya da yazılı metinler ve söylemler üzerinde uzlaşılmadığı an kaos karmaşa ve savaş kapıdadır. Bu sebepledir ki insanlık mahalleden başlayan adı muhtarlık olan siyasal sistemin en küçüğünden en büyüğüne doğru belediyeler, bölgeler, devletler ve devlet dışı tabir edilen uluslararası organizasyonlarla bir nevi duvar gibi etrafı örülmüştür. *** Duvar olarak betimlediğim sınırları belirleyen kuralları koyan ilk organizasyon Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)’dır. Paris Barış Konferansı’nın 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında uluslararası barışı ve güveni tahsis edecek ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verilmiş...

191- Siyasi eşitlik ve dönüşümlü Başkanlık var mı? 12.09.2019, Milliyet Gazetesi

Üst düzey BM yetkilisi Lute Hanımın mekik diplomasisi metoduyla sürdürdüğü müzakere görüşmeleri geçtiğimiz hafta sonlandı. Gündemde olan anahtar sözcüğümüz referanstı. Referans aşağı, referans yukarı kamuoyunun meşgul olduğu bir haftalık zaman dilimi, Kıbrıs müzakere tarihinin arşivinde, gazete kupürlerinde, basın yayın organlarında yerini aldı. Elimizde ne var diye düşündüğümüzde, bir şey olmadığı kanaatindeyim. Başlıktan da anlaşıldığı üzere sorulması gereken soru “Siyasi eşitlik ve dönüşümlü Başkanlık var mı?” olmalıdır. O zaman soralım: Referans şartlar olarak tanımlanan metinde başlığımızdaki sorumuz var mıdır? *** Garantör ülkemiz Anavatan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu hafta başı Kuzey Kıbrıs’ta bir dizi ziyarette bulundu. Kıbrıs Türk halkıyla sohbeti sırasında Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci hakkında sürecin tekrardan başlayabilmesi için “Neyin müzakere edileceğinin belirlenmesi gerek.” dedi. Açıklamasının devamında “Siyasi eşitlik, dönüşümlü Başkanlık var mı? K...

153- Niyet Okuma 20.12.2018, Milliyet Gazetesi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Geçici Kıbrıs Özel  Danışmanı  Jane Holl Lute Hanımefendi tekrardan adamıza teşrif buyurdu. Doğu Akdeniz’deki stratejik önemi bir yana, Kıbrıs adası her mevsim güzeldir. Akdeniz ada kültürü ile yetişen bir iki dostunuz da varsa gel keyfim gel. Fırın kebabı, hellim, zivaniya da varsa masanızda Kıbrıs adasının yönetimini 3 saatte değiştirir, Birleşik Kıbrıs’ı inşa edip yarım asırlık sorunu çözersiniz. Bu saydığım sebepten midir bilmem ama geçici özel danışman Lute güzel adamıza sık sık gelip iki komşu liderle sohbetlerini yapmaktadır. Yine bu tarz niyet okuma sohbetleri için tekrardan gündemimize girmiş, Kıbrıs’ın güzelliklerini tatmak ve Akdenizli dostlarıyla hasbihal etmektedir. Kahve tiryakileri kızmasın, hellim, fırın kebabı, zivaniya sonrasında Con kahvemizi de unutmadım. Biraz telvesi bol olursa bireysel niyet okumadan tutun da ülke kaderine kadar gidecek niyet okumalar Con kahvenin telvesinde görünmektedir. Sayın Lute bu saydığımız ...

144- Guterres: “Müzakere şansı hala daha hayatta” 18.10.2018, Milliyet Gazetesi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS) Antonio Guterres, Kıbrıs sorunu için özel temsilci olarak Jane Holl Lute’yi görevlendirmişti. Lute özel danışman sıfatıyla garantör ülkeler başta olmak üzere Rum ve Türk yetkililerle görüşerek müzakere ve görüşmelerin seyrine etki edecek bir rapor hazırladı. Bahse konu raporu, BMGS Guterres, pazartesi günü BM Güvenlik Konseyi’ne sundu. Sonrasında Guterres, Kıbrıs müzakereleri hakkında “Kıbrıs’ta bütünlüklü çözüm için müzakerelerin başlaması ihtimali hayattadır.” şeklinde somut yaklaşımdan ziyade ihtimal ve olasılık üzerine BM’ye yakışır bir açıklama yaptı. Bu tür bir bakış ve yaklaşımla Kıbrıs Türkü yarım asırdır müzakere ve umutlarla beklemektedir. Kıbrıs Türkü’nün bir yarım asır daha bekleyecek sabrı ve takati yoktur. Adayı ikiye bölen BM Barış Gücü’nün varlığı Kıbrıs’ta sorgulanırken ihtimal üzerine müzakere ve çözüm Kıbrıs Türkü’ne ihanettir.   Twitter Diplomasisi   Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı sosyal medya hesabı Twitter’da...

133- Statükonun Devamı BM Barış Gücü 02.08.2018, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs adası 1948 yılından itibaren Birleşmiş Milletler’in (BM) gündemindedir. Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanma fikri “Enosis” ile Kıbrıs BM’nin gündeminde yerini almıştır. BM gündemine girmesi sonrası Kıbrıs adasında Birleşmiş Milletler Barış Gücü (BMBG) Mart 1964’ten itibaren günümüze kadar Kıbrıs adasından mevcudiyetini korumaktadır. Birleşmiş Milletler Barış Gücü, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu ve ateşkesin muhafaza edilmesi maksadıyla adada bulunmaktadır. Barış Gücü olarak nitelendirilen askeri durum, BM Güvenlik Konseyi’nin, 4 Mart 1962 tarihli 186 sayılı kararlı ile uluslararası ilişkilerde kendini meşrulaştırmıştır. Güvenlik Konseyi, adadaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün görev çerçevesini taraflar arasındaki çatışmaların tekrarlanmasını önlemek, düzeni ve hukuku sağlamak, korunmasına katkıda bulunmak ve iki toplum arası arabuluculuk olarak tanımlamamıştır. *** Peki bu kadar önemli bir görev verilen Birleşmiş Milletler misyonu real politikada ne yapmıştır? Kıbrıs a...

72-Sıfır noktası Cenevre 15.06.2017, Milliyet Gazetesi

Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde Genel Sekreter Guterres’in ev sahipliğinde yapılan liderler görüşmesi sonrası, BM memuru Eide’nin tekrar oyuna girmesiyle yeni bir Cenevre tarihi ortaya atıldı: 28 Haziran 2017. Büyük anlamlar yüklenen Mont Pelerin görüşmeleri ve sonrasında garantör ülkelerin katılımıyla Cenevre görüşmeleri konferans niteliğinde ger ç ekleşti. Ha oldu ha olacak niteliğinde ger ç ekleşen görüşmeler, Gü ney K ıbrıs’ta yaklaşan se ç imler i ç in argüman olmaktan öteye gidemedi. Ge ç miş yazılarda da belirttiğim gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın basın açıklamalarında tarihlere yüklediği anlamlar, gelinen son noktada anlaşılmaz bir hal aldı. Şimdi yeniden büyük harflerle tarih yazılacak bir havayla söylenen siyasi söylemleri manşetlerde ve basın açıklamalarında okumaktayız.  ***  Siyasilerden alışık olduğumuz se ç im zamanlarında, Kıbrıs görüşmeleri öncesi ve sonrası yapılan siyasi söylem ve lakırdılara siyasiler dışı kiml...

63- Bizans oyunu… 13.04.2017, Milliyet Gazetesi

Geçen haftaki yazımda görünen köy kılavuz istemez misali iki ay aradan sonra muhtemel yapılacak olan 11 Nisan görüşmeleri hakkında sıralı bir dizi olacak olanları yazmıştım. “Abdala malum olurmuş” misali kadim bir düşünceyle olacakları sıraladım. 7 Nisan Cuma günü Rum meclisinde Enosis kararı kilisenin atanmasında etkili olduğu eğitim bakanının inisiyatifine bırakılmasıyla görüşmelerin önü açılmış oldu. Bir nevi Enosis kararı sümen altına itilmiş oldu. 11 Nisan görüşmeleri yapıldı. Her zamanki gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı ‘ihtiyatlı iyimser’ bir bakış ve düşünceyle müzakere sonrası basın açıklaması yaptı. 20 aya yakındır alışık olduğumuz tarzından hiçbir şey değişmeden sorulara da cevap verdi. Yeni bir görüşme takvimi olarak 20 Nisan, 2, 11 ve 17 Mayıs tarihlerinde heyetler olarak görüşmeler yapacaklarını basına açıkladı. Tabi burada Yeni takvim ve tarih var ama görüşmeler bizim bildiğimiz eski görüşmeler gibi geçeceği aşikardır. Rum meclisi ve ...

58- Akıncı’nın göstergeleri hala uygun mu? 09.03.2017, Milliyet Gazetesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı seçildiği günden itibaren müzakere üzerine yaptığı tüm basın toplantılarında Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik şartlar uygun diyordu. Bunları da 2016 yılı ortalarından itibaren sıraladığında ABD başkanlık seçimi, Birlemiş Milletler Genel Sekreterinin değişimi, Güney Kıbrıs’ta yaklaşan seçimler ve Rum lider Anastasiadis ile yaşlarının aynı olması ve tarihi süreci birlikte bilmelerini ‘federasyon modelli’ çözüm yolunda büyük destek olarak gösteriyor ve şartlar uygun diyordu. Ben çözüm için bu şartların önem derecesi belirlendiğinde gerilerde kalacağını ve garantör ülkelerin iç ve dış siyasetlerinin bu süreç için daha önemli olacağını TV programları ve köşe yazılarımda belirtiyordum. Gelinen noktada Sayın Akıncı’nın göstergeleri geldi/geçti ve süreç tekrar çıkmazda fakat görüşmeler halen daha devam ettirilmek isteniyor. Demek ki göstermiş olduğu nedenlerin Kıbrıs sorunuyla yakından uzaktan bir alakası yokmuş. Enosis kararına...