Ana içeriğe atla

120- Guterres Çerçevesi 10.05.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz haftanın gündemini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın açıklaması belirledi. Sayın Akıncı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in adını taşıyan “Guterres çerçeve belgesini stratejik belge kabul edelim.” önerisini müzakere etme çağrısı yaptı. Bu çağrısına karşılık Rum mevkidaşı Nikos Anastasiadis olumlu yanıt vererek karşılıklı müzakere etme fikrini beyan etti. Anastasiadis, Guterres’in Kıbrıs’a yeni bir müzakereci atayacağını da belirtti. Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci bitti dediğimiz, artık olmaz dediğimiz tüm zamanlarda bir şekilde yeniden gündeme gelmekte ve siyasi coğrafyamızdaki önem yerini korumaktadır. KKTC’de yerel seçimlere gittiğimiz bu dönemde Sayın Akıncı’nın bir söylemi gündemi belirlemiş ve tartışma konusu yaratmıştır. Bu açıklama sonrası yapılan yorum ve değerlendirmeler Kuzey Kıbrıs gündeminin her zaman ana konusunun müzakere ve süreci olduğunu teyit etmiştir. Anavatan Türkiye’nin seçime gittiği ve mevcut sistemin seçim sonrası Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ne dönüşeceği dönemde Kuzey Kıbrıs ve Doğu Akdeniz güvenliği için hayati öneme sahip Kıbrıs Müzakerelerinin gündemde olması ve konuşulması ne kadar gereklidir? Çerçeve belgesi sonrası Kıbrıs adasından Türk Askeri gidecek, Garantiler kalkacak gibi yorumlar gündem olmuştur. Bu belirsizlik içerisindeki yorumlar kime ne fayda sağlamaktadır? Çerçeve belgeyi net olarak idrak etmeden gündeme gelen bu konuyu, Türkiye’de 24 Haziran seçimleri için yarışan bir parti ve lideri, belge ve müzakere metodu üzerinden “Kıbrıs Türk’ünün yanındayız.”, “Kıbrıs’ı hiçbir şekilde vermeyeceğiz.” şeklinde beyanlarıyla Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamını suçlamıştır. Burada zamansız ve gereksiz tartışma konusu gündeme getirilmiştir. Garantör ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan defalarca Kıbrıs Türk’ünün haklı davasında yanında olduklarını, tarihsel bağ ve uluslararası hukuktan kaynaklı haklarını hiç çekinmeden Kıbrıs Türkü için kullanacaklarını söylemiştir. Sayın Akıncı’nın açıklamasına karşın 3’üncü Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu da açıklamasında “Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmek, Türkiye ve KKTC'nin, Türk ulusunun geleceğini, güvenliğini tehlikeye atmak demektir. Bu bağlamda Akıncı'nın Rum tarafına yaptığı son öneri asla Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye tarafından desteklenemez.” ifadelerini kullanmıştır. KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Sayın Zorlu Töre ise Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın açıklamasına karşı “Akıncı'nın açıklamaları çok talihsiz ve kabul edilemez. Bu belge Türk ordusunun adaya müdahale hakkını kaldırıyor. Rumlara çok daha fazla toprak tavizini içeriyor.” demiştir. Görünen köy kılavuz istemez misali siyasiler tarafından gereksiz tartışmalara, gerekli çok sert yanıtlar verilmiştir. Kıbrıs Türk halkının belirsizlikler içerisinde bir çözüme ihtiyacı yoktur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...