Ana içeriğe atla

111- Hidrokarbon Yatakları ve Kıbrıs Sorunu 08.03.2018, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci hikayesinin dönem dönem psikolojik hareketlerle yürütülen evreleri olmuştur. Bu dönemleri tarih sahnesinde hatırlayacak olursak Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türklerine karşı moral ve motivasyonlarının düşmesi için yaptıkları müzikli savaştır. Bestesi ve güftesi Yesari Asım Arsoy’a ait olan Nevin Demirdöven’in seslendirdiği “Bekledim de Gelmedin” şarkısı üzerinden yürüttüğü psikolojik savaştır.

 

İlk dörtlüğünü hatırlayacak olursak:

“Bekledim de gelmedin

Sevdiğimi bilmedin

Göz yaşımı silmedin

Hiç mi beni sevmedin?”

şeklindedir. Rum terör örgütlerinin Kıbrıs Türklerine yaptığı zulüme karşı Kıbrıs adasına çıkartma yapması beklenen Mehmetçik için Rumların kullandığı bir argümandır.

 

Kıbrıs Türkleri de bu propagandaya karşı aynı şekilde karşılık vermişlerdir. Bestesi Rüştü Şardağ ait olan “Bir Gece Ansızın Gelebilirim” şarkısını Yaşar Özel’in seslendirmesiyle Rum psikolojik savaşına karşı kontra hamle olarak kullanmıştır.

 

“Bu kadar yürekten çağırma beni

Bir gece ansızın gelebilirim

Beni bekliyorsan uyumamışsın

Sevinçten kapında ölebilirim”

şeklindedir. Bu propaganda sürecinin sonundaysa Kıbrıs adasına barış ve huzur getiren ‘Şanlı Mehmetçik’ adaya ayak basmıştır. “Bekledim de Gelmedin” diyen Rum yönetimi ve kilisesi kanlı eylem ve hayallerinde mağlup olmuşlardır.

 

Türkiye’nin milli güvenliği için yaptığı güney sınırlarındaki askeri operasyonları fırsat bilen Rum yönetimi, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın “Çözüm sonrası ortak zenginliğimiz” diye tabir ettiği hidrokarbon yataklarının işletilmesi ve çıkarılması faaliyeti üzerinden transatlantik destekle Kıbrıs Türkünü ve Türkiye’yi zor durumda bırakacak bir savaşın içine sokmak istemektedir. Kıbrıs Türkünün hakkı olan bölgelerde geçen haftalarda İtalya ENİ şirketi üzerinden Türkiye ile psikolojik bir savaşa girmiştir. Bu manevranın sonrasında aracı şirket ve Rum yönetimi mağlup olmuşlardır. Avrupa Birliği tandanslı desteği yeterince alamayan Rum yönetimi Türkiye ve Kıbrıs Türküne karşı şimdi Rus haber ajanslarının verdiği şekliyle “ABD’li Exxon Mobile enerji şirketi, Doğu Akdeniz’e ABD donanması 6. filo ile geldi.” haberini sızdırmışlardır. Exxon Mobil’in geleceğini geçtiğimiz günlerde Rum basını da yazmıştır. Alithia Gazetesi bu haberi “Amerikalılara da mı karşı çıkacak? Türkiye’nin büyüsü Exxon Mobil’de ortaya çıkacak.” başlığını atarak haberi geçmiştir.

 

Rum yönetimi hidrokarbon yatakları üzerinden psikolojik savaşını sürdürmektedir. Kıbrıs adasında devlet dışı aktörlerin desteğiyle sözüm ona Türkiye’yi haklı olduğu davasında köşeye sıkıştırmak istemektedir.

 

Türkiye bölgesinde tarihi bağları ve uluslararası hukuktan aldığı güçle psikolojik harekatlara pabuç bırakacak bir ülke değildir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Afrika gezisi sırasında “O bölgede KKTC’nin ve Türkiye’nin rızası olmaksızın bir adım atılamaz. ENİ hadisesinde bu görüldü. Yarın belki Fransa, Total ile yapmak isteyecek bu işi. ABD belki EXXON ile yapmak isteyecek. Ama KKTC’nin ve Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının çiğnenmesine fırsat vermemiz elbette mümkün değildir.” demiştir.

 

Türkiye, Kıbrıs Türkünün hakkı için tarihte ödediği bedeli yine ödemeye hazırdır. Türkiye 15 Temmuz öncesi başlayan transatlantik savaştan 15 Temmuz gecesi galip çıkmıştır. Şu an tüm cephelerde bu yapı ve zihniyet ile görünür görünmez bir savaş içindedir. Rum yönetimi bölge zenginliklerini samimi bir şekilde Kıbrıs halkı ile paylaşmak istiyorsa KKTC ile resmi diyaloğa geçerek ortak bir işletme mantığıyla yer altı kaynaklarını kullanmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...