Geçen haftaki yazımda ‘Türkiye Yüzyılı’ başlığıyla Cumhuriyetin birinci yüzyılının bitişini işlemiştim. “Cumhuriyet” tanımı için kelimeler ve söylemler yetersiz kalabilir. Benim en benimsediğim tamımsa ‘Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.’ Memleket ve vatan tanımlamasını yaptığımız her coğrafyada Cumhuriyet Türkiyesi kimsesizlerin kimsesidir. Edirne’den Kars’a kadar memurun, işçinin, öğretmenin, iş insanının, çobanın, kadının, erkeğin Cumhuriyetidir. Cumhuriyet belki de yokluk ve kıt kanaat geçen yaşamda hayallerin gerçekleşmesinin destekçisi ve güvencesidir. 9. Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel, Cumhuriyeti şu sözlerle tanımlamıştır: “İşte ben bu odada kardeşlerimle yaşadım. Elektrik yoktu. Gaz lambasıyla okur, yazardık. Köy okulunu bitirdim. Ortaokul yoktu. Ortaokula gitmek için her sabah kilometrelerce yürür, kasabaya giderdik. Sonra Afyon Lisesi. Eğer bana Cumhuriyet nedir, diye sorarsınız. Size cevabım şudur: Cumhuriyet benim işte! İslamköy'den çıkmış bir köylü çocuğunu...
Gelenekten; geleceğe gidenlerden