Ana içeriğe atla

326- Cumhurbaşkanı Tatar 14.04.2022, Milliyet Gazetesi

Savaş ve Barış, Rus yazar Lev Tolstoy tarafından yazılmış ve ilk kez 1869 yılında yayınlanmış dünyaca değerli bir eserdir. Tolstoy, Savaş ve Barış’ta Rusya'nın Fransa tarafından istilası döneminde yaşanmış olayları ve Napoleon döneminin Rusya'da çar toplumuna etkisini, bu etkinin doğurduğu sonuçları beş asil aileden örnekler vererek tarif etmektedir. İsminden de anlaşılacağı gibi eser savaş ve barış başlığıyla dönemi işlemektedir. Bu kıymetli eserden yola çıkarak ‘savaş ve fırsat’ başlığıyla günümüz siyaset kurumuna aydınlatma fişeği atabiliriz. Geçmiş yazılarımda da değindiğim üzere siyasi coğrafyamız savaş ve krizlerin ortasında kalmıştır. Rusya – Ukrayna sorunu ve akabinde savaşı, sonrası konumlandığımız ‘Merkez ülke, emin devlet Türkiye’ pozisyonu batı ve akil devletler tarafından takdir görmüş bir pozisyondur. Bu kabul görme sonrası Antalya Diplomasi Forumu’na katılan liderler ve sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yapılan devlet başkanı düzeyindeki ziyaretler Türkiye’nin coğrafyadaki pozisyonunu tescillemiştir.

***

Pozisyonumuz ve uyguladığımız stratejiden elde ettiğimiz gücü ‘savaş ve fırsat’ bağlamında değerlendirmeliyiz. Dış politika ve milli devlet siyaseti duygusal bağdan uzak milli hak ve menfaatler üzerine kurulmalıdır. Bu vesileyle Kıbrıs Sorunu ve Doğu Akdeniz konusu Kıbrıs Türkünün ve Türkiye’nin hak menfaatleri doğrultusunda çözüme kavuşabilir. Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya nakli projesi olan EastMed bilindiği üzere okyanus ötesinden istediği finans kaynağını bulamadığı için arşivin tozlu raflarında yerini almıştır. Rusya – Ukrayna savaşı sonrası da Avrupa’nın enerji arzını karşılamak için Rus gazına alternatif kaynaklar aranma çabasına girilmiş ve Doğu Akdeniz’in önemi gün yüzüne çıkmıştır. Bu süreçte Türkiye ve Kuzey Kıbrıs jeopolitiğinin verdiği avantajla “TAP ve TANAP’ta yaptığı gibi, yani Azerbaycan doğalgazının Avrupa’ya geçiş modelini Doğu Akdeniz’de uygulayarak, bölgenin gazını ve petrolünü Avrupa’ya ulaştırabilecek projeyi, ABD’nin de desteklediği bir yapı hâline getirebilir.” Bu yapı sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve coğrafyada rol alması kaçınılmaz sondur. Sadece stratejik adımlar ve devlet aklıyla duygusal ve menfi hislerden arınmış siyaset, Kıbrıs Sorunu ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi başarıyla sonuca götürür.

 

Mrs. Nuland

ABD Dışişleri Müsteşarı Victoria Nuland, geçtiğimiz günlerde Kıbrıs adası ve Türkiye ziyareti yapmıştır. Güney Kıbrıs’ta yaptığı basın açıklaması esnasında Nuland Güney Kıbrıs temasları sonrası Kıbrıs Sorunu görüşmek üzere Kuzey’e geçeceğini ve Cumhurbaşkanı Tatar’la görüşeceğini basın toplantısı esnasında söylemiştir. Nuland’ın ‘President Tatar’ demesi sonrası Rum hazirun hemen itiraz etmiş ve ‘Bay Tatar’ demesini söylemişlerdir. Mrs. Nuland da konuşmasını ‘Bay Tatar’ olarak düzeltmiştir. Buradan iki çıkarım yapmak mümkündür, Rum siyaset kurumu söylemde bile KKTC Cumhurbaşkanlığı makamını tanımamaktadır. Diğer bir çıkarım da Güney Kıbrıs’ın Rusya ile ilişkisinden rahatsız olan ABD, Rum siyaset kurumuna canlı yayında “Kuzey Kıbrıs’ı tanırım aklını başına al.” demiştir. İşin özü savaş ve fırsat birliktedir. Fotoğrafı iyi okur, adımları devlet aklıyla atarsak görünen köy kılavuz istemez. Bu arada ‘Bay Tatar’ değil ‘Cumhurbaşkanı Tatar’dır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...