Ana içeriğe atla

132- Savaş Çarı mı, Barış Elçisi mi? 26.07.2018, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci ilk günden bugüne kadar kaç Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri, Kıbrıs BM özel temsilcisi ile gelmiş geçmiş kaç hükümet ve kaç tane Dışişleri Bakanı eskitti? Sırası ile kaçını hatırlarız bilinmez. Gündemimizde halen daha isimler değil “Kıbrıs Sorunu ve Müzakere Süreci” olarak tanımladığımız somut olayların altındaki tiyatro sahnesi ya da bir film şeridi gibi izlediğimiz, kah sevinip umutlandığımız kah morallerin sıfır olduğu perdenin kapandığı sahneler aklımızdadır. Belki de bu süreç kaderimiz olan coğrafyanın bizlere yaşattığı bir orta oyundur.

*** 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı da bu oyunda, güncel zamanda başrol alan siyasi bir aktördür. Kıbrıs adasında dönemsel oyuna katılan, bazı zamanlarda oyun kurucu vasfı olan, bazı zamanlarda yapıyor/muş, çözüyor/muş gibi roller üstlenen farklı coğrafyaların bölüm oyuncuları dahil olmaktadır. Adamızın yeni oyuncusu, Kıbrıs Postası gazetesi yazarı Vatan Mehmet’in “Savaş Çarını Barış Elçisi atadılar: Lute” başlıklı yazısında anlattığı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışman Jane Holl Lute’dir. 

*** 

Lute, Vatan Mehmet’in yazısında aktardığı gibi savaş çarı mıdır, barış elçisi midir bilinmez. Bilinen bir gerçek varsa, o da Kıbrıs Sorunu ve müzakere süreci bitti denildiği anda tekrar başa dönen bir konudur. Mrs. Lute’nin görev süresi ve yetki alanı neyi, ne kadar kapsar bilemeyiz. Kıbrıs sorununun bölüm oyuncuları ile çözülecek finale taşınacak bir konu olmadığı siyasi tarihin arşivine gönderdiği aktörlerden bellidir. 

***  

Lute aynı gün içinde Rum lider ve Cumhurbaşkanı Akıncı ile müzakerelerin devam edebilmesi için gerekli zeminin olup olmayacağı konusunda görüşmeler yaptı. İki komşu liderin müzakerelere bakışını tarttı diyebiliriz. 

 

Rum Sözcü

Rum hükümet sözcüsü Prodromus Prodromou da Rum lider Anastasiadis ve Lute’nin yaptığı görüşme sonrası “Kıbrıs Rum tarafının, üzerinde anlaşmaya varılmış, uygulanabilir ve iş görür bir çözümü prosedür temelinde görüşmeye hazır olduklarını” dile getirdi. Rum sözcü üzerinden Rum siyaset yapıcıları yeni bir oyun sahneye koymak için fragmanla ipuçlarını basına servis etmiş oldular. Alışılmış, dünden bugüne gelen bu oyun tarzı ile sorun çözülebilir mi? Bu oyun sahne alsa izlenir mi? 

 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu

Siyasi coğrafyamızda oyun oynayan ve rol alan şekli, rengi, inancı ve hizmet ettiği şer odakları farklı olan bir sürü şahsına münhasır kimlik vardır. Bu kimlikler, coğrafyanın değerlerinden uzak gayrimeşru oyunlar ortaya koymaktadırlar. Bu gayrimeşru kimliklerin planlarını bozan, siyasi coğrafyasına canı pahasına huzur ve barışı tahsis etmek isteyen, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile de Kıbrıs adasına barış getiren garantör ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti vardır. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu adaya ziyareti sonrası yaptığı açıklamada “Kıbrıs Türk halkının hakkını kimseye yedirmeyiz” diyerek oyunun kurgucularına açık ve net bir mesaj vermiştir. Kıbrıs Türkü ve Anavatan Türkiye iki devlet bir millet mantığı ile hareket ederek bu oyunlardan zaferle çıkmasını bilecektir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...