Ana içeriğe atla

274- Kremlin ve Akdeniz 15.04.2021, Milliyet Gazetesi

Transatlantik kadar Akdeniz için yanıp tutuşan diğer bir güç Kremlin’dir. Tarih sahnesinde yer aldıkları andan itibaren, Rusya’nın Akdeniz hayali hep sıcak olarak fikir ve eylemde olmuştur. Günümüzden Çarlık Rusya yönetimine kadar giden tarihi süreçte Rus dış politikasının ana konularından birisi ‘sıcak deniz’ olarak betimlenen Akdeniz’e inmek ve egemenlik sahasını oluşturmaktır.

***

Rusya’nın Akdeniz politikası için birbirinden bağımsız gibi görünse de tarihi süreç içerisinde Akdeniz için stratejik adımları olmuştur. Bunlar, Kırım’ın 1783 yılında Ruslar tarafından ilhakı, Balkanlarda Ortodoks Hristiyanların hamiliğini üstlenmesi ve panslavist bir politika izlemesi, Boğazlar üzerinde söz sahibi olmak istemesi, Yunanların bağımsızlık hareketini desteklemesi ve Kafkaslar üzerindeki nüfus mücadelesidir. İfade ettiğim tarihi süreç ve konular birbirinden bağımsız gibi görünse de Rusya’nın Akdeniz’e inme stratejisi için dönemsel olarak ileri karakol ve hamleleridir.

***

Çarlık Rusya ve SSCB dönemi sonrası 1990’ların sonuna değin, Rusya ekonomik ve siyasî anlamda istikrarsız bir dönem yaşamıştır. Bu süreç zarfında tarihi hayal ve planları, sıcak denizlere inme fikri de dönemsel olarak sekteye uğramıştır. 2000’li yılların başından itibaren Putin’in başkanlığında Kremlin, Sovyet coğrafyasını ve nüfus alanlarını tekrar etkisi altına almaya başlamıştır. Gürcistan ile yaşadığı çatışma, Ukrayna ile yaşadığı sorunlar ve Sovyetlerin dağılmasıyla elden çıkan Kırım’ın tekrar işgal edilerek ilhak edilmesi 2000’ler sonrası Rusya’nın kendine gelmesine örnektir.

***

Rusya’nın stratejik adımlar atmasını önlemek için batılı güçler ekonomik yaptırımlarla Rusya’yı hedef almıştır. Enerjisi ve kapasitesi batılı hâkim güçlerin saldırısıyla çıkmaza girse de Akdeniz’e komşu ülkelerde vuku bulan Arap Baharı, Rusya’ya aradığı rahatlama ve Akdeniz’e inmesi için aradığı alanı yaratmıştır. Suriye iç savaşıyla birlikte NATO ve ABD’nin Suriye politikasındaki eksiliğini Rusya fırsata çevirmiş, Tartus’taki askerî deniz üssüne ek olarak Lazkiye’de limanda bulunan varlığını garanti altına almıştır.

***

Rusya sıcak deniz olarak betimlediği Akdeniz’deki varlığını korumak ve devamlılığını sağlamak adına, dönemin savunma sanayinden sorumlu Başkan Yardımcısı Dmitry Rogozin’in ifade ettiği yeni doktrinle NATO’nun doğuya genişlemesine cevap vermek için 26 Haziran 2015’te “Atlantik Bölgesel Öncelik Alanı” altındaki 58. maddesinde kurallarını koymuştur. Bunlar, “1- Bölgeyi bir askerî-siyasî istikrar ve iyi niyet alanına dönüştürmek için kararlı bir politikanın takip edilmesi, 2-Kalıcı olacak şekilde yeteri kadar Rus donanmasının bölgede varlığının garanti altına alınması, 3-Kırım ve Krasnador Limanlarından Akdeniz Havzası’ndaki ülkelere seyrüseferlerin genişletilmesi” şeklindedir.

***

Rusya’nın Akdeniz stratejisini resmî evraka dökülmüş hali yukarıdaki üç maddede gizlidir. Bu maddeler NATO-ABD ve transatlantik olarak betimlenen güçlerin menfaatine terstir. Dış politika kazan-kazan üzerine kurulduğu düşünüldüğünde Türk dış politikası ve Kuzey Kıbrıs’ın menfaatiyle dönemsel olarak çakışacak haller olacaktır. Güney Kıbrıs’ta varlık gösteren Rus sermayesi Akdeniz’deki askerî varlığıyla birleştiğinde Kıbrıs adası ve Kuzey Kıbrıs hassas dengelerle devlet siyasetinin teşekkül ettirilmesi gereken bir haldedir. Transatlantiğin ve Rusya’nın güç mücadelesi göz önüne alınarak Kıbrıs Sorunu adına başlanacak müzakere ve görüşmeler duygusal zekadan uzak, analitik yaklaşım ve devlet aklıyla yönetilmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...