Ana içeriğe atla

145- Yeni Süreç: Gevşek Müzakere Dönemi 25.10.2018, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs sorunu yarım asırdır görüşülmektedir. Üzerine yüzlerce doktora ve yüksek lisans tezi yazılmış, savunulmuş ve yayınlanmıştır. Birçok müzakere heyeti, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri, Türk ve Rum liderler ve bir o kadar da süreci izleyen gazeteci gelmiş geçmiştir. Süreci ilk günden bugüne kadar değerlendirdiğimizde film şeridiymiş gibi izleriz. Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde der, masal gibi de anlatır, dinleriz. Sonuca baktığımızda büyük fotoğrafta 1974 sonrası sınırları çizilmiş Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs’ta yaşayan Türk ve Rum halkı vardır. Yine 1974 sonrası resmi olarak adayı ikiye bölen BM Barış Gücü konumunu ve pozisyonunu korumaktadır. Annan Planı sonrası ödül alarak Avrupa Birliği üyesi olan bir Güney Kıbrıs, hayalleri yerle yeksan olan bir de Kuzey Kıbrıs vardır. Son günlerde bu tiyatro gibi izlediğimiz oyunun belki de son perdesi açılmak istenmektedir. Sondan önceki perdelerde yarım asırlık sorun, yer-mekân ve ülke değiştirilerek tartışılmış, müzakerelere süslü isimler verilmiş, zirveler yapılmış, yarım asırlık sorun allanıp pullanıp görüşülmüştür. Sonra yine ellerde bir hiçle başla dönülmüştür. Tam bu hiçlik ve başa dönülen bugünlerde tekrar ya tutarsa umuduyla adı “Gevşek Federasyon Tartışmaları” şeklinde konuşulmayla tekrar başlanmak istenmektedir. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Burcu da yeni ortaya atılan jargona katkı olsun diye ‘olabilirlik’ ve ‘yeni bir uzlaşıya ulaşılabilirlik’ diye iki tanımlama atmıştır. Başlığımdan da anlayacağınız üzere yeni dönem için “Gevşek Müzakere Dönemi” tanımı uygun olacaktır. Dünden bugüne müzakere sürecinde siyaset bilimcileri, uluslararası ilişkiler çalışanları ve kebapçılar var olmuştur. Yeni müzakere sürecinde de olasılık ve istatistik çalışan kişiler de olacak gibidir.

 

Hulusi Akar’dan net yorum!

 

Yukarıda özetlediğim süreç ve diyaloglar Kıbrıs adası içinde rol alan kimliklerin söylem ve eylemleridir. Ada içinde kendilerini bağlayan yorum ve beyhude seslenişlerdir. Yarım asırdır, Kıbrıs Türkü’nün her zaman yanında olan açısını ve sevincini paylaşan garantör ülkemiz Türkiye bu beyhude yorumlara inat istikrar ve haklar için az ve öz konuşarak Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerini dün olduğu gibi bugün de korumaktadır. Rum Yönetimi son günlerde Kıbrıs adasının ortak zenginliklerinin tek sahibi gibi sözde münhasır alanlarını uluslararası şirketlere vermekte, zenginlikleri tek başına kazanma hayali kurmaktadır. Bu süreci sabır, sağ duyu ve sükûnetle izleyen Türkiye Milli Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar, “Kıbrıs'ta, Ege'de ve Doğu Akdeniz'de, Türkiye'ye rağmen atılacak hiçbir adıma ve oldu bittiye asla müsaade edilmeyecektir.” diyerek net şekilde garantör ülkemiz Türkiye’nin fikrini beyan etmiştir. Sayın Akar beyanının devamında “Ege ve Akdeniz'de Türkiye ve KKTC'nin yer almadığı bir projenin yaşama şansı olmadığını herkes bilmeli ve bölgeyi tehlikeye atacak provokasyondan herkes vazgeçmeli, kaçınmalıdır.” demiştir.

***

Kuzey Kıbrıs siyaset aktörleri açılması planlanan iki kapı ve siyasi rantından beklenti ve söylem oluşturadursun, gerçekler ve kazanımlar üzerine Ankara’nın dış politikası kazan kazan ve milli beka üzerine çalışmaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...