Ana içeriğe atla

204- İyiler ve Kötüler 12.12.2019, Milliyet Gazetesi

Üzerine konuşulan ve yazılan en önemli siyasi coğrafya Ortadoğu olsa gerek. Ortadoğu kavramını ilk defa 1902 yılında Amerikan deniz tarihçisi Alfred Thayer Mahan, Arabistan ile Hindistan arasındaki bölgeyi ifade etmek için kullanmıştır. Bu bölge zamanın ticaret hattı, dinler merkezi ve önemli yerleşimlerinin bulunduğu coğrafyadır. İnsanlık tarihi yazıya döküldüğü andan itibaren Ortadoğu’da savaş ve gözyaşı eksik olmamıştır. Savaşın tarafları ülkeler, milletler ve dini motiflerle tanımlansa da savaşanlar “iyiler ve kötüler” olarak söylenebilir. Günümüzde Mahan’ın tanımındaki karmaşık bölgeye ilave olarak Mısır, Libya ve Kıbrıs’ı da eklersek cadı kazanı tanımlamasının yakışacağı alanı tanımlamış oluruz. Cadı kazanını iyiler ve kötülerin dönem dönem birbirine kıydığı, büyük resimde kazananın net görünmediği bir orta oyunu, aksiyon filmi veyahut tiyatro sahnesi de diyebiliriz.

***

Bu aksiyonu bol coğrafyada iyilerin başını çeken Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasi iradelerini liste başına koymalıyız. İnsani yardım, sosyal projeler, doğal afet, açlık ve sefaletin sürdüğü her alanda Türkiye Cumhuriyeti iyilik ve yardım eliyle insanlığa büyük katkılar sunmaktadır. İyilerin diğer siyasi iradesi Kıbrıs Türkleri ve devleti, yakın tarihte görmüş oldukları zulüm ve ölümlü olaylara bile halen daha coğrafyada diyalogla çözüm arayan iradeye sahiptir.

***

İyiler ve kötülerin güncel kriz ve savaş sebebi Ortadoğu ve Doğu Akdeniz enerji yatakları kısaca yer altı zenginlikleridir. Kıbrıs Türkü’nün ve garantör ülke Türkiye’nin hakkı olduğu ‘mavi vatan’ olarak tanımladığımız denizlerimizde Türkiye arama, tarama ve sondaj faaliyetlerini yürütmektedir. İyiler olarak dosta güven düşmana korku veren caydırıcı unsuru Türk Silahlı Kuvvetleri sadece ve sadece arama ve sondaj faaliyeti yapan ilgili personelin güvenliği için mavi vatanda daima hazır olarak beklemektedir.

***

Coğrafyanın kötüler ve şımarık kısmında Kıbrıs adasında Kıbrıs Türkü’nün muhatabı Ege Denizi’nde Cumhuriyet Türkiye’sinin komşusu Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarını sayabiliriz. Mavi vatanda arama ve güvenlik devriyesi yapan iyilerin olmazsa olmazı gemilerimiz için Yunanistan Genelkurmay eski Başkanı Evaggelos Apostolakis yaptığı açıklamada “Komşu Türk, artık kontrol edilmiyor. Ne uluslararası hukuk ne de antlaşmalar mantığına uymuyor. Türkiye herkes tarafından ikna edilmelidir.” demiştir. Türkiye’nin ikna edilmeme gibi bir durumu yoktur. Yunan eski Generali bunu iyi bilmelidir. Türkiye uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatleri doğrultusunda faaliyetini sürdürmektedir.

***

Devlet aklı ve millet menfaatti mantığıyla faaliyet yapan Cumhuriyet Türkiye’sinin Libya devletiyle arasındaki Münhasır Ekonomik Bölge mutabakatı, kötülerin temsilcisi Yunanistan'da gerginlik yaratmıştır. Bunun üzerine Yunan medyası sözüm ona güncelmiş gibi Yunan askeri uçaklarının radarındaki Türk sondaj gemileri ve askeri gemilerinin olduğu argümanlara sarıldı. Kötülerin tarafındaki hukuk tanımaz sözde hak sahibi Rum yönetimi ve Yunanistan İzmir’de denize dökülmelerini ve 20 Temmuz’u akıllarından çıkarmadan diyalog ve iyilikte siyasetlerini yürütmelidirler. Türkiye Cumhuriyeti hak ve menfaati için hukuk kurallarının verdiği yetkiyle mavi vatanda çalışmalarını yürütecektir. Kıbrıs için çözümü Rum ve Yunan siyasetinin fikirlerinde arayan aktör ve figüranlar bu kararlı duruşu hatırlayarak gelecek planlarını revize etmelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...