Ana içeriğe atla

122- Çözüm: Devlet Aklı ile Tanıtım 24.05.2018, Milliyet Gazetesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dış İşleri Bakanı (DİB) Sayın Kudret Özersay ay başında Bangladeş’in başkenti Dakka’da İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları toplantısına katıldı. Toplantı haberi KKTC Dış İşleri Bakanlığı resmi internet sayfasında “Kudret Özersay: Sesimizi her platformda duyuracağız.” başlığıyla verilmiştir. Bu başlık çok önemli ve gerekli bir konuyu KKTC’nin tüm uluslararası organizasyonlarda bir şekilde tanınmasını işaret etmektedir. Ben de bu mantık ve fikri yazılarımda ‘federasyon modelli çözüm’ yerine KKTC siyasi coğrafyadaki pozisyonunu koruyarak, jeostratejik konumu ve garantör ülkesi Türkiye’nin jeopolitik ilişkilerini de kullanarak tanınmalı şeklinde defalarca yazdım. Çözüm adı altında yapılan görüşmelerin ‘kayıkçı kavgasına’ dönüştüğü bu günlerde siyaset yapıcı devlet aklı enerjisini ve mesaisini bu yöne harcamalıdır. Bu düşünce ile sizlere yaşanmış bir hikâyeyi aktarmak istiyorum. Hikayemiz kahramanı ve mimarı Kuzey Kıbrıs aşığı emekli Büyükelçi Sayın Umut Arık’tır. Sayın Arık geçtiğimiz aylarda bir sohbet sırasında yaşanan önemli olayı aktarmış ve şimdi neden olamaz demektedir. Siyasi tarihimize arşiv olması bakımından süreci sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

“Yıl 1987, ay Ocak, yer Kuveyt. İslam Konferansı İşbirliği Zirvesi, KKTC'nin İKÖ'ye tam üye olması, Yaser Arafat'ın başkanlığını yaptığı Sonuç Bildirgesi Komitesi’nde ‘Bu kabul edilmezse, Türkiye bildirgeye imza koymaz.’ ısrarıyla, komitedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilcisi (Umut Arık, Suudi Arabistan ve İKÖ nezdinde Büyükelçi) olarak bildirgeye yazdırdım. Bu sırada Suud Dışişleri Bakanı Prens Suud El-Faysal beni locasına çağırarak engelleme yapmak istedi. Yanında Kuveyt temsilcisi de vardı. Nezaketle ‘İşim var.’ diyip yanlarından ayrıldım. Bildirge Komitesinde yer alıp gerekli direnişle KKTC'nin tam üyeliğini metne yazdırttım. Komitede karar alındıktan sonra dışarıda benden haber bekleyen rahmetli Rauf Denktaş'la durumu birbirimize sarılarak duygulu biçimde kutladık.

Ne yazık ki Suud ve Kuveyt temsilcileri, o sırada Dışişleri Müsteşarı olan rahmetli Nüzhet Kandemir'e ulaşıp ısrarlarını devam ettirmişler. Onur Öymen ve Ömer Akbel isimli arkadaşlar da oradaymış ve bu durum Zirvede ısrar edilmemesi, gözlemci üyeliğin KKTC için şimdilik yeterli olacağı iddia edilerek Devlet Başkanımız Sayın Kenan Evren'e, gerçeği biraz da tahrif ederek ve ABD'nin de bu görüşte olduğu söylenerek aktarılmış. Benim haberim yokken Suud, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri temsilcilerine, TC'nin Zirve'de ısrarcı olmayacağı da peşinen aktarılmış. Zirveye, metin KKTC için gözlemci üyeliğin kabul edildiği ifadesiyle gelmiş. Evren Paşa, o sırada bana öğle yemeğinde (yalnız ikimiz vardık) bu arkadaşların ifadelerini aktardı. ‘Onlar metni bu şekliyle kabul edecekler. Sonra bu işi düzeltir, tam üyeliği nasıl olsa sağlarız. Bana böyle vadettiler.’ ifadesini kullandı. Bunun hiç kolay olmadığını, fırsatın kaçtığını anlattım. ‘Canım, o kadar da kötümser olma. Bu çocuklar da diplomat. Herhalde bir bildikleri vardır.’ dedi. ‘Sayın Denktaş’a da gidip durumu onlar anlatsın o zaman.’ diye cevap verdim. ‘Üzülme, artık olan oldu.’ dedi. Allah gidenlere rahmet eylesin, geri kalanlara da uzun ömürler versin.’’

Büyükelçi Umut Arık’tan konuyu yazmasını istemiştim. Size yukarıda kendi ifadelerini aktardım. İnanan, siyasi coğrafyasının artılarını kullanabilen kıymetli Dışişleri mensupları ve siyaset kurumunun aktörleri, aktardığım bu olaydan yola çıkarak KKTC’yi ticari, siyasi, eğitim ve kültürel ataşelikler başta olmak üzere dış dünyaya tanıtmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...