Ana içeriğe atla

163- Garantör Türkiye 28.02.2019, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs müzakereleri Rum yönetimi ve Kıbrıs Türk müzakere heyeti arasında kayıkçı kavgası şeklinde yapıladursun Rum yönetimi ve liderinin kilise endeksli çözüme bakışı, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın federasyon modelli çözüm ısrarı soruna ve çözüme bir yol bulur mu bilinmez. Gündem ve siyasi argüman olarak gazete ve basında sadece yer bulur. Peki reel politik kurallar ışığında dış politika ve Kıbrıs siyaseti yapan garantör ülkemiz Türkiye’nin çözüm süreci ve Kıbrıs sorununa bakışı nedir?

***

Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu İsviçre’de BM Cenevre Ofisi'ndeki İnsan Hakları Konseyi’nin 40’ıncı oturumunun açılışında Kıbrıs konusuna değinerek “Kıbrıs’ta yeni müzakere süreci ancak Rumların zihniyetinin değişmesinden sonra başlatılabilir.” ifadelerini kullanmıştır. Sayın Çavuşoğlu, zihniyet değişimi mantığını Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitlik fikrini halen daha sindiremediklerini ifade ederek açıklamıştır. Sayın Çavuşoğlu, Rum yönetiminin çözümden anladığının Kıbrıs Türklerini fiili bir azınlık olarak mevcut devletlerine entegre etmek olduğunu da vurgulamıştır. Sayın Çavuşoğlu, Türk dış politikasının bir numarası ve yürütmedeki kişisidir. Rum yönetiminin günümüze kadar olan müzakerelerinden de anlaşılacağı gibi Türksüz bir Kıbrıs fikri Kıbrıs Rumlarının müzakere siyasetinin ana argümanıdır. Böyle bir süreçte müzakere masası nasıl tekrardan kurulacak ve olumlu sonuç alınacaktır?

***

Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz politikasının ana tartışma konularından birisi de Doğu Akdeniz ve Kıbrıs karasularında doğalgaz yer tespiti ve sondaj çalışmalarıdır. Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de İstanbul’da katıldığı bir panelde Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri dikkatle izlediklerini, son 5-6 yıldır sismik araştırmalara devam ettiklerini söylemiştir. Sayın Dönmez’in açıklamaları Kıbrıs Türkü ve Türkiye’nin karasularının tek tek analiz edildiği ve potansiyeli olan bölgelerin belirlendiği yönündedir. Garantör ülke Türkiye Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğini savunduğu gibi yer altı ve yer üstü zenginliklerini de yürütmedeki Enerji Bakanı seviyesinde savunmaktadır.

***

AK Parti sözcüsü Sayın Ömer Çelik de Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin çıkarları için doğal gaz arama çalışmalarının yapıldığını belirtmiştir. Hal böyle olunca garantör ülke Türkiye siyasi iradesi, yürütme üyeleri hep bir ağızdan Kıbrıs Türkü’nün hak ve menfaatini savunmakta, istikrarlı bir Kıbrıs politikası ortaya koymaktadırlar. Kıbrıs sorunu, bölge ve yaşayan halkları için hayati önemde bir konudur. Bu sebeple köklü devlet gelenekleri ve dış politika yaklaşımıyla müzakere ve çözüm yolları değerlendirilmelidir. Büyük fotoğrafta Kıbrıs Türkü hak ettiği konumda olmalıdır.

***

Beklenen gün geldi çattı. 26 Şubat Salı günü 4 ay ara verilen iki liderin buluşması gerçekleşti. Anadolu’da sıkça kullanılan bir deyim vardır: “Dağ fare doğurdu.”. 26 Şubat görüşmeleri için memnun olan da var, memnun olmayan da var. Benim anladığım Sayın Mustafa Akıncı seçildiği günden itibaren üzerinde durduğu iki konuyu uzlaşarak seçime bir yıl kala komşu lider Anastasiadis’e onaylattı. Darısı doğalgaz ve Rum tarafında eğitim gören ve şiddete maruz kalan Türk öğrencilerin konusunun başına olsun diyeyim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...

9-Ortak Akıl Sürdürülebilir Hükümet 21.04.2016, Milliyet Gazetesi

Bir önceki yazımı siyasi sistemin ve genel olarak siyaset kurumunun neden tıkandığı ve çağın gereksinimlerini niçin karşılayamadığı, değişimini/dönüşümünü neye göre yapmaz ise başarısız olacağını ve halk iradesinin vermiş olduğu yetkiyi neden sağlıklı kullanamadığı üzerine yazmıştım.             Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, siyaset sahnesine baş karakter olarak dahil olan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dır. Akıncı ile başlayan müzakere, devlet aklı ve millet menfaati ile sürmektedir. Bu dönemin başarılı bir şekilde devam etmesinin arka planında iyi bir ekip vardır. Akıncı’nın yakın geçmişte bir siyasi partide aktif rol almaması da Cumhurbaşkanlığındaki rolünü, siyasi tarzını, ideolojik fikirden uzak, devlet ve millet menfaati ile görmesini sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı çalışmalarına paralel olarak gidemeyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ise siyasi çıkmaza girmiş ve geçen haftalarda hükü...