Ana içeriğe atla

206- EASTMED 26.12.2019, Milliyet Gazetesi

Doğu Akdeniz, Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerin dış politikasının günümüzdeki en önemli gündemidir. Kıbrıs adasında hakimiyet kavgası başta olmak üzere çözüm arayan çözümsüzlüğü çözüm kabul etmiş bir sürü sorun ve gündem, Doğu Akdeniz’i özel kılmaktadır. Çağımızda enerjinin sahibinin patron olduğunu düşündüğümüzde oyunu kimlerin kurduğunu, kartları kimlerin kardığını çözebiliriz. Enerjinin sahibi olmak kadar nakil yollarının sahibi ve muhafızı olmak da itibarlı bir pozisyondur. Kıbrıs adası bu bağlamda hem patron hem de patron kadar itibarlı olan muhafız rolüne sahiptir. 

*** 

İsrail Leviathan ve Kıbrıs’ın Afrodit yataklarındaki gazın işletilmesi ve Avrupa’ya nakli ana gündem konumuzdur. Bahse konu bölgelerdeki gazın pazarı Avrupa’dır. Leviathan ve Afrodit bölgesi gazının Avrupa’ya nakli için Rum Yönetimi, Yunanistan ve İsrail 2 Ocak’ta Atina’da EASTMED diye adlandırılan 2 bin kilometre uzunluğunda boru hattının anlaşmasını imzalayacaklar. Bahse konu boru hattı deniz dibinde bazı bölgelerde 3.3 km aşağıdan gidecektir. İlk durağı Kıbrıs’ın Vassilikas Limanı, oradan Girit ve Yunanistan üzerinden Avrupa olacak. Aynı gaz Kıbrıs ve Türkiye üzerinden taşınma maliyetinin 5-6 katı daha fazla bir maliyetle nakli planlanmaktadır. Kıbrıs Türkleri ve Türkiye düşmanlığı Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Rum Yönetimi’ni maliyeti göze almaya itmiştir. 

***

Kıbrıs Türkleri’nin çözüm sonrası ortak zenginlik olarak betimlediği yeraltı kaynaklarını Kıbrıs Rum Yönetimi tek sahibiymiş gibi hareket ederek hukuk tanımaz pozisyonunu korumaktadır. Yine aynı şekilde EASTMED’in Kıbrıs’ın Vassilikkas Limanı‘nı kullanacağı için Kıbrıs Rumları Kıbrıs Türkü’nün hakkı olan payın tek sahibiymiş gibi hareket etmektedir. EASTMED uluslararası hukuk tanımaz bir projedir.

 

Türkiye – Libya 

EASTMED gibi projeleri hukuk tanımaz odaklar yürütürken Türk dış politika yapıcıları ve devlet aklı da muhatap ülkeleri uykuda yakaladı diyebileceğimiz diplomasi ve stratejinin beden bulduğu Türkiye – Libya Mutabakatı’nı imzaladı. Libya Mutabakatı, Türkiye ile Libya arasında Akdeniz’de uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak tüm egemenlik hakları ve yetkileri üzerinde tasarrufta bulunma hakkı tanıyan antlaşmadır. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs siyasi iradeleri uluslararası hukuktan aldıkları yetki ve hakla Doğu Akdeniz siyasetlerini yürütmektedirler. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Yunanistan’ın ‘To Vima’ gazetesine verdiği mülakatta Türkiye’nin, Yunanistan ile Doğu Akdeniz’e ilişkin konuları konuşmaya hazır olduğunu belirterek, “Umarım yeni Yunan hükümeti olumlu yanıt verecektir. Bu noktada Yunanistan'a Türkiye ile diyalogdan kaçınıp Avrupa Birliği (AB)'nin kör desteğine güvenmesinin, sorunların çözümüne en büyük engeli teşkil edeceği uyarısında bulunmak istiyorum’’ ifadesini kullanmıştır. Türkiye – Libya mutabakatına istinaden de Bakan Çavuşoğlu “Libya ile imzaladığımız muhtıranın uluslararası hukuka uygun olduğuna ve deniz sınırlandırmasına ilişkin temel ilkelere saygı gösterdiğine inanıyoruz.” şeklindeki açıklamasıyla diplomatik bir dille muhatapları uyarmıştır. 

*** 

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs siyasi iradeleri devlet ve millet aklıyla Doğu Akdeniz stratejilerini ilmik ilmik işleyerek başarıya gitmektedirler. Enerji bağlamında hedefe varılması sonrası ilk adım da Kıbrıs Türkleri’nin tanınırlığı olacağı aşikardır.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...