Uluslararası ilişkiler ve güvenlik diplomasisi perspektifinden bakıldığında, Doğu Akdeniz havzası tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin ağırlık merkezi olmuştur. Ancak, Ocak 2025’ten Nisan 2026’ya kadar uzanan bu kritik dönem, bölgenin jeopolitik karakterine köklü bir değişim getirerek onu enerji rekabeti alanından, yüksek yoğunluklu askeri yığınak ve sürekli bir çatışma cephesine dönüştürmüştür. Bu yeni konjonktür, İsrail ve Filistin ( Gazze ) merkezli bir bölgesel krizle başlamış, ardından Lübnan ve Suriye’deki gerilimlerle derinleşmiş ve 2026 yılı Şubat ayında Amerika Birleşik Devletleri ( ABD ) ile İsrail’in İran’a yönelik başlattığı topyekûn askeri operasyonlarla zirveye ulaşmıştır. Bu süreçte ortaya çıkan ve " Büyük Orta Doğu Savaşı " olarak nitelendirilen kriz, bölgedeki tüm aktörlerin stratejik önceliklerini yeniden tanımlamasına neden olmuştur. Türkiye’nin milli güvenliği açısından bakıldığında, Doğu Akdeniz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ( KKTC ), yalnızca bir...
Gelenekten; geleceğe gidenlerden