Ana içeriğe atla

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi.

***

2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismine çalışmalarında bolca yer verdi. Lute aşağı, Lute yukarı yazılar yazıldı.

***

Lute hanımın gelmesini fırsat bilen iki komşu lider, Sayın Akıncı ve Anastasiadis de Lute öncesi ve sonrası bolca basına bilgilendirme, heyecan veren açıklama gibi bir sürü politik lakırdı yaptı, durdu. Lute hanımın adamıza yaptığı son ziyarete sebeple hafta başı Rum lider Anastasiadis “Amacımız kendi görüşlerimiz konusunda açık ve net bir mesaj vermektir. Kıbrıs müzakerelerinin Temmuz 2017’de kaldığı noktadan bugün bile başlamasına hazırız mesajını vermek istiyoruz.”diyerek son günlerin manşetlik lakırdısını yaptı. Rum lidere sormak gerek: Müzakerelere kaldığı yerden başlayacaksın da Kıbrıs Türk liderliğinin çözüm sonrası ortak zenginliğimiz şeklinde değerlendirdiği hidrokarbon yatakları için yaptığın ‘ihale, yer tespiti ve uluslararası konferansları’ ne yapacaksın? Ortak zenginliğin Kıbrıs Türkü ile işletilmesi ve bölüşülmesi noktasında zihniyet değişiminin hangi aşamasındasın? Kıbrıs Türkü senin için halen daha azınlık mıdır, yoksa Kıbrıs adasında siyasi varlık gösteren eşit yurttaş mıdır? Bu ve benzeri birçok soru tekrardan müzakere adı altındaki orta oyunun perdesi açılmadan Rum siyasi yönetiminin şimdiki lideri Anastasiadis’e sorulmalıdır. Rum liderden alınan cevaplar da Rum siyasetinin son karar merci olan Rum Kilisesinin Baş Papazı 2. Hrisostomos’un onayına sunulmalıdır. Malumunuz Anastasiadis ne derse desin Rum Kilisesi onay vermezse boş lakırdıdan ibarettir. Ömür törpüsü ve zaman kaybıdır.

 

Kıbrıs: Zorluğu Kanıtlanmış Birleşme

ABD kongresinin Kıbrıs raporunda uzun zamandır konuşulan ‘iki kesimli, iki toplumlu, federal çözümün’ ulaşılması zor ve elde edilemeyecek bir model olduğu belirtilmiştir. Raporda, ‘gözlemcilere göre Eylül 2018 itibarıyla Lute ve Guterres tarafların pozisyonunda sadece küçük değişiklikler tespit edildi ve güçlü bir müzakere zemini bulmadı’ ifadesi de kullanılmıştır. Hal böyle olunca okyanus ötesinin kongresine sunulan raporun halk dilinde okumasına “Güle güle federasyon” desek çok da yanlış dememiş oluruz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...