Ana içeriğe atla

71-Çabuk Unutmak – Umuda Yolculuk, inAydın, Nisan 2023

İnsanlık dünya üzerindeki tüm acıları yaşamıştır. Savaşlar, orman ve şehirlerdeki büyük yangınlar, deprem felaketi, toprak kayması, seller, denizlerin taşması ve pandemi gibi yaralar vuku bulduğu alandaki varlık gösteren siyasi iradenin imkân ve kabiliyetleriyle hızla ya da zamanla sarılmıştır. 

 

İnsan -an da yaşadığı acılardan büyük üzüntüler ve travmalarla yaşamına bir şekilde devam etmiştir. Acının yaşandığı alandaki etkisi, diğer alanlara göre daha uzun ve daha etkilidir. 

 

İnsanlık gözle görüp, temas etmediği tüm acıları çok çabuk tüketmiştir.

Normale dönmesi ve gündelik istek ve arzularının peşinden gitmesi acıyı yaşayanın normale dönmesinden kat be kat hızlıdır.

 

Toplum yaşadığı coğrafyanın bir bölgesinde yaşanan felakete hızla cevap vermekte, acıyı sosyal medyada ya da yapacağı biraz yardımla ortak olmakta ve hızla normale dönmektedir. 

 

6 Şubat depremleri yüzyılın felaketi olarak nitelendirilebilir. 11 ilimizi, 12 milyona yakın insanımızı yakından etkilemiştir. Hayaller, umutlar, heyecanlar sabaha karşı gece karanlığında enkaz altında ve kum altında kalmıştır. 

 

Bireyin yaptığı planlar ve hayaller dışında doğanın bize yaşattığı olaylar dünyamızı altüst etmeye yeter. Nitekim 6 Şubat depremleri 11 ilimizi kapsasa da etkisi yurt genelinde her bireyin hanesinde yaşanmıştır.

 

21.YY insanlığa; Covid-19, orman yangınları, savaşlar ve doğal afetleri bolca yaşatarak başlamıştır. İnsanlık bu olaylar da bir dönem acı çekmekte sonrasında çok çabuk bir şekilde acıyı unutmaktadır.

 

Yaşadığı olaydan ders ve tedbir almak insanlık için alışık olduğu doğru bir yaklaşım değildir. Ders almadan çok çabuk eski yaşamına dönmek en iyi yaptığı iştir.

 

6 Şubat depremi sonrası bölge illerine gitmiş ve insanlığın aslında ne kadar basit ve çaresiz cansızlar olduğunu gözle görmüş ve zihnimde tüm yaşananları ve yaşadıklarımızı sorgulama şansına eriştim. Görmeden dokunmadan hissetmekle, görerek dokunarak hissetmek çok farklı bir konuymuş.

 

Aydın ilimizdeki yaşam, doğa, iklim cennetten bir köşe gibidir. Doğayla sınanmış bir derdimiz yoktur. Tüm dert diye dertlendiklerimiz gündelik alışkanlıklarımız, heves ve isteklerimize ulaşamamanın verdiği dert ve kederdir.  Şükür etmek için kaybedecek çok şeyimiz olduğunu normal yaşam ve süreçte hiç fark edemiyoruz. Çünkü yaşam bizi belki de sınamamıştır.

 

Onun için yazıyı fazla uzatmadan, Ankara’da sabah saatlerinde Konya Yolu üzerinde önümde giden, Hatay deprem bölgesinden umuda yol alan aracın görselini paylaşmak istiyorum. Arabasının dörtlü tabir ettiğimiz ışığını yakmış, en sol şeritten umuda gitmektedir. Arabası normal zamanda trafiğe çıkmak için uygun değildir. Deprem esnasında hasar almış olacak ki göreceğiniz üzere o halde umuda gitmektedir. 

Hatay’dan yola çıkan araba, acaba geçtiği güzergâhta kaç kişinin dikkatini çekti, herhangi bir kamu görevlisi aracı çevirip halini hatırını sordu mu acaba? Aç mısın, tok musun diye oldu mu ki? Ben dahil hiçbirimiz bu sorulara yanıt olmamışızdır. Sadece sol şeritte ne işi var diye belki de korna çalarak tepki gösterdik. 

 

Bazen yaşananları anlatmak ve yazmak yerine görmek iyidir diyerek iki fotoğrafa iyi bakmanızı umuyorum. 

 

Fotoğrafta bir ailenin umutlarını, arabaya sığan bir aileyi, nereye gittiğini belki de bilmeden acıdan uzaklaşan bir aileyi göreceksiniz. 

 

Ramazan Bayramımız mübarek olsun, kalın sağlıcakla…

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitap: Kitabın adı ‘siz’ yaşamınızı, hayallerinizi, üzüntü ve tasalarınızı okuyup düşününüz.

Ne için ve neden? Sorularına cevap bulmanız dileğiyle… 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...