Ana içeriğe atla

126- 24 Haziran 21.06.2018, Milliyet Gazetesi

Ramazan Bayramı sonrası gündem konumuz hafta sonu gerçekleşecek olan seçimlerdir. Malum ülkemizde yerel yönetimleri seçeceğimiz gün 24 Haziran’dır. Bu tarih garantör ülkemiz Türkiye için de seçim günüdür. Siyaset kurumuna hizmet eden, geçimini bu kurum üzerinden gören tüm çevreler seçimler öncesi ‘bu seçim çok önemli, işi sıkı tutmalıyız’ gibi seçimin önemini arttıracak söylemler üzerinde nutuklar atarlar. Belki de sadece bu seçim diye tabir edilen değil gerçekten tüm seçimler önemlidir. Genelde Kıbrıs adası, özelde Kuzey Kıbrıs bir yıla yakındır seçim gündemiyle meşguldür. Güney Kıbrıs’ta başkanlık seçimleri, ülkemizde genel seçimler derken Kuzey Kıbrıs için yakın tarihli son seçim Belediye Başkanlarımızı seçeceğimiz 24 Haziran seçimleridir. Birey için yerel seçimler doğrudan yaşamsal faaliyetlerimizi etkileyen, kamu hizmeti veren kurum olan Belediyelerin Başkanlarını seçeceğimiz andır. Büyük ve önemli projeler hariç vatandaş olarak belediyelerden beklediklerimiz belirli şeylerdir. Cadde, park, sosyal donatılar, temizlik hizmetleri ve sosyal belediyecilik diye tanımladığımız hizmetlerdir. Seçilecek olan başkanın vizyonu ve partisinin belediyeciliğe bakışı seçim çevremizin gelişmesi, güzelleşmesi için önemlidir. Bu hususta gündem olan konular semt sakinleri olan bizler için ne kadar önemliyse pazar günkü yerel yönetim seçimleri o kadar önemlidir. Gelecek seçimlerde yürütme ve yasamada fazla sandalye ile temsil edilmek isteyen siyasi partiler içinse yerel seçimler yaşamsal önemdedir. Hepimizin bildiği üzere 2002 yılından itibaren Türkiye’de hükümet olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığına taşıyan siyasi yaşamı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla başlamıştır. Bu örnek üzerinden hafta sonu seçilmek üzere seçmen karşısında olan adaylar için Belediye Başkanı olmak siyaset yaşamları için önemli bir kilometre taşıdır.

 

Kader denk noktası

 

Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek insan ve toplumun genelini ilgilendiren ve uzun sürelerde bir ya da iki defa gerçekleşen önemli gelişme ve olayları “Kader denk noktası” diye tabir etmiştir. Bu an belki farkında olmadan ya da önemini idrak edemediğimiz bir zamanda da gelebilir, veyahut da önemini hissettiğimiz fakat cesaret edip harekete geçemediğimiz bir andır. 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Milletvekilliği seçimleri Türkiye Cumhuriyeti için milli güvenlik meselesidir. Türk Milleti ve Türk Devleti’nin kader denk noktasıdır. 15 Temmuz günü küresel ihanet ve terör örgütü FETÖ yapılanmasının ülkemizin milli güvenliğine kast ettiği andan itibaren, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir dizi siyasi kararlarla mevcut sistemi daha işlevsel ve pratik hale getirecek adımlar atmıştır. 16 Nisan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi referandumu bunlardan ilkidir. Genel seçimler diye tabir ettiğimiz 24 Haziran seçimleri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş için halktan vize alınacak gündür. Çağın gereklerine uygun bir şekilde dizayn edilen şekliyle bu sistem milli güvenliğimiz için yaşamsal önemdedir. Kaderimiz olan coğrafyada vatan bildiğimiz topraklarda özgür ve bağımsız bir şekilde sonsuza kadar var olmamız için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tüm kurum ve kuruluşlarda hukuk kuralları çerçevesinde işlemelidir. Bu sebeple 24 Haziran ‘iki devlet bir millet’ olduğumuz Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) için kader denk noktasıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...