Ana içeriğe atla

254- Akdeniz’de Enerji Stratejisi 26.11.2020, Milliyet Gazetesi

Akdeniz siyasi tarihimiz için her dönem önemini koruyan, jeo-stratejik konumu her daim kıymetli olmuş dış politika argümanıdır. Güncel uluslararası ilişkiler için Doğu Akdeniz, enerji havzası, enerji azrı ve güvenliği konularıyla Akdeniz’e kıyıdaş ülkelerin bir numaralı gündemidir.

***

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Akdeniz politikasının iki önemli mihenk taşıdır. Türkiye’nin Akdeniz’e olan kıyısının uzunluğu KKTC’nin deniz yetki alanlarıyla birleştiğinde Akdeniz’e kıyıdaş ülkeler arasından en önemli konum Türk hakimiyetinindir. Kıbrıs adasındaki bir diğer aktörse komşu Rum yönetimi ve ona hamilik yapan Yunanistan’dır. Çözümsüzlüğü çözüm kabul etmiş bu iki siyasi varlık dönem dönem yanlarına Mısır ve İsrail’i alarak Doğu Akdeniz gazının sahibi havasına bürünmektedirler. Avrupa’dan Fransa ve bazı yancı ülkelerin gazıyla da hayatın olağan akışına uymayacak boru hatları üzerinden sözüm ona siyaset yapmaktadırlar.

***

Yunanistan ve Rum yönetiminin Doğu Akdeniz boru hattı projesi gündeme gelmeden önce, bölgede daha mantıklı projeler konuşulmaktaydı. Arap Baharı’ndan önceki dönemde Mısır ve İsrail kendi keşfettiği kaynaklar için Arap Boru hattı projesiyle keşfedilen tüm enerjinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya transferi düşünülmekteydi. Akdeniz’de enerjisinin sağlıklı tespiti, çıkarılması ve enerjinin güvenliği denklemi Türkiye ve Kuzey Kıbrıs olmadan düşünülemez.

***

2017 yılında İsrail, GKRY, Yunanistan ve İtalya enerji bakanları ekonomik fizibilitesi olmayan Afrodit ve Levant bölgesinden çıkarılacak gazın Güney Kıbrıs, Girit, Yunanistan anakarası ve sonrasında İtalya’ya varma hayalini kurmuşlardır. Kuzey Kıbrıs ve Türkiye nakil yolları olmadan bahse konu gazın Avrupa’ya gitmesi hayal ürünüdür.

***

Diyelim ki bahse konu proje hayata geçti. Afrodit ve Levant bölgesi gazı doğu Avrupa’ya ulaştı. Peki hangi pazara hitap edecektir. Avrupa Birliği güney Avrupa ve doğu Avrupa’da ihtiyaç olan enerjinin karşılanması için yenilenebilir enerjiye ciddi miktarda yatırım yapmıştır. Bir diğer hususta ABD’deki kaya gazı maliyeti bir hayli ucuzdur. ABD LNG’yi Yunanistan’daki Dedeağaç limanına sıvılaştırılmış buz blokları halinde getirip burada yeniden gaza dönüştürerek boru hattıyla Gümülcine üzerinden önce Bulgaristan’a ardından Avrupa pazarına dağıtma planı vardır.

***

Hal böyle olunca Doğu Akdeniz gazının pazarı ve nakli akıllı mantıklı düşünüldüğünde Türkiye’dir. Artan nüfusu enerjiye olan talep ve rakamlar ortadır. Doğu Akdeniz’in paydaşları akıl ve mantıkla hareket ederlerse bahse konudaki enerji katma değer üretir. Mantık ve reel politikadan uzak bir düşünce olursa bahse konu enerji gaz bulutundan öteye gidemez.

***

Diğer bir hususta Doğu Akdeniz gazının Türkiye ve Kuzey Kıbrıs olmadan nakli ekonomik veriler mantıksız dediği halde yapılmak isteniyorsa malum proje Türkiye ve KKTC’nin milli güvenliğine tehdittir. Proje paydaşları enerji nakil hattının güvenliğini gerekçe göstererek Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ı çevreleme politikasıyla sınırlamak isteyeceklerdir. Bu olasılıkta, Suriye güney sınırında geçmişte planlanan denize kıyısı olan koridor devlet kadar tehlikelidir. Suriye’de Türk devleti ne yaptıysa Akdeniz’de de onu yapması kaçınılmazdır.

***

Bu karmaşık ve bir o kadar da fırsatlarla dolu olan enerji denklemini Türkiye ve KKTC iki devlet bir millet mantığıyla fırsata çevirmelidir. Akdeniz’deki enerji stratejisi KKTC için tanınmak olacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...