Ana içeriğe atla

119- Endüstri 4.0 03.05.2018, Milliyet Gazetesi

İlk çağlardan günümüze kadar gelen üretme sistemini endüstri genel adıyla tanımlarız. Günümüzde 4. Sanayi Devrimini ‘Endüstri 4.0’ olarak tanımlamaktayız. Üretimin ve üretim teknolojisinin şu anki son halidir 4.0. Akıllı telefonlarımıza da dönem dönem gelen güncellemeleri 10.1.2 gibi değişik rakam ve isimlerle tanımlarız. Bu süreç yenilik ve gelişecek olan tüm sektörlerde kademe kademe böyle gidecektir. Bitmek tükenmek bilmeyen insan ihtiyaçlarını, bitecek ve tükenecek olan kıt kaynaklarla karşılanmasını inceleyen disipline de iktisat deriz. İktisat bilimi ve endüstri birbirine paralel bir şekilde gitmektedir. Sanayinin gelişmesinin ana sebeplerinden bir tanesi insan ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamını kolaylaştırmak için yapılan çalışmalardır.

***

Tarihte ilk sanayi devrimi 1.0 su ve buhar gücünün kullanarak mekanik üretim sistemleri ile ortaya çıkmıştır. Buharın sanayide kullanılması ulaşım ve fabrikaların çalıştırılmasında insan yaşamı için büyük bir devrimdir. Akabinde ikinci sanayi devrimi 2.0 ile elektrik gücünün yardımıyla seri üretim ve otomasyon yaşamı başlamıştır. Üçüncü sanayi devrimi ise dijital devrimdir. Bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle otomatikleşen sistemler küçülmüş ve yaşamımıza büyük katkı yapmışlardır. Günümüzde geldiği noktada endüstri 4.0’dır. Teknoloji ve diğer değer zinciri organizasyonlarının kolektif bütün halidir. Siber – Fiziksel sistemlerin yaşamımıza girmesidir.

***

Son 10 yılda devrim niteliğinde endüstrinin ürettiği bazı değerler şunlardır: Sürücüsüz araçlar vardır. Her şeyi sorduğumuz, adını ‘Hoca Google’ dediğimiz arama motoru ve beyinleri 2008 yılında üretime geçmişlerdir. Telefonlar kadar yaşamımız için olmazsa olmaz olan tablet bilgisayarlar 2010 yılında Apple ile yaşamımıza girmiş, Amazon tarafından piyasaya sürülen kindle adıyla anılan e-kitaplar yaşamımıza dahil olmuştur. Elektrikli araç Tesla 2008 yılında görücüye çıkmıştır. Mars uzay aracı Curiosity 2011 yılında çalışma alanına insanlık için bırakıldı ve 2014 yılında Mars yüzeyinin altında su bile buldu. Yine Google 2014 yılında Google Glass’ı tanıttı. Arttırılmış gerçeklik tanımıyla dünyamızı etkiledi. Son olarak da yakın zamanda bize benzer olan insansı robotlar “Bizim yerimizi bunlar mı alacak?” diyecek kadar endüstri dünyasında yerini aldı.

***

Dünya ve sistemler böyle gelişip 4.0’ı ve sonrasını düşünürken, biz Annan Planı’nı sonrası hala neredeyiz? Çözüm diye tanımladığımız Rum yönetimiyle görüşmeleri, tiyatral bir şekilde oynanarak devam etmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı 3. yılında yaptığı konuşmada “Kıbrıs’ta çözüm hala mümkün” demektedir. 1 Mayıs’ta gençlerimiz büyük sanayi şehirlerinde, kutlanması gereken bir şekilde sanayisi ve üretimi olmayan ülkemizde işçi bayramını yabancı marşlar eşliğinde kutlamaktadır. Yukarıda saydığım gelişmeleri garaj diye tabir edilen küçük yerlerde az bütçe ve imkanlarla insanoğlu insanlık için bulmuş ve üretmiştir. Bizim siyaset yapıcılarımız duygusal bağlardan ve kişisel hedeflerden arınarak dünya sisteminde kabul gören, sermaye yoğun olmadan emeği yoğun endüstrileri Kuzey Kıbrıs’a taşımalıdır. Çözüm yaşam seviyesinin yükselmesi, sistemli ve yaşanabilir bir Kuzey Kıbrıs olmaktan geçmektedir. Sayın Akıncı’nın himayesinde lise gençlerimize niçin yazılım kursları açılmasın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...