Ana içeriğe atla

141- Çözüm BM midir? 27.09.2018, Milliyet Gazetesi

Yarım asırlık Kıbrıs sorunu tekrardan Birleşmiş Milletler’in (BM) birinci önceliği ve çözüm için gayret ettiği çalışmalara başladığı sürece girer mi? Siyasi coğrafyamızda bu gibi bir sürü soru cevap beklemektedir. Ölümlerin ve göz yaşının hâkim olduğu Ortadoğu coğrafyasında reel politik yaklaşımla öncelik sırasına göre Kıbrıs sorunu kaçıncı sıradadır? Kıbrıs müzakereleri 50. yılındadır. Yarım asırdır müzakere adı altında toplanan garantör ülkeler ve muhatap Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler çözümü ne kadar istemektedir? Veyahut, müzakere ve mekik diplomasisi yöntemiyle sorun gerçek manada sağlıklı bir zeminde tartışılıp görüşülmekte midir? Görev süresi bir dönem daha uzatılan BM Barış Gücü, Kıbrıs adasını ne kadar daha ortadan ikiye bölmeye devam edecektir? BM misyonu Kıbrıs adasına kalıcı ve adil bir barış için hangi siyasi fikri ortaya koymuştur? Bu sorular uzar gider. Çözüm ise film şeridi halinde izlediğimiz heyetlerin dilek ve temennilerinden öteye gidemeyen bir süreçtedir. 

*** 

BM Genel Kurulu için hafta başından itibaren 130’dan fazla devlet ve hükümet başkanı okyanus ötesinin güzel şehri New York’a doğru yola çıktılar. Bu liderlere ek olarak Kıbrıslı müzakereciler ve liderler de New York’ta temaslarda bulunmak ve Kıbrıs sorunu üzerine mülakatlar yapmak için yola çıktılar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay da ilgili personeliyle BM’de ziyaret ve görüşmeler yapmaktadır. Kuzey Kıbrıs’ta teslimiyetçi çözüm ve çözümden beslenen tarafların aksine, Sayın Özersay BM ziyaretlerini ve Kıbrıs’a bakışının çözümden daha büyük bir perspektifle TAK’a yaptığı mülakatında vurguladı. Özersay “tek gündemimiz Kıbrıs sorunu değil” diyerek Ortadoğu siyasi sorunlarının daha ön planda olduğunu farklı bakış açısıyla ortaya koydu. Aslına bakarsanız bu mantık ve düşünceyle Sayın Özersay Kıbrıs sorununu çözüme götürecek en önemli siyasi aktör olabileceğini de belirtmiştir. Söylem ve eylemleri okumasını bilen, duygusal bağ ve teslimiyetten uzak, sorunu değerlendiren; Kıbrıs Türkünün haklı olduğu eşit yönetim ve söz hakkını almaya daha yakındır. Çünkü Kıbrıs sorununun çözümü, garantör ülkelerin birbirileri ile görüşmesi veya Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın dediği ‘’Kıbrıs’ta bulunacak herhangi bir çözümün asıl kurgulayıcısı ve uygulayıcısı Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olacaktır’’ yaklaşımından çok uzaktır. Bakan Özersay’ın siyasi coğrafyayı okuması ve problem konuları bilmesi, bu konulara Kıbrıslı Türkleri ve KKTC siyasetini çözüme ortak etme düşüncesi, doğal olarak çözümsüz kalan Kıbrıs sorunu için çözüm yoludur. Kıbrıs adasının Ortadoğu jeopolitiği için konumu ve Kuzey Kıbrıs’ın AB’ye dahil olmamış finans ve siyasi sistemi bölgede rol almasına ve garantör ülkesi Türkiye ile Doğu Akdeniz ve Ortadoğu zenginlik ve haklarından yararlanması demektir. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...