Ana içeriğe atla

103- Devlet Aklıyla Ortaklık 18.01.2018, Milliyet Gazetesi

Cumhuriyet Meclisi’nde yeni dönem görev yapacak milletvekilleri mazbatalarını aldılar. Sırada, haftaya yapılacak yemin töreni var. Bu süre içerisinde parti başkanları ve yetkilileri olası tahmini kurulacak koalisyon hükümeti için seçenekleri tartışmaktalar. Anadolu’da güzel bir söz vardır “Çatal kazık yere girmez.”. Bu tabir aile arasında yapılacak olan bir ortaklık için söylenmiştir. Yani kan bağı olanlar bile ayrı ayrı işler yapmalıdırlar. “Birkaç ayağı olan işten hayır gelmez.” der büyükler. Kuzey Kıbrıs siyasi tarihine baktığımızda koalisyon hükümetleri başarısız ve verimsiz hüküm etme süreci geçirmişlerdir. Tek başına iktidarlar daha verimli tek hedefleri olan ve tek sesli iktidarlardır. Türkiye’de AKP hükümeti uzunca bir süredir tek başına iktidardır. Bu örnek iyi incelenirse tek başına iktidarların devamlılığı olan hükümetler olduğu görülmektedir.

***

Kulislerde konuşulan Sayın Hüseyin Özgürgün’ün erken seçim kararı alması milletvekillerinden gelen isteklerin fazlalaşması ve içinden çıkılamaz hale gelmiş olmasındandır, denilmektedir. KKTC’de 26-27 vekille hükümet olmak demek, tek başına iktidar olmak demek değildir. Cumhuriyet Meclisi’nde yarının bir ya da iki fazlasıyla iktidar olmak 26-27 başbakanlı bir hükümet var demektir. 7 Ocak seçimleri sonrası meclisteki sandalye dağılımıyla tek başına iktidar mümkün değildir. Koalisyon hükümeti olacaktır. Bu seçim ya da revizyon hükümeti diye de adlandırılabilir. Lakin kurulacak olan ikili ya da üçlü belki de dörtlü hükümet ne kadar sağlıklı olacaktır? Olası kurulacak hükümet öncesi siyasi düşüncelerinden arınarak bu zor dönemde ortak düşünceyle KKTC devleti ve milletinin menfaati olacak şekilde ortaklık kurulursa başarılı olunur. Yoksa tüm partiler kendi parti programlarını dillendirirlerse seçim hükümeti bile olamazlar. Meclise giren altı siyasi parti şapkalarını önlerine koyarak tekrarlanan bir seçim ya da devlet aklıyla millete hizmet için ortaklığı düşünmelidirler.

 

İsrail – Rum ve Yunanistan

Kuzey Kıbrıs iç siyasi konularıyla meşgul olsa da, siyasi coğrafyası ve komşumuz Güney Kıbrıs jeopolitikasının getirdiği değer ve kazanımlarla uluslararası siyasetini sürdürmektedir. Doğu Akdeniz’in önemli konularından birisi de enerji ve enerji nakil yollarıdır. Kıbrıs adasının genel deniz sahasında var olan enerji yatakları, Güney Kıbrıs’ın olduğu kadar Kuzey Kıbrıs’ın da hakkıdır. Fakat Güney Kıbrıs yönetimi yarım asırdır Kıbrıs adasının kazanımlarını tek başına değerlendirmektedir. 3. Cumhurbaşkanımız Sayın Derviş Eroğlu basına verdiği mülakatta bu olayı “Hedefleri Kıbrıs’ta Yunan hegemonyası yaratmak” sözcüğüyle ifade etmiştir. Açıklamasının devamında “Akdeniz’deki doğal gaz çalışmalarıyla Rum – Yunan ve İsrail ortaklığı gündemdedir.” demiştir. Sayın Eroğlu’nun da dikkat çektiği gibi konu önemlidir. Kuzey Kıbrıs iç siyaseti hızlı bir şekilde uluslararası politikada mücadele vereceği yapıya kavuşacak şekilde dizayn edilmelidir. Türkiye ve KKTC jeopolitik kazanımdan üzerine düşen payı almalıdırlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...