Ana içeriğe atla

124- Deniz Hakimiyet Teorisi 07.06.2018, Milliyet Gazetesi

Yarım asrı bulan Kıbrıs sorunu müzakerelerinde bir yol alınamamıştır. Dönemsel olarak çözüme yakın bir çizgi izlense de sonunda başladığı yere geri dönülmüştür. Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın göreve başlaması sonrasında bol umutlu olunan ve sonu hüsranla biten, adı zirve, yemek, konferans olan bir dizi diplomatik görüşmeler olmuştur. Gelinen noktada iki aydır konuşulan çerçeve, metin adındaki belgeye bile Güney Kıbrıs siyasileri laf kalabalığı ile geçiştirmişlerdir. Durum böyle hasıl olunca görünen köy kılavuz istemez misali çözüm Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) siyasi pozisyonu ve coğrafi çıkarımları özelinde bir tanınma kazanım yolu arama olmalıdır. Duygusal ve tarihsel bağ, bağlamında yürütülen çözüm adındaki metot, çözümsüzlük olarak Kıbrıs Türk’üne bir elli yıl daha kaybettirmemelidir. İbn-i Haldun’un ‘Coğrafya Kaderdir.’ sözünden yola çıkarak Doğu Akdeniz’deki siyasi pozisyonumuzla tanınma ve kazanım elde etmeliyiz.

***

Barbaros Hayreddin Paşa “Denizlere hâkim olan, cihana hâkim olur.” sözü ile denizlerde etkili olmanın önemli olduğunu vurgulamıştır. Deniz hakimiyetinin önemini vurgulayan ve teorisini çalışan Amerikalı Tuğamiral Alfred Thayer Mahan’dır. 1859 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olmuştur. 1859’dan 1890 yılına kadar Amerika Deniz Kuvvetleri’nde çeşitli görevlerde bulunmuştur. Bu süreçteki notlarını “Deniz Gücünün Tarih Üzerine Etkisi 1660-1783” isimli kitabında toplamıştır. Deniz hakimiyet teorisinin önemi için Mahan, siyasi olarak deniz kuvvetlerinin tarih boyunca milletlerin gelişiminde ve refahında tartışılmaz bir etkisi olduğunu irdelemiştir. Mahan “Tarih, devletlerin dünya hakimiyeti kurmada, deniz gücünün etkin rolü oynadığını ortaya koymuştur. Ülkenin refah ve mutluluğunu mümkün olan en üst seviyeye çıkarmak ve dünya siyasetinde söz sahibi olmak arzusunda olan her devlet için, öncelikli deniz hakimiyetini etmesi esastır.” demiştir. Mahan, “Deniz gücünün oluşması için altı unsur var. Bunlar coğrafi konum, fiziki yapı, arazinin büyüklüğü, nüfus miktarı, halkın karakteri ve hükümetin karakteridir.” demiştir. Bu unsurlar sonrası Mahan, İngiltere’nin coğrafi konumunu kıta devletleri olan Fransa ve Hollanda ile karşılaştırmıştır. Ada devleti olan İngiltere’nin kara gücü yerine deniz gücüne önem verdiğini ve bu deniz hakimiyeti ile de limanları ve kıtaları kontrol edebildiğini belirtmiştir. Bu kontrol sayesinde İngiltere sömürgeler imparatorluğu kurmuş ve bu ülkeleri denizler sayesinde kontrol altına almıştır.

***

Büyük Ortadoğu projesi ardındaki Akdeniz oyunlarına baktığımızda deniz hakimiyet teorisi bağlamında KKTC en az Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) kadar bu oyunda rol alabilir. Akdeniz’in bir tarafı Cebelitarık Boğazı, diğer tarafında ise insan eliyle yapılmış ve Akdeniz’i Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na bağlayan Süveyş Kanalı vardır. Bu iki stratejik geçişin en önemli karası Kıbrıs adasıdır. Özelde ise KKTC’dir. Akdeniz, tarih boyunca kıtaları birbirine bağlayan, birleştiren, yakınlaştıran bir köprü olmuştur. Bu köprünün bir gişesi de deniz hakimiyet teorisine göre KKTC’dir.

***

Sonuç olarak siyaset yapıcı aktörlerimiz büyük fotoğrafta Kıbrıs Türk’ünü konumlandırmalıdırlar. Bunun için de bireysel zafer ve nefisi yenip büyük oyundaki sıklet merkezlerini belirleyerek KKTC’yi oyuna dahil etmeyle elli yıldır çözülemeyen süreç başarı ile sonlanabilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...