Ana içeriğe atla

8- 30 Ağustos Zafer Bayramı, inAydın, Ağustos 2017

Merhaba Aydın,

 

Ağustos sayımızda tekrar sizlerle olmanın mutluluğuyla yazmaya başlamak çok güzel…

 

Umarım Temmuz ayımız güzel ve huzurla bitmiştir.

 

Umarım Temmuz ayındaki bireysel yaşamımız ve toplum hayatımız için önemli olan olayları hafızamızı tazelemesi veya bir daha yaşanmaması düşüncesiyle kutlamış, yad etmiş veya anmışsınızdır.

 

Ağustos ayı da en az Temmuz ayı kadar önemi olan bir aydır:

 

Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı anacağımız,

 

Kuruluş asabiyemizi hatırlayacağımız,

 

Coğrafyadaki varlığımızın ve önemimizin ortaya koyulacağı,

 

Özgürlüğümüzün ve istikbalimizi kazandığımız aydır.

 

30 Ağustos 1922’de başlayan ve Yunan ordusunun İzmir’den denize dökülesiyle sonuçlanan Büyük Taarruz’u andığımız Milli Bayramımızdır, 30 Ağustos Zafer Bayramı…

 

30 Ağustos, ilelebet Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kahramanlıklarıyla kazandığı mücadelemizin sembol tarihlerindendir.

 

30 Ağustos, Kurtuluş Savaşımız sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin “Kuruluş İrade”sinin saklı olduğu tarih ve şuurdur.

 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin siyasi coğrafyamızda ve diyalog içinde olduğumuz devletlerden farklıdır kuruluş asabiyesidir…

 

Uluslararası aktörlerin cetvelle çizdiği bir uydu devlet değildir.

 

Kuruluş karakteri asabiyesi ve kurucu dinamikleri vardır.

 

Günümüzde güçlü ve uluslararası alanda baş aktör olan devletler kuruluş iradeleri olan devletlerdir.

 

Bir yıl önce, Anadolu coğrafyasını bir asır önce yıkmak ve almak için uğraşan, haçlı ordularının post modern zihniyetlerinin saldırısıyla devletimiz ve milletimiz istila edilmek istenmiştir. Bu üst akılın yönettiği haçlı saldırısı kurucu irademizin gücü ve kurucu asabiyenin sağlam karakteri sayesinde bertaraf edilmiştir.

 

Sonrasında devletimiz yeniden yapılanmaya gitmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle devletimizin eli güçlendirilmiştir. Devletimiz, 50-100 yıllık planlarla içimize sızan, bizden görünüp de bizden olmayan, ruhunu ve şahsını şeytana satmış güruhlardan temizlenmeli ve çağın gereksinimlerine uygun bir şekilde tekrar organize olmalıdır.

 

Bu faaliyet sırasında 30 Ağustos kurtuluş ruhu şimdi de Cumhuriyetimizi ve devletimizi kuran irade ruhuyla beden bularak yapılmalıdır.

 

Unutulmamalıdır ki “Birey fani, Devlet baki!”dir.

 

Geçmiş yazılarımda okumanız için önerdiğim Prof. Dr. Emin Işık hocamızın “Devleti Kuran İrade” isimli kitabından esinlenerek kaleme aldığım bir yazıyla yukarıdaki özeti detaylandırmak istiyorum.

 

Devleti Kuran İrade

 

Türk Devleti üç büyük müesseseden kuvvet alarak kurulmuş ve yükselmiştir. Bu üç büyük müessese: Ordu, Medrese ve Tekke’dir.

Kuruluş bu üç büyük müessesenin biraraya gelmesi ve gayretiyle olmuştur.

Ordu, nizam ve otoriteyi; Medrese, din ve ilmi; Tekke ise ahlakı ve halk eğitimini temsil ediyordu.

Ordu askerleri, devlet ve idare adamlarını; Medrese münevver kadroları; Tekke de geniş halk yığınlarını eğitmeye şuurlandırmayı ve devletin gayesini yöneltmeye çalışıyordu.

Devletimizin kuruluşunda Osman ve Orhan Gazilerin, Yıldırımlarla Muratların, ne kadar emeği ve hissesi varsa, Mevlâna ve Yunusların, Hacı Bayram ve Akşemsettinlerin de o kadar hissesi vardır.

Bu öyle bir büyük devlettir ki, serhattaki akıncıdan köy imamına kadar tüm milletin el ve gönül birliğiyle meydana gelmiştir.

Bu yapı ve kutsallık üzerine kurulan büyük Türk devletleri sırayla, asırlarca yaşamış ve hüküm sürmüştür.

Günümüzde en büyük ve modern iradesi de Türkiye Cumhuriyeti devletidir.

Dünden bugüne ordu, medrese ve tekkenin millete yansıttığı değer yumağıyla milletin aynası olan devlet, çağlara ve zamana ayak uydurmuş muasır ve güçlü devletlere eş olmuştur.

Günümüzdeki iradesi ordusu, okulları ve din işleri dün olduğu gibi milletini, devlet adamını, esnafını, eğitimcisini, kamu görevlisini ve sosyal yaşamdaki aile yapısını, örf adet ve ananesini şekillendirmiş ve Türk Devletini milletin aynası gibi yapılandırarak güçlü kılmıştır.

Bu değerler bütünüyle zaman içinde yoğrulan devlet, ayakta kalmış ve milletin iradesini gözü gibi koruyarak yüceltmiştir.

Yeni dünya düzeninde ve yeni dünyada hangi rejim şekli olursa olsun, milletin iradesinden ve değerinden beslenmeyen yönetim şekli, yok olmaya, tarihe kötü ve kara bir şekilde geçmeye mahkumdur.

Büyük devletin gücü milletinin sayısı ile değil, devlet iradesinin gücü ile belirlenir. Bu güç de milletten aldığı ruh ve heyecan değerlerinin yumağıdır.

Günümüze geldiğimizde ‘millet iradesi’ denilen kavram bazı değerlerle yer değiştirmiş, hayatın ve geçimin gerekleri bu iradeyi suni sürelerde belirlemiştir.

Bu sürelerde milletin aynası olduğunu sanan yapı ve kuvvetler zaman zaman devlet iradesinde yer almıştır.

Değerleri şekillendiren ordu, medrese ve tekke ile oynanmış dünden bugüne, bugünden yarına değerleri aktaracak ve değerlere değer katarak zamana bağlayacak kurumlarla oynanılmış, yıpratılmış ve bu büyük devletlere yön vermiş, şekil vermiş, dünya üzerinde mertlik olmuş, yapılar çökertilmek istenmektedir.

Bu süreçte milletin sessizliği ve sükûneti, yüzyıllardır günümüze kadar taşınan iradesinin gücü ve güvenindendir.

Onun için hangi güç ve kudret ile suni sürelerde devlet iradesini zapt eden kişiler ve kurumlar, gerçek güçlerini ve duygularını millet ve devlet iradesinden almadıkları için geldikleri gibi gitmeye, sabah rüzgârında savrulmaya mahkûmdurlar.

Bu süreçte millete düşen en önemli görev ise, dünden bugüne değerlerine sahip çıkmak ve o değerler çerçevesinde birey olarak kendisini, ailesini, sosyal ve iş yaşamını şekillendirmek ve gücünü aldığı değerlere dört elle sarılmaktır.

Mevcut hayatımızda yaşadığımız düzeni dün olduğu gibi korumak, değerler bütününe sahip çıkmak ve zamana göre geçmişten aldığı değer ve duygu ile geleceğe yorumlamak ve işe koyulmak gerekmektedir.

Her vatandaş, günümüzün suni ve gündelik yaşamındaki duyguları ve düşünceleri değerleriyle korumalı, geleceğini geçmiş gücü ile güçlendirmeli ve yaşamı hak ettiği seviyede devletinin büyüklüğü ve kudreti ile yaşamalıdır.

Onu içindir ki “Devleti yaşat ki, millet yaşasın!”

Ülkemiz 15 Temmuz haçlı saldırısı sonrası yeniden organize olmaktadır.

Yukarıda Prof. Dr. Emin Işık hocamızdan feyiz aldığım ve sizlere aktardığım şekliyle geleceğe gidebilmemiz için bugünümüzü kurgulamalıyız. Kurucu iradenin karakterinden ve yapısından ayrılmadan yeniden organize olmalıyız.

Değer ve derinliği olmayan tüm yapılar, kaideler ve sistemler çökmeye mahkumdur…

 

Kitap: 7 Eylül 1916 İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğan, 25 Temmuz 2016 Ankara, Türkiye Cumhuriyeti devletinde vefat eden Kırım Türk’ü tarihçi rahmetli Halil İnalcık hocamızın “Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı - Devlet, Kanun, Diplomasi” adlı eserini okumanızı tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...