Ana içeriğe atla

107- Dört Ortaklı Hükümet 08.02.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz son dört beş ay Kıbrıs adası için seçim dönemiydi. Güneyde yapılan Başkanlık seçimlerinin galibi ikinci turda oyların %55,99’unu alarak yeniden Başkan seçilen Nicos Anastasiadis oldu. Kuzey Kıbrıs seçimlerinin galibiyse geçtiğimiz hükümetin büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi (UBP) oldu. Fakat sandıktan birinci parti çıkan UBP, tek başına hükümet kurma sayısına erişemediği için şimdilik ana muhalefet partisi olarak Cumhuriyet Meclisi’nde yerini aldı. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Halkın Partisi (HP), Demokrat Parti (DP) ve Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Sayın Tufan Erhürman Başbakanlığında dörtlü koalisyon hükümetini kurdular. Kıbrıs Türk seçmeni kampanya sürecindeki PR çalışmalarının etkisiyle ve genel değerlendirmesiyle Cumhuriyet Meclisi’nde çok partili bir yapıya onay verdi. Günümüz demokrasisi politik hesap ve oyunlar sayesinde çoğunluğun yerine azınlık küçük partilerin birleşerek geneli yönetmesine izin veriyor. Bu demokrasinin verdiği izinle dört parti ortak bir düşüncede birleşerek bu dönemde KKTC’ye hüküm etme yetkisini aldılar. Bu dört parti eğer bu ortaklık sürecinde kendi parti programlarını uygulamak isterlerse çok uzun soluklu bir hükümetin olmayacağını söylemek yanlış olmaz. Hükümet kurma görüşmeleri sonrası çıkan değer ve kriterlerle, parti kimlikleri olmadan politika yaparlarsa uzun bir süre gidebilirler. Doğu Akdeniz’in öneminin her geçen gün arttığı, Orta Doğu petrollerinin ve Kıbrıs adasının deniz alanlarındaki doğal gaz yataklarının açılması işletilmesi döneminde birlik içinde olması gereken bir KKTC hükümeti olmalıdır. Bu zor ve çetin şartlarda yükleri ağır, yolları dikenlidir. Bu süreci kamuoyu olarak bizler ve halkımız yakinen izleyeceğiz. Başbakan Sayın Tufan Erhürman ve hükümetine başarılar dilerim.

 

Kıbrıs Müzakereleri

 

Son kapsamlı görüşme 2017 yaz aylarında garantör ülkelerin de katılımıyla “Kıbrıs Konferansı” niteliğinde olan Crans Montana görüşmeleriydi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin akıl ve mantığa aykırı istek ve görüşleri sebebiyle KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın 20 ay yürüttüğü çalışma çökmüştü. Akabinde seçim atmosferine girilmesi bu zamana kadar müzakeresiz bir ortama sebep oldu. Kıbrıs adası için seçimler bitti. Hükümetler kuruldu kurulmak üzere. Rum yönetimi hiç ara vermeden, Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın çözüm sonrası ortak zenginliğimiz diye tabir ettiği doğal gaz yataklarıyla alakalı çalışmasını devam ettirdi. Bu çerçevede Rum yönetimi İsrail, Yunanistan ve Mısır’la çeşitli görüşmeler yaptı. Müzakereye bağlamadan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi “Devlet Politikası” olarak belirlediği çalışmalarını Doğu Akdeniz’deki jeopolitik konumunu koruyarak devam ettiriyor. KKTC’de hükümet kuruldu, iç siyasi çekişmeler bir kenarda tutularak “Devlet Aklı ve Millet Menfaati” doğrultusunda hükümet ve Cumhurbaşkanı ortak bir çizgide buluşarak garantör ülkemiz Türkiye’yle birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için siyasi coğrafyasının stratejik önemini kullanarak çalışmalara başlamalıdırlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...