Ana içeriğe atla

121- Kudüs 17.05.2018, Milliyet Gazetesi

Yeni Sam Amca, Donald Trump seçildikten sonra alışılmış Amerikan diplomasisinin dışında aykırı dış politika yaklaşımları sergilemektedir. Ekibinde yaptığı sık değişiklikler, uluslararası ilişkilere getirdiği ‘Twitter diplomasisi’ gibi metotlar ve eylemleri vardır. Aklına geldiği ve canı istediği gibi, konumunu pek fazla düşünmeden kendince haklı adımlar atmaktadır. Hesapsız ve ayarsız attığı adımlardan bir tanesi de ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma düşüncesidir. Bu düşüncesini 14 Mayıs 2018 tarihinde hayata geçirmiştir. ABD Büyükelçiliği Kudüs’teki yeni binasında çalışmaya başlamıştır. İsrail ve Filistin devleti sorunu için çok önemli olan bu meseleyi, İsrail devletinin isteğini yapmak adına Türkiye’yi karşısına almayı göze alarak hayata geçirmiştir. Bu hamlesiyle Amerikan dış politikası Ortadoğu’da savaşı destekleyen masum insanların ölmesine sebep olacak bir zemin hazırlamıştır. Bu zemin sonrası Büyükelçilik açılışını Trump’ın damadı Jared Kushner ve kızı Ivanka Trump’ın yaptığı sırada Gazze’de gerçekleşen protestolarda, İsrail silahlı kuvvetleri 60’tan fazla Filistinli silahsız masumu öldürmüş, 3 bine yakın da yaralıya sebep verecek saldırı yapmışlardır. Başkan Trump’ın Twitter açıklamaları eli kanlı İsrail devleti tarafından masumların katledildiği bir sözde savunma metoduna dönüşmüştür. Dünya siyasi tarihine Büyükelçilik açılışı ‘kanlı açılış’ başlığı ile insanlık için yüz karası olan bir olay olarak geçmiştir.

***

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere’de sürdürdüğü temaslar sırasında resmi Twitter hesabından İngilizce olarak “Netanyahu, 60 yılı aşkındır Birleşmiş Milletler (BM) kararlarını ihlal ederek savunmasız insanların topraklarını işgal eden bir ‘apartheid’ (ırkçı) devletinin başbakanıdır. Netanyahu'nun ellerinde Filistinlilerin kanı var, suçlarını Türkiye'ye saldırarak saklayamaz.” demiştir. Sayın Erdoğan mesajının devamında da “İnsanlık dersi mi istiyorsun? 10 emri oku.” ifadesini kullanmıştır. Bu mesajlara karşılık Benjamin Netanyahu’da Twitter hesabından “Erdoğan, Hamas'ın en büyük destekçilerinden biridir, dolayısıyla kendisi terör ve katliamdan şüphesiz çok iyi anlar. Kendisine tavsiyem, bize ahlak vaazı vermesin.” İfadesini kullanmıştır. Netanyahu mesajlarının devamında “Kuzey Kıbrıs'ın işgalini devam ettirmek için binlerce asker gönderen ve Suriye'yi işgal eden zat, kendimizi Hamas'ın girişimlerinden koruduğumuzda bize vaaz veremez. Elinde Türkiye'deki, Suriye'deki sayısız Kürt kurbanın kanları olan zat, bize askeri etikle ilgili nutuk atacak son kişidir.” Diyerek Filistin halkına yaptığı katliamları hami devleti ve Başkanının ‘Twitter diplomasi’ metoduyla cevap vermek istemektedir. İsrail devletinin özrü kabahatinden büyüktür. Son olarak Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan İngilizce olarak Twitter hesabından ‘Netanyahu'ya hatırlatma’ başlıklı mesajda “Hizbullah terör örgütü değil ve Filistinliler terörist değil. (Hamas) Filistin yurdunu işgalci bir güce karşı savunan bir direniş hareketi. Dünya onlara zulmedenlere karşı Filistinlilerle dayanışma içinde.” diyerek Filistin halkının yanında olduğunu belirtmiştir. Twitter’a taşınan diplomasi savaşı 60’tan fazla Filistinlinin ölmesine 3 bine yakınının yaralanmasına sebep olmuştur. Kudüs ve Filistin halkı İslam dünyası için kırmızı çizgi ve kırılma noktasıdır. Batı ve savaş çığırtkanları tehlikenin farkına varmalı ve evrensel insan haklarını benimseyerek Ortadoğu halklarına barış içinde yaşama hakkı vermelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...

9-Ortak Akıl Sürdürülebilir Hükümet 21.04.2016, Milliyet Gazetesi

Bir önceki yazımı siyasi sistemin ve genel olarak siyaset kurumunun neden tıkandığı ve çağın gereksinimlerini niçin karşılayamadığı, değişimini/dönüşümünü neye göre yapmaz ise başarısız olacağını ve halk iradesinin vermiş olduğu yetkiyi neden sağlıklı kullanamadığı üzerine yazmıştım.             Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, siyaset sahnesine baş karakter olarak dahil olan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dır. Akıncı ile başlayan müzakere, devlet aklı ve millet menfaati ile sürmektedir. Bu dönemin başarılı bir şekilde devam etmesinin arka planında iyi bir ekip vardır. Akıncı’nın yakın geçmişte bir siyasi partide aktif rol almaması da Cumhurbaşkanlığındaki rolünü, siyasi tarzını, ideolojik fikirden uzak, devlet ve millet menfaati ile görmesini sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı çalışmalarına paralel olarak gidemeyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ise siyasi çıkmaza girmiş ve geçen haftalarda hükü...