Ana içeriğe atla

323- Ukrayna ve AB yolculuğu 24.03.2022, Milliyet Gazetesi

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi siyasi ve askeri olarak yeryüzünün en önemli konusu. Belki de 3. Dünya savaşını tetikleyen işgal olarak tarihe geçecektir. Putin ve Zelenski de tarihe kahraman ya da diktatör olarak konu olacaktır. İşgalin başladığı ilk günden itibaren, ekonomik ve siyasi olayların tetikleyicisi bu olaydır. Varil petrol fiyatının artması, finans sisteminin belirsizliklerle dolu olması gibi bir sürü konu etkilenmiştir. Ukrayna’nın Avrupa Birliği (AB) üyeliği süreci de savaşın başlamasıyla birlikte gündemde yerini almıştır. 

***

Savaşın başlamasıyla birlikte Zelenski fırsatı değerlendirerek Avrupa kıtasındaki tüm ülkelerin hakkı olduğu gibi AB’ye adaylık başvurusunu yapmıştır. AB’nin ilgili kurumları da başvuruyu kabul etmişlerdir. Peki; Rusya – Ukrayna arası savaş, Ukrayna’nın AB üyeliğini fasılları ve süreci hızlandıracak katkı sağlar mı? AB üyeliği için gerekli kriterler geçmişte görmezden gelinmiştir. Doğu Almanya, tabir doğru olursa bir gecede AB üyesi olmuştur. Kıbrıs Cumhuriyeti, KKTC yok sayılarak apar topar üye yapılmıştır. Gelecekte İskoçya Birleşik Krallık’tan ayrılsa çok kısa bir sürede üye olabilir. Bu varsayımlar ve geçmişteki jet üyelikler bize aday olan ülkenin coğrafyasının, ekonomik yapısını, dininin üyeliğe jet hızıyla geçmede etkin olduğunu göstermektedir.

***

Fakat Ukrayna AB için coğrafi ve kültürel olarak sorunlu görünmese de ekonomik ve reformlar bakımından Balkan ülkelerindeki kronik sorunları içinde barındırmaktadır. Freedom House’a göre Ukrayna ‘hibrit rejimle yönetilen ve kısmen özgür’ olarak tanımlanmaktadır. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü de medyayı Zelenski’nin ‘kıskacında’ olarak tanımlamıştır. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski, savaş öncesi dönemde seçimde aldığı desteği %30’lara kadar kaybettiği görülmüştür. Pandora Papers’da kendisi ve iş ortağının adı geçmektedir. Politik yozlaşma, rüşvet, Ukrayna para biriminin değer kaybetmesi, işsizliğin artması savaş öncesi Cumhurbaşkanı Zelenski’yi sorgulanır hale getirmiştir. Hatta savaş öncesi olası Rusya – Ukrayna savaşı için Zelenski %55’le liderlik yapamaz anketi ortaya çıkmıştır. Bunlara ilave olarak da Ukrayna AB üyeliği için belki de politik olarak Kopenhag kriterlerini, ekonomik olarak da Maastricht kriterlerini karşılayamaz haldedir.

***

Ukrayna ve siyasi yapısına ilave olarak, AB kriterleri de Ukrayna üyeliği için uygun olmayabilir. Üye olacak olan ülkenin sınırlarının net belli olması ve sorunsuz olması koşulu Kırım ve Dombas bölgesi düşünüldüğünde, Ukrayna için sorundur. Tüm bu hususlar görmezden gelinir ve Ukrayna AB üyesi yapılırsa da AB Anlaşmasının 42. maddesi gelecekte olacak olan Rus saldırısın da AB ülkelerinin de savaşa bilfiil katılmasına sebep olabilir. Bahse konu 42. madde NATO’nun 5. maddesi gibidir. Üye devlete saldıran üye olmayan ülkeye karşı AB’nin topyekûn saldırması ve savunması bağlamındadır.

***

Bu bağlamda sonuç itibariyle Ukrayna’nın AB üyeliği siyasi tarihimiz ve geleceğimiz için önemle takip edilmesi ve değerlendirilmesi gereken bir olaydır. Savaşın kazananı yoktur; fakat dönemsel olarak liderler kazanmış görünebilir. Putin ve Zelenski’nin tarihe nasıl geçeceklerini süreç belirleyecektir. Web3.0’ın yaşama geçtiği çağımızda diyalog masaları ve köprü ustaları sayesinde, duvarlarla çevrili liderler konuşabilmelidir; çünkü Ukrayna ve Rus halklarının ve insanlığın barış ve huzura ihtiyacı vardır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...