Ana içeriğe atla

110- Kıbrıs’ta Stratejik Akıl 01.03.2018, Milliyet Gazetesi

Kuzey Kıbrıs’ta hükümet kuruldu. Bütçe görüşmeleri başlayacak, sonrasında Başbakan Tufan Erhürman’ın dediği gibi kamuda reformlar yapılacak. 7 Ocak sonrası KKTC siyasi çevresi sağ duyuyla sakin ve sessiz bir yapıyla ilerlemektedir. Dört ayaklı hükümetin ilk defa meclise giren ortağının ya da hükümet etme yetkisine ilk defa sahip olan ortaklarının, ilgili bakanlıklarındaki bürokrat atamaları ve çalışma arkadaşlarını dizayn süreciyle geçen bir evredeyiz. Kıbrıs adasındaki yer altı zenginliklerinin Rum yönetiminin tek taraflı işletme gayretlerini izlemekteyiz. Türkiye’nin Suriye’deki terör yuvalarını temizleme ve sınır güvenliği için yürüttüğü askerî harekâtı takip etmekteyiz. Olaylara içerisinden değil de Beşparmak Dağı’nın zirvesinden baktığımızda Kıbrıs adasının konumu, yaşadığımız siyasi coğrafyanın karmaşası, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da devam eden askeri ve siyasi savaşların görüntüsü bizleri düşündürmelidir. Bu yapı içesinde atacağımız siyasi adımlar, duygusal zekadan ziyade mantık ve stratejik akılla olmalıdır. Coğrafya ve bölgemiz egemen devletlerin savaşına tabidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak tüm siyasi adımlarımız devlet ve millet aklını esas alan bir yapıda olmalıdır.

 

Devlet Dışı Aktörler

“Coğrafya kaderdir.” mantığı üzerinden gittiğimizde Türkiye ve KKTC ayrılmaz iki parçadır. Anadolu Türkleri ve Kıbrıs Türkleri kaderleri olan coğrafyada çeşitli oyunların ve savaşların her dönem içerisinde etkin rol almıştır. Aldıkları ana roller sayesinde varlıklarını güçlenerek devam ettirmektedirler. Büyük fotoğraftaki rolümüz kader denk noktası niteliğinde önemlidir. Bir nevi varlık ve yokluk savaşı niteliğindedir. Hıncal Uluç, Sabah gazetesinde 25 Şubat’ta “Kıbrıs’ta bedel ödetmek” başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Yazının içeriğinde Uluç, “Türkiye’nin Afrin’deki operasyonunu bir ‘zafiyet’ olarak değerlendiren güçler, Kıbrıs oyununu sahneye koymak için gün sayıyor.’ demiştir. Yazının devamında ise Uluç, Kıbrıs halkının istemi dışında olabilecek olayları ‘uluslararası güçler ve en dikkat çekicisi ABD, Kıbrıs’ta bir oldu bittiye getirilecek çözümü desteklemek için harekete geçmiş durumda.’ diyor. Sayın Uluç’un yazısından anladığımız ve uzun bir sürede köşemde yazdığım gibi Türkiye’nin yeni dış politika anlayışı “Bir gece ansızın gelebiliriz” mantığı devlet dışı şer odaklarının menfaatine terstir. Türkiye’nin bölgesinde huzur ve barış için yaptığı atılımlar bölgede savaştan beslenen transatlantik sermaye gruplarına ve içimizdeki gayrimeşru çocuklarının menfaati dışıdır. Yine Sabah gazetesi yazarı Sayın Mahmut Övür de 27 Şubat tarihinde “KKTC’de bir şeyler dönüyor” başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Övür de yazısında “Zeytin Dalı Harekâtı” ve bölgede güçlenen Türkiye’ye karşı farklı alanlarda çatışma ortamları yaratılacağını ve Kıbrıs’ta da buna benzer bir şey olduğunu vurguluyor.

***

Bu dönemde Güney Kıbrıs ile yapılacak görüşmeler ‘duygusal bağ’ kavramından uzak, analitik düşünce ve stratejik akılla yapılmalıdır. Görüşme, müzakere, eylem ve herhangi sivil toplum hareketliliğinin nereye gideceği belli olmayan bir hal vardır. Devlet dışı aktörler içte ve dışta faaliyettedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...