Ana içeriğe atla

34-Mustafa Kemal Atatürk, inAydın, Kasım 2019

UNESCO, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra:

“Atatürk, uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur’’ diyerek Atatürk’ün evrensel ve mazlum devletlerin örnek aldığı bir lider olduğunu tekrar vurgulamıştır.

 

1881 yılında Osmanlı vilayeti olan Selanik’te Türkmen bir ailenin evladı olarak dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlardan itibaren askerliğe olan ilgisi, Osmanlı’nın son dönemlerde içinde bulunduğu şerait, okuduğu Türk ve yabancı yazarların ideolojileri Atatürk’ün vatansever, evrensel, çok yönlü, idealist bir lider olmasında etkilemiştir. 

 

Mahalle mektebi ile başlayan eğitim hayatı İstanbul Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olmasıyla, Şam 5. Ordu ile başlayan askerlik ve kahramanlık hayatıyla devam etmiştir. Zorlu ve çetin şartlarda geçen I. Dünya Savaşının Çanakkale cephesinde askerin: “Cephanemiz kalmadı kumandanım’’, sözüne karşılık verdiği, “Cephaneniz yoksa süngünüz var, SÜNGÜ TAK! YAT!’’ cevabı ile bir liderin, aynı zamanda cesur, mert ve kahraman olduğunu da göstermiştir. Vatan toprağının değerini, toplumda ulus bilinci oluşumunu ve “millet” olmanın önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Öyle ki hastalığının şiddetli olduğu ve istirahat etmesi gereken bir dönemde Hatay’ın anavatana katılımı için gösterdiği önemi de şu sözlerle ifade etmiştir. “Kırk asırlık Türk yurdu, yabancı elinde kalamaz”. 

 

ATATÜRK’ün öldüğü gün İstanbul Üniversitesinde ders okutan Alman Profesör derse girdiğinde öğrencilerin üzgün halini görünce yüreği parça parça olmuş. Rektör’ü arayıp:

– Bugün ders vermeyeceğim ne yapayım, diye sormuş.

– Sizin memleketinizde büyük bir adam ölünce ne yapılıyorsa onu yapın, demiş rektör.

Yabancı profesörün cevabı şu olmuş:

 – Bizim ülkemizde hiç bu kadar büyük bir adam ölmedi ki.

 

(Yücebaş, Hilmi, Atatürk’ün Nükteleri-Fıkraları, Hatıraları, İstanbul, Kültür Kitabevi, 1963, Sh. 39)

 

 

Günümüzde Atatürk’ü anlamanın ilk yolu aile, daha sonra okul ve eğitimden geçmektedir. Atatürk’ü anlayan ve bilen her Türk evladı, Atatürk’ün açtığı yoldan gidecek ve vatan toprağı için nasıl mücadele ettiğini, savaş esnasında Maarif Kongresini toplayarak eğitimin ne kadar önemli olduğunu, kadınlara verdiği değeri, yaptığı inkılapları, sanatsız bir toplum olmayacağını,  yerli üretimi desteklemek için yapılan Misak-ı İktisadi politikalarını  ve kendisine karşı yapılmak istenen suikast sonrasında, “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır”. Sözüyle de neden lider olunmaz, lider doğulur sözünü bir kere daha anlayacaktır.

 

 

“İki Mustafa Kemal var. Biri ben, fert olan, fani olan Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal'den ise ancak "Biz" diye bahsedebilirim. Yani sizler, çalışan köylü, uyanık, münevver, milliyetperver vatandaşlar... İşte o Mustafa Kemal ölmez”.

 

 Saygı ve özlemle…

 

Kitap: Okumanızı istediğim eser, ‘’Atatürk’ün Yanı Başında, Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları’’ adlı kitaptır. Yazarı Nuri Ulusu’nun oğlu Mustafa Kemal Ulusu’dur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...