Ana içeriğe atla

11-KUZEY KIBRIS MÜZELERİYLE IŞILDAYACAK DR FAZIL KÜÇÜK MÜZESİ’NİN DEVAMI DA GELECEK KÜLTÜRLER ENTEGRE OLSUN AMA ASİMİLE OLMASIN 04.05.2016, Milliyet Gazetesi

 

n  Aynı zamanda Meclis Kültür Komitesi’nin de başkanlığını yürüten KKTC Meclis Başkanı Dr Sibel Siber, Dr Fazıl Küçük Müzesi’nin restore edilmesi sürecini anlattı. Kıbrıs Türklerine, “Elinizdeki fotoğraf ve belgeleri bizimle paylaşın” çağrısında bulundu.

 

n  Dr Siber, müzelerin toplumsal bellek oluşturulmasındaki önemine dikkat çekti. Önümüzdeki dönemde başka bazı müze projelerinin de gündeme geleceğini açıkladı. Kültürel zenginliğin önemini anlatırken ise, “Kültürler entegre olsun ama asimile olmasın. Kültürler bir mozaiktirler, birbirlerini bütünleyerek çok güzel bir eser ortaya çıkar ama kültürler birbirinin içinde erimesin” dedi.

 

Barış YORGANCI 

 

LEFKOŞA- Kıbrıs Türklerinin özgürlük mücadelesinin simge isimlerinden Dr Fazıl Küçük, adına ve anısına yakışır bir müzeye kavuştu. KKTC Meclis Başkanı Dr Sibel Siber, müzenin yenilenme süreci ve diğer projelerini MİLLİYET Gazetesi’ne anlattı.

Dr. Fazıl Küçük’ün hayatı aslında Kıbrıs Türklerinin de tarihi gibi. Küçük’ün yıllarca kliniği, siyasi çalışma mekânı ve daha sonra ise 1946-1960 yılları arasında ailesinin yaşam alanı olarak kullandığı mekan adına yakışan bir müze halini aldı. Peki süreç nasıl gelişti? Fikir kimden çıktı? Türkiye nerede devreye girdi?

KKTC Meclis Başkanı Sibel Siber aynı zamanda Meclis Kültür Komisyonu’nun başkanlığını da yaptığını hatırlattı. Komite üyeleriyle 5 Mart 2014’te Dr Fazıl Küçük Müzesi’ne yaptıkları ziyareti anlattı.

“Müze olarak aslında 90’larda açılmıştı ancak çok atıl ve çağdaş müzecilik anlayışından uzaktı. Bir kez daha orayı yerinde gördük ve bir duyarlılık oluşturmak istedik. Bizim mücadele liderimizin eşyalarının saklandığını ancak müze anlayışından uzak olduğunu gördük. O gün ne kadar büyük bir moral bozukluğu, üzüntü ve utanç duyduğumu ifade etmek isterim. Bu mekan, Lefkoşa’nın ana caddesi, Girne Caddesinde üstelik de üzerinde müze yazıyordu, öğrenciler bu halini gelip görüyordu.. Bu haliyle, kendi toplumsal aidiyetimiz ve  kimliğimiz açısından da büyük bir olumsuz durum ve özgüvensizlik yarattığını söyleyebilirim”

Siber, gördüğü o sahnenin ardından o gün, bu müzenin Meclis Başkanlığı’nın bir sosyal sorumluluk projesi olarak  yeniden canlandırılacağını ve çağdaş müzecilik açısından yeniden planlanacağı sözünü verdiğini hatırlattı. “İlk iş olarak binanın restorasyonunun gerçekleşmesi gerekiyordu. Bununla ilgili proje için ilgili daire ile görüştük. Proje hazırlandı. Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği projenin tüm maliyetini karşılayacağını bize bildirdi. Projeyle ilgili iki akademisyenle  çalıştık. Biri Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Dilek Karaaziz, diğeri de Yakın Doğu Üniversitesi’nden Gökhan Okur. Her ikisi de yalnızca akademisyen olarak değil, emekleriyle değil gönülleriyle çalıştılar. İnanılmaz bir tempoyla, inanarak, severek, çok duygu yüklü çalıştılar” dedi.

 

Çağdaş müzecilik anlayışı açısından emsal teşkil edecek bir başarı hikayesine ihtiyaç duyduklarını belirten Sibel Siber, kendilerine Dr Fazıl Küçük’e ait belge ve eşyaları veren Altay Sayıl’a özellikle teşekkür etti.

 

ELİNDE FOTOĞRAF YA DA BELGE OLAN BİZE GETİRSİN

 

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da hazır bulunduğu 20 Nisan 2016’daki açılışa bakanlar, siyasiler ve halktan yoğun katılım olduğunu vurgulayan KKTC Meclis Başkanı, şimdiki hedeflerinin Kıbrıs Türklerinin geçmişine yönelik fotoğraf ve belgeleri toplamak olduğunu söyledi.

“Halkın elinde var olan anı ve arşiv niteliği taşıyan belgelerin milli arşive bağışlanmasını istiyoruz. Bu arada müzede sergilenecek olanların da müzede sergilenmesi ve yine bundan sonraki süreçte milli mücadelede o zor yıllarda toplumun sesi olan Halkın Sesi Gazetesi’nin de arşivlerini derleyerek araştırmacılarımız için orada bir mekan yaratma çalışmasına başlayacağız. Kütüphane formatında olacak. Belge ve arşivlerin saklanması için bir sistem kuracağız. Mesela bana birçok fotoğraflar geliyor. Dr Küçük’ün köy ziyaretlerinden. Biz bunları kopyalayıp sahiplerine iade edeceğiz. Ama bu fotoğrafların, belgelerin toplanması çok önemlidir. Çünkü toplum belleği yitirilirse toplumun geleceği tehlikeye girer. Güzel bir gelecek için toplum belleği çok önemlidir ve müzeler de bu belleğin oluşmasına katkı verir”

 

YENİ HEDEF; ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ

 

Sibel Siber’in hedeflerinden biri de Çağdaş Sanat Müzesi projesini hayata geçirebilmek. Bu noktada birlikte gerçekleştirdiğimiz Kosova ziyaretinden örnek verdi. “Siz gördünüz Kosova’da, küçücük şehirlerde hep sanat müzeleri var, küçücük tarihi binalar da müze olarak kullanılmış değerlendirilmiş. Her ziyaret, her fotoğraf, her belge hem size o halkla ilgili bilgi verir, hem toplum belleğine katkı sağlar, hem turizm için de çok önemlidir. Onun için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık ama bunu en iyi değerlendirecek olan halkımızdır, konunun uzmanlarıdır. Siyaset tabii ki bizim toplumumuzda çok önemli bir yer tutar ama toplumun sanata, kültüre verdiği değer, önem o toplumun yaşam kalitesine olumlu yansır. Yüzleri gülen mutlu insanlar olması için o ülkenin sanata, sanatçıya, kültüre, tarihine önem vermesi gerekiyor. Bu konuda Meclis Başkanı olarak yapabileceğim katkı ne varsa, yasalar çerçevesinde neler yapabilirsem yapmaya çalışıyorum. Ümit ederim ki; halktan gelen istek ve talepler neticesinde açılan müzeler, sanat galerileri tüm yöneticileri  teşvik eder” diye konuştu.

 

MÜZELER TOPLUMSAL BELLEK OLUŞTURMAK İÇİN ÖNEMLİDİR

 

Dr Siber, toplumsal bellek oluşturulmasının önemini vurguladı. Sözlerine şöyle devam etti:

“Toplum belleği için müzeler önemlidir. Müzelerde görerek, adeta yaşayarak bilgi alırsın. Tarih kitapları da önemli ama müzelerde hem görsel, hem işitsel insanların canlı, yaşayarak öğrenmesi çok daha etkili olur. Tarihi kişiliklerin mutlaka müzelerinin olması ve bu müzelerin gezilmesi gerekiyor. Çünkü tarihi kişilikler aynı zamanda toplum tarihini de şekillendiren, toplumun sosyal, siyasal yaşamına liderlikleriyle etki eden kimselerdir. Ve orada siz sadece o tarihi şahsiyetin kişisel anılarını, kişisel belgelerini, eşyalarını görmezsiniz. Aynı zamanda bir dönemdeki halkın sosyal yaşamı ve tarihi hakkında da bilgi sahibi olursunuz. Mesela Bursa’da, Bursa Kent Müzesini gezdim ve çok etkilendim. Bir şehir müzesi ve orada geçmişten günümüze esnafın hangi işlerle uğraştığı, yorgancılıktan tutun da ayakkabıcılara kadar bugün unutulmuş birçok meslek orada sergileniyor. Bizim tarihi şahsiyetlerin müzeleri yanında aynı zamanda kent müzelerine de ihtiyacımız var. Mesela Lefkoşa’nın,  Mağusa’nın geçmişten bugüne insanlarının sosyal yaşamlarını belgeleyen fotoğraf, yazı ve görsel canlandırmalarla hangi meslekler vardı, insanların sosyal yaşamı nasıldı, neler şimdi kayboldu bunları görmemiz ve müzeyi gezerken bu canlandırmaları izlememiz, işte bu da toplum belleğidir. Geçmişine sahip çıkan, müzelerine sahip çıkan, kültürüne sahip çıkan toplumlar ilelebet yaşar. Geçmişle olan bağları güçlenir. Bunlar için daha çok gayret göstermemiz gerekiyor. Biz Kıbrıs Türk Halkı olarak belki uzun mücadelelerden geldik, yorulduk, yorgun bir halk olabiliriz ama enerji, canlılık, özgüven ve mutluluk ancak bu konulara da eğilerek kazanılabilir.”

 

               KÜLTÜRLER ASİMİLE OLMASIN

 

               Sibel Siber’in son mesajları ise kültürel zenginliğin önemine yönelikti. “Kültürler entegre olsun ama asimile olmasın” diyen Siber, kültürleri bir mozaiğe benzetti. “Kültürler birbirlerini bütünleyerek çok güzel bir eser ortaya çıkarır ama kültürler birbirinin içinde erimesin. Bu önemlidir. Onun için kültürlerin yaşaması lazım. Tek düze bir dünya olsaydı ne kadar çekilmez olurdu. Aynı şekilde bütün kültür farklılıkları, kültür zenginlikleridir aslında dünyayı güzelleştiren, bizim de gezmemizi görmemizi sağlayan. Her yerde aynı şeyi göreceksen, her yerde aynı yemeği yiyeceksen, her yerde aynı müziği dinleyeceksen o zaman dünya çok tekdüze ve çekilmez olur. O yüzden kültürel zenginliklerimiz bizim dünya mirasımızdır. Bunları korumamız, geliştirmemiz ve geleceğe taşımamız en önemli görevlerimizdendir” dedi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...