Ana içeriğe atla

154- İsrail ve Terör 27.12.2018, Milliyet Gazetesi

Doğu Akdeniz ve Orta Doğu için yazılan tüm yazılarda Kıbrıs adası ve stratejik önemi hakkında bolca yer verilir. Kıbrıs sorunu insanlık siyasi yaşamının en uzun süreli, çok uluslu, çözülmeyen konusudur. Okyanus ötesinin büyük kıtası Amerika’nın dış politikasında bir masası vardır. Amerika’nın dünya üzerinde faaliyet yapan Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nda (CIA) uzmanları olan önemli bir adadır. Birleşmiş Milletler’in (BM) varoluşunda dünya üzerindeki sorunlar ve çözümü konularında Kıbrıs ilk sıralarda gündemdedir. Birleşik Krallık için Orta Doğu, Kafkaslar ve Afrika’nın bir bölümünü istihbarat bağlamında dinlediği üslerinin yerleşik (Ağrotur Üssü ve Dikelya Üssü) olduğu çok önemli konusudur Kıbrıs. Avrupa Birliği (AB) için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Kıbrıslı Türkler her daim gündemdir. Afrika ve Asya arasında kalan Hint Okyanusu’na bağlı olan Kızıl Denizi kullanan Asya’dan Avrupa’ya her türlü alınıp satılabilen değerleri taşıyan gemicilerin seyir defterinde önemli bir yeri vardır Kıbrıs’ın. Bu önem saymakla bitmez. Komşu liderlerin seçim dönemlerinde her daim kullanılan ve halk tarafından da her daim karşılığı olan iç siyaset malzemesidir de Kıbrıs. Türkiye’nin AB yolculuğunda veyahut bir zorlamada masada olan da Kıbrıs’tır. Akdeniz insanları gibi toprağı havası doğası güzel olan adamızın kaderinde vardır hep konuşulmak, büyük sözler söylenmek fakat bir türlü nihai hedefe varılmamak.

***

Kendi içinde barındırdığı aktörlerin siyasi malzemesi olduğu yetmezmiş gibi bu günlerde İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu için de iç siyasette sıkışan bireysel siyasi kariyerine perdeleme malzemesi olmuştur. Başbakan Netanyahu sosyal medya açıklamasında “Kuzey Kıbrıs'ın işgalcisi, ordusu Türkiye'nin içindeki ve dışındaki Kürt köylerinde kadınları ve çocukları katleden Erdoğan İsrail'e vaaz vermesin.” şeklindeki açıklamasıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan’a saldırmıştır. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da “Netanyahu, sen yanlış kapıya vurdun. Erdoğan mazlumların sesidir, sen zalimlerin sesisin. Sen devlet terörü uyguluyorsun. Siz kadın ve çocukları tekmeleyerek, askerinizle polisinizle sürükleyerek götürüyorsunuz. Sen zalimsin zalim. Türkiye masumlarla değil teröristlerle mücadele ediyor.” diyerek cevap vermiştir. 69 yaşındaki Netanyahu Başbakanlık koltuğu tehlikeye girince Kıbrıs üzerinde siyaset malzemesi devşirme yarışına girmiştir. Siyasi coğrafyamızın tarihine baktığımızda Kıbrıs adasında zulüm ve gözyaşının uygulayıcısı Rum terör örgütü EOKA olduğunu görürüz. Kıbrıs adasına da barış ve huzurun şanlı Mehmetçik ile geldiğini dünya siyaseti izlemiştir. Filistin halkına da çocuk yaşlı kadın demeden devlet terörü uygulayan ülkenin İsrail olduğu da apaçık ortadadır.

 

KKTC’den Netanyahu’ya cevap

KKTC Dışişleri Bakanı Sayın Kudret Özersay: “Türkiye işgalci değil, 1974’ten bugüne hem bu adada hem de bu bölgede istikrarı sağlayan en önemli ülkedir. 44 yıldır devam eden sulhun güvencesidir.” demiştir. UBP Genel Başkanı Ersin Tatar da: “Netanyahu Rum ağzı ile konuşuyor.” demiştir. Bireysel yapılan bu açıklamalara ek olarak Kıbrıs Türkünün tüm siyaset temsilcileri ortak bir açıklama ile aklı karışmış Netanyahu’ya cevap vermelidirler. 1974 öncesi ve 20 Temmuz sabahı Kıbrıs Türkü için Anavatan Türkiye dünyayı karşısına alarak Kıbrıs adasına “Mutlu Barış Harekâtı” yaparak adaya huzur ve barış getirmiştir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...

9-Ortak Akıl Sürdürülebilir Hükümet 21.04.2016, Milliyet Gazetesi

Bir önceki yazımı siyasi sistemin ve genel olarak siyaset kurumunun neden tıkandığı ve çağın gereksinimlerini niçin karşılayamadığı, değişimini/dönüşümünü neye göre yapmaz ise başarısız olacağını ve halk iradesinin vermiş olduğu yetkiyi neden sağlıklı kullanamadığı üzerine yazmıştım.             Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, siyaset sahnesine baş karakter olarak dahil olan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dır. Akıncı ile başlayan müzakere, devlet aklı ve millet menfaati ile sürmektedir. Bu dönemin başarılı bir şekilde devam etmesinin arka planında iyi bir ekip vardır. Akıncı’nın yakın geçmişte bir siyasi partide aktif rol almaması da Cumhurbaşkanlığındaki rolünü, siyasi tarzını, ideolojik fikirden uzak, devlet ve millet menfaati ile görmesini sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı çalışmalarına paralel olarak gidemeyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ise siyasi çıkmaza girmiş ve geçen haftalarda hükü...