Ana içeriğe atla

215- RAND Corporation 27.02.2020, Milliyet Gazetesi

Türkiye’nin iç ve dış politikasını mercek altına alan Amerikan düşünce kuruluşu Rand Corporation, “Türkiye’nin Milliyetçi Eğilimi” başlıklı bir rapor yayımladı. Rand Corporation raporunda Türk iç ve dış politikasının temelini oluşturan hemen hemen tüm alanları hedef almıştır. ABD-Türkiye stratejik ilişkileri ve ABD ordusuyla Türk ordusu arası ilişkilerin arttırılması, Türkiye siyasi iradesinin ‘Ekonomik kalkınma odaklı politikalardan milliyetçilik ve etnisite temelli çatışma odaklı politikalara yönelmiştir.’ kabilinden suçlayıcı ve talep eden birçok yanlı metin mevcuttur. Ankara merkezli Türk dış politikası ve milli güvenlik politikası birilerini rahatsız etmiş olacak ki, rapor tavsiye niteliğinden uzak, hedef gösteren suçlamalarla doludur. Raporda “Buna göre Türkiye, gelecekte NATO içerisinde görüş ve duruş farklarına rağmen ‘zorlayıcı’ bir müttefik olarak kalacak. Muhalefetin iktidara gelmesiyle Türkiye yüzünü yeniden Batı’ya dönecek, ya Ankara, Avrasya ve NATO arasındaki denge politikasının dozunu artıracak ya da NATO’dan tamamen çıkacak.” şeklinde Türkiye’nin iç ve dış politikasına doğrudan hedef alan yorum ve mesajlar vardır.

***

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın milli güvenliği ve ulusal çıkarları için Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikası için de raporda ‘Doğu Akdeniz’deki proaktif politikası, NATO açısından bir tehdit’ olarak nitelenmiştir. Türkiye’nin doğalgaz ve petrol arama girişimleri de ‘Yunanistan ve Kıbrıs’a yönelik agresif girişim’ olarak tanımlanmıştır. Türkiye, Ankara merkezli milli bir devlet aklıyla yürüttüğü stratejik dış politika ve hamleler muhataplarını yeterince rahatsız etmiştir.

 

15 Temmuz Sonrası

Raporu ve satır aralarını anlayabilmemiz için geçmişi iyi kavramamız gerekmektedir. 15 Temmuz hain darbe sürecinde okyanus ötesi sivil örümcek ağı ve askeri paramiliter üyelerini bir gecede kaybetmiştir. Bu kayıp sonrası Türkiye üzerinden coğrafyadaki derin siyasetini yöneten grupların eli kolu bağlanmış ve etkisi azalmıştır. Okyanus ötesinin bu önemli kaybı sonrası kontrol edilemeyen Cumhuriyet Türkiye’si oyun kurar, stratejik hamleler yapar hale gelmiştir. Kontrolsüz Türkiye transatlantik yapının menfaatinin karşısındadır. Bu sebeple de Türkiye bir an önce kontrol edilmek istenmektedir. Avrasya ve Ortadoğu güncel siyaseti transatlantiğin güdümüne çekilmek istenmektedir. Tam bağımsız Türkiye en yakın komşusu dahil, okyanus ötesi tarafından da tehlike olarak algılanmaktadır. Rand’ın raporunun satır araları iyi okunduğunda bu rahatsızlık gözle görülmektedir. ABD, Türkiye için 10 yıllık tavsiye ve yaptırım tarzında bir planı Rand üzerinden kamuoyuna sunmuştur. 15 Temmuz sonrası olduğu gibi Cumhuriyet Türkiye’si ve siyasi aktörleri günümüzde de Ankara merkezli milli devlet aklıyla stratejik dış politikalarını yürütecekleri aşikardır. Bu gibi rapor ve senaryolarda daha çok servis edileceği nettir; fakat Türkiye coğrafyasında 15 Temmuz sonrası edilgen değil etken bir devlettir.

 

Nisan Seçimi

Doğu Akdeniz’in gizli öznesi niteliğindeki Kuzey Kıbrıs ve siyaset kurumu, Nisan seçimlerinde yukarıdaki olasılık ve ihtimal üzerine yazılan raporla, siyaseten de olsa görünür görünmez muhatap olacak Cumhurbaşkanını seçecektir. Rapor olasılık ve ihtimaller üzerindedir; fakat raporun muhatabı Cumhuriyet Türkiye’si reel politikte siyaset yürütmektedir. Nisan seçimiyle seçilecek Cumhurbaşkanı kişiliği garantör ülke Türkiye ile ‘iki devlet bir millet’ mantığını yürüten siyaseti yapacak kimlik olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...