Ana içeriğe atla

9-Aydın, geleceğini nerede aramalı?, inAydın, Eylül 2017

Merhaba güzel Aydın.

 

Ağustos, yaz mevsiminin en güzel ayıdır. Bitmesini istemediğimiz güzelliklerle doludur. Anı ve zamanı tükettiğimiz gibi bu ayı da tüketiriz. Yaz özlemi erken çöker bu ayın bitiminde.

 

Eylül ayına merhaba deriz.

 

Hüzün ayı derler Eylül için. Sonbaharın ilk göz ağrısı, hazan mevsiminin sarı büyüsüdür.

 

Boğmayan sıcağı, üşütmeyen rüzgarları vardır. Islandığımızda mutlu eden yağmurları, sokakları süsleyen sarı yaprakları vardır.

 

Son baharın ilk güzelliklerini yaşadığımız Eylül ayının sizin ve aileniz için güzel geçmesini diliyorum.

 

Bu sayımızda başlığa kullandığım şekliyle “Aydın geleceğini nerede aramalı?” sorusu üzerine yazmak istiyorum.

 

Soruya cevap bulamasam da sizlerin de bu soruyu düşünmenizi ve gelecek planlamanızda sorular ve cevaplar doğrultusunda tasalanmanızı ya da mutlu olmanızı, her şeye gülüp geçmenizi, yarını düşünmeden anı ve günü kurtaran kimlikler olarak kaderi yaşayacağınızı belirtmek istiyorum.

 

Şehir Kimliği

 

Her bireyin ve doğadaki canlı tüm varlıkların bir kimliği vardır. Karakterleri ve yaradılış asabiyeleri vardır. Varoluşlarındaki hikâye doğrultusunda büyüme, gelişme ve olgunlaşma dönemlerini yaşarlar. Sonrasında varoluş hikayeleri gibi yok oluş hikayeleriyle giderler.

 

Birey gibi düşünme, ifade etme ve kaderini tayin hakkı olmasa da şehirlerin, kurumların, STK’ların da birer kimlikleri vardır. Coğrafyasının zorluklarından ya da güzelliklerinden, ekonomik mecburiyetlerinden, üretime ya da tüketime olan yatkınlıkları, kimlik ve karakterlerinin oluşmasında çok etkilidir. Bu kimliği tanımak demek, yürütmesini ya da etki-tepkisini önceden bilmek demektir. Sınırlarını kestirebilmek demektir.

 

Konumuzun özü olan şehirlerin de kimliği vardır, olmalıdır da.

 

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 ve 2015’teki “Şehir Kimliği Çalıştayı”nda şehir kimliğini, “Şehir kimliği şehir imajını etkileyen; her şehirde farklı ölçek ve yorumlarla kendine özgü nitelikler taşıyan; fiziksel, kültürel, sosyo-ekonomik, tarihsel ve biçimsel faktörlerle şekillenen; şehirliler ve onların yaşam biçiminin oluşturduğu, sürekli gelişen ve sürdürülebilir şehir kavramını yaşatan; geçmişten geleceğe uzanan büyük bir sürecin ortaya çıkarttığı anlam yüklü bütünlüktür.

Bir şehir mekanının kimliği, o mekânın tüm fiziki ve beşerî özelliklerini içine almakta ve her yaşanan toplumsal değişim, çevresel biçimlenmeler üzerinde de değişimlere neden olmaktadır. Böylece şehir kimliği, doğal ve yapma çevre özellikleri arasındaki etkileşimleriyle insan davranışları ve yapısal biçimleri sonucu ortaya çıkmakta. Kısacası uzun bir zaman dilimi içinde oluşmakta, gelişmekte, değişmekte ve sürekli olarak yeniden üretilmektedir.” şeklinde tanımlamıştır.

 

Bu tanıma dayanarak Aydın ilimizin, memleketimizin kimliği nedir?

 

Neler gösterge alınarak Aydın kimliği tanımlanmalıdır?

 

*Siyasi coğrafyasının konumlandığı Ege bölgesinde, denize kıyısı olan bir il olarak sahil şehri kimliği mi hakimdir? Sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden olan İbn-i Haldun’un “Coğrafya kaderdir” sözü de bu kimlik arayışında etkilidir.

 

*Fiziki konumuyla Menderes deltasında olması, tarım sahasındaki toprak verimliliğinde kimliğini tarımdan mı almıştır?

 

*Eğitim veren kurumlarının lise ve üniversite sınavlarındaki başarısı sebebiyle ve Aydın şehrine yukarıdan bakan, ismi ve manası büyük olan reel yaklaşımda nasıl derecelendirildiğini, şehre katma değerinin ne olduğunu bilmediğimiz üniversitesiyle eğitim şehri kimliği mi vardır?

 

*Şehrimizde var olan, ASTİM Organize Sanayi Bölgesi ve Umurlu Organize Sanayi Bölgesi ya da Nazilli bölgesinde yer alan yerel ya da ulusal sanayi faaliyetleriyle Aydın sanayi şehri kimliğine mi sahiptir?

 

*Kurtuluş Savaşı yıllarında vermiş olduğu mücadeleyle Efeler Şehri kimliğiyle mi kimlik bulmuş ve geleceğini yine bu kimlikle mi şekillendirecektir?

 

*İklim koşulları sebebiyle, yaşamın ve hayatın basit ve ucuz olmasıyla, orta eğitimin başarılı olması, gelen memurların uzun süre görev yapıp ve tayin olsalar bile ailelerini Aydın’da bırakması, yurdumuzun değişik illerinden alınan göçlerle demografik yapısı da oldukça zengindir. Bu zenginlikten aldığı bir kimliğe mi sahiptir?

 

*Jeo-termal enerji santrallerinin Aydın tarımını bitireceği tartışmaları devam ederken kent kimliğine katkısı nedir?

 

*Denizli, İzmir ve Muğla arasında kalmışlıkla bir kimlik bunalımı mı yaşamaktadır?

 

Kısacası Aydın şehri ve kimliği nelerden etkilenmiştir? Yörük kültürü mü hakimdir? Şehirli sanayici kültürü mü hakimdir? İyi eğitim almış yaşayanlarının kültür ve görgülerinden oluşan bir kimliğe mi sahiptir?

 

Aydın şehrinde irfan makamına ulaşmış, hiçlik mevkisinde yer edinmeye çalışan bir büyüğümüzle geçmiş zamanlarda Aydın’a atanmış en yüksek mevkideki kamu görevlisi arasında geçen bir sohbette, atanan kişi şu soruyu soruyor: “Aydın kimliği nedir? Şehirli bir kimlik midir? Yörük kimliği ve kültürü mü hakimdir?” ve devamında “Aydın, kültürünü yitirmiştir.” sözleriyle birinci ağızdan tespit ederek konuyu kapatıyor.

 

Yukarıda sorduğum sorulara devletin il genelindeki en yüksek mevkide bulunan memurunun tespitini de ekledikten sonra yazımı okuyan herkes şapkasını önüne koyarak iyice düşünmelidir. Hangi etkenden kimlik bulursa bulsun, Aydın şehri feyz aldığı hiçbir dokuya yar olmadan kozmopolit bir yapıya bürünerek arafta kalmış bir şehir olmaya devam etmektedir.

 

Çağımızda dünyada ülkelerden ziyade marka şehirler yarışmaktadır. Ülkelerine marka kentler değer katmaktadır. Gelecek yılların dünden daha iyi olması için evrensel hukuk kuralarının benimsendiği, rantçılar yerine eşit ve adaletli paylaşımı savunan yöneticilerin geleceğe hazırladığı bir Aydın için bazı örnekler vermek istiyorum:

 

*Isparta ilimizde rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in anıt mezarının olması ve Süleyman Demirel Müzesi yapılmasıyla Isparta ruhuna ve kimliğine büyük katkı sağlayacaktır.

 

*Eskişehir ilimizdeki Odun Pazarı semti ve Porsuk Çayı şehrin markalaşmasında büyük katkısı vardır.

 

*Başkentimiz Ankara’daki tarihi “Hamam Önü” çevre düzenlemesi Ankara kimliğinde önemli bir yeri vardır.

 

*Komşumuz Denizli Buldan ilçesindeki tekstil, Denizli iline bir marka değeri katarak kimliğine destek olmuştur.

 

Aydın ilimizin neyi eksiktir?

 

Ankara Hamam Önü örneğindeki gibi Aydın merkezdeki Köprülü mahallemiz ve Üveyiş Paşa mahallemizde tescillenmiş evler mevcuttur. Buralar şehir turizmine açılmayı bekleyen değerli mekanlarımızdandır.

 

Turizm alanında geleceğimizi kurgulayacağımızı düşünürsek, deniz turizmi ve tarih turizmi alanında çok fazla değere sahibizdir.

 

Tarım alanında bir çalışma yapmayı planlarsak organik tarım ve sağlıklı beslenme düşüncesiyle kimliğimize marka bir değer yaratabiliriz.

 

Aydın’ın değerlerini canlanmasıyla birlikte paralel olarak İzmir – Aydın ve Denizli hızlı tren hattı yapılırsa da yolcu ve günlük ziyaretçiler sayesinde şehir yaşamına dinamik ve ekonomik bir katkısı olacaktır.

 

Aydın ilimizin en büyük değerlerinden birisi de demokrasi denildiğinde ismi ilk sırada akla gelen rahmetli Başbakanımız Adnan Menderes’tir. İsmine yakışan bir müze ve kültür merkezi şehrin kimliğinin gelecek yıllara aktarılması ve oluşmasında büyük katkı sağlayacaktır.

 

Gelecek planlamadır, ufuk ötesi bir bakıştır.

 

 

Seçilmiş ve atanmışlar başta olmak üzere, toplum önünde kanaat önderi olmuş, ekmeğini ve kazanımlarını Aydın’ın verimli topraklarından kazanan tüm bireyler Aydın için devlet aklıyla çalışmalıdır. Marka ve gelecek kaygısı olmayan bir Aydın yaratmalıdırlar.

 

Kitap: George Friedman dünyanın önde gelen özel istihbarat şirketi STRATFOR’un kurucusu ve CEO’sudur. Medya uzmanı olarak da tanınır. En önemli yayınlarından birisi olan “Gelecek 100 yıl” isimli eserini okumanızı tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...