Ana içeriğe atla

17-Devlet Bahçeli’nin Kıbrıs Açıklaması 02.06.2016, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs’ta kalıcı barış için yapılan görüşmeler, Sayın Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra hız kazanmıştır. Akıncı, Cumhurbaşkanlığı seçimi dönemi ve hemen sonrasında yaptığı açıklamalarda, bu dönemin, kalıcı barış için uygun bir zaman olduğunu ve bu dönemin iyi değerlendirilememesi halinde görüşme süresinin uzunca bir süre kapanacağı şeklindeki görüşü, Güney Kıbrıs tarafından olumlu okunmuş/karşılanmış ve görüşmeler günümüze kadar olumlu bir hava ile Birleşmiş Milletler nezdinde öncelikle adada bulunan iki kesimin gerekli olan tüm konuları müzakere etme metoduyla başlamıştır. Bu süreçte garantör ülkelerin görüşmelerden uzak tutulduğu, güvenlik ve güvence konularının ele alınacağı son aşamada konuya dahil edileceği görülmektedir.

 

Görüşmelerin bu çizgi ve seyirde devam ettiği bu dönemde 24 Mayıs 2016 Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Milliyetçi Hareket Partisi Meclis grubunda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, süreci değerlendirmiş ve bazı gözle görülür önemli tespitlerde bulunmuştur. Sayın Bahçeli konuşamasında Kıbrıs adasının ve Doğu Akdeniz’in önemini belirtmek için enerji vurgusu yapmıştır. Bahçeli, “Doğu Akdeniz’de keşfedilen zengin doğalgaz ve petrol yatakları, adada kalıcı barışın sağlanması yönündeki ivmenin birincil nedenleri arasındadır.” demiştir. Bu tespit ve ifadesinin devamında “Amerika Birleşik Devletleri’nin Kıbrıs’a olan ilgisinin arkasında yatan gerçeklerin başında bu gelmektedir.” vurgusu yapmıştır. Son iki yılda adaya ABD yönetimi adına Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Dış İşleri Bakanı John Kerry’nin geldiğini ve her iki kesimle de görüştüğünü belirtmiştir.

 

AB’ye güvenli enerji

ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’da yaptığı görüşmede ‘çözümün Avrupa’nın enerji güvenliğini güçlendireceği’ değerlendirmesini ilettiği bilinmektedir. Bu görüşe dayanarak ABD’nin kalıcı barışa bakışı Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğalgazın Kıbrıs üzerinden Avrupa Birliği’ne taşınması ekseninde şekillendiği görülmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, ‘enerji yatakları çözüm sonrası ortak zenginliğimiz olacak’ şeklindeki beyanı ABD’nin bakışı ile konuya yaklaştığı olarak da değerlendirilebilir. Devlet Bahçeli, konuşmasının devamında “Müzakerelerin ‘iki toplumlu, iki bölgeli federasyon’ çerçevesinde gerçekleştirilmiş olsa da, konuşulan meseleler geçmişte masaya konulan ve büyük ölçüde sıkıntıları bulunan Annan Planı ile aynı ölçüdedir” demiştir. Müzakerelerin geçmişten bir farkının sadece daha mahrem ve gizli yapıldığını belirtmiştir. Bahçeli, ‘KKTC Cumhurbaşkanı’nın tutumuna bakıldığında masadaki neticeyi kabul ettiği; fakat bunun için başta ABD olmak üzere diğer taraflardan destek görmeyi arzu ettiği anlaşılmaktadır’ demiştir. Sayın Bahçeli konuşmasının sonunda ‘müzakerelerde ele alınan konuların sonuçları hem Türkiye hem de adada bulunan Kıbrıs Türklüğü için büyük sıkıntılar doğuracaktır’ demektedir. Türk siyasi tarihinde milli ve manevi konularda doğru ve net tespitleri olan siyasi tarihimiz köklü partisinin Kıbrıs müzakerelerine bakışı önemlidir değerlendirmeleri KKTC müzakere heyeti tarafından iyi okunmalıdır.

 

KKTC rolünü seçmelidir

Bu bağlamda, ABD’nin Doğu Akdeniz’de varlığını sürdürmesi için Kıbrıs sorununa müdahil olması gerekmektedir. Suriye ve Güney Kıbrıs’ta Rusya faktörü ve doğalgaz ile petrol yatakları ABD’nin konuya ilgisiz kalmaması için önemli bir sebeptir. Dünya siyasetinde önemli bir aktör olan ABD, çözüme de olumlu katkı yapabilir. Yeter ki Türk müzakere heyeti varlığını ve hukukunu korumak için devlet aklı ile pozisyonunun verdiği jeo-politik avantajını iyi kullansın. Akıncı’nın da son zamanda belirttiği gibi Güney ve Kuzey Kıbrıs’ın federasyon modelli bir çözüm için son yılıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...