Ana içeriğe atla

102- Hangi akla hizmet? 11.01.2018, Milliyet Gazetesi

Demokratik sistemlerin olmazsa olmazı seçimlerdir. Seçimler yaşamımıza ilkokulda sınıf başkanını seçmeyle girer. Devamında okul başkanı, öğrenci yönetim kurulu diye uzar gider. Bu süreç ilk başlarda güzel gelse de sonlara doğru büyük seçimler ve tercihler yapmak zorunda kaldığımızda adını demokrasi dediğimiz çirkin bir oyuna çevrilir. Birey, kendisi ve toplumu için hüküm verme yetkisine sahip, tam olarak neye ehliyeti olup olmadığını bilmediği kişilere yani ‘Big Brother’ın oyuncularını seçmek için en büyük oyunda rol alır ve oyunu kullanır. Siyasi coğrafyamız ve ülkemiz için önemli, garantör ülkemiz anavatan Türkiye’yle ilişkilerimizi müspet-menfi olarak etkileyecek hayati bir seçimi geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirdik.

***

Kuzey Kıbrıs’ta siyaset yapan eski ve yeni sekiz parti seçmen karşısına çıktı. Kampanya süreçlerinde milletvekili adayları kendilerini ve parti politikalarını tanıtarak 7 Ocak seçim sabahına geldiler. Halk iradesi, önüne konan adaylar üzerinden seçimini yaptı. Sekiz partiden altısı seçim barajını geçerek mecliste yer aldı. Seçim ertesi gazeteler, oy oranları ve seçilenler üzerinden ‘kaos’ ve ‘koalisyon’ başlıkları attılar. Bazı genel başkanlar ilk saatlerden itibaren hükümeti kurmak için tahmini olabilecek olan ortaklık modellerine kapılarını kapadılar.

***

Halk ve devlet sistemleri seçimi neden yaparlar? Yaşadıkların siyasi coğrafyanın ehil kişiler tarafından huzur, barış ve refah için yönetilmesini istedikleri için. Bu düşünceyle iktidar partisi UBP ve Genel Başkanı Başbakan Hüseyin Özgürgün yüksek özgüven ve inanmışlıkla süresi olduğu halde seçime gitti. Sonuç olarak birinci parti çıktı; fakat demokrasi dediğimiz oyunda hükümet icraatları yerine özel yaşamı hakkında belden aşağıya siyasetle yıpratılmaya çalışıldı. Bu kara propaganda sonrasında birinci parti çıktı. Fakat mecliste sandalye dağılımı ve yeni giren partilerin aldığı oyla tek başına hükümet kurulamıyor. Birkaç siyasi partinin birleşmesiyle hükümet kurulacak durumda.

***

Sandıktan çıkan CTP ve milletvekili seçimlerine ilk defa giren HP ilk saatlerden itibaren koalisyona yokuz dediler ve kapılarını kapattılar. Bu iki partiden CTP siyasi yaşamından çok defa hükümet olmuş ve Cumhurbaşkanı çıkarmıştır. Hükümet olduğu dönemlerde halka hizmet noktasında iyi kötü bir izlenim bırakmıştır. Bu seçim döneminde dışarda kalarak muhalefet etme rolünü benimsemiş olabilir; fakat ilk defa Cumhuriyet Meclis’inde temsil hakkı bulan Halkın Partisi ve lideri Kudret Özersay hangi siyaset stratejisiyle ve mantığıyla hareket ederek baştan hükümete ortak olma ihtimalini reddetmiştir.

***

HP lideri Özersay, siyasi yaşama “Toplanıyoruz” hareketiyle girmiş, devamında Cumhurbaşkanı adayı olmuş ve HP’yi kurarak seçimlerde yerini almıştır. Bu varlığıyla tahmini tek başına UBP iktidarını da elinden almıştır. Seçmen HP’yi umut görmüş ve oy vermiştir. Seçmenin umudu hüküm edecek yapıyı çalıştırması yönünde olmuştur. Sistemi tıkayan siyasi yapılar, ülkeyi ekonomik ve bürokrasi yönünden zora sokarlar. Ülkenin zora girmesi kime ve neye hizmet etmektetir? Buradan HP ve liderine sorayım: Siyasette kendinizi konumladığınız yer neresidir? Siyaset çözüm üretmek için yapılan demokrasi aracıdır. Kaos kargaşa aracı değildir. Hükümette rol almayarak muhalefet kalarak neyi başaracaksınız?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...