Ana içeriğe atla

2- Devlet Aklı mı? CTP Aklı mı? 03.03.2016, Milliyet Gazetesi

Bu da nereden çıktı demişsinizdir. Akıl akıldır. Onun aklı, bunun aklı olur mu? Evet, bal gibi de olur, tabi ki akıl akıldır; ama önemli olan kimin aklı olduğu ve konuya hangi akıl ile baktığıdır. Buradaki aklın yorumlayacağı, hayata geçireceği ve çalıştıracağı devamlı olmasını istediği konu eğer “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” ise, bu akıl çok önemlidir.

 

            Şöyle bir yakın siyasi tarihimize baktığımızda aklın kimin aklı olduğunun çok önemli olduğunu hep beraber görür ve fark ederiz. Demokrat sistemlerde, halk iradesinin sandığa yansıması ile parlamenter sistem oluşur ve mevcut sandığın temsil ettiği ülkeyi ve halkı, modern çağa uygun olarak koruyarak ve kollayarak yönetir.

 

            Kuzey Kıbrıs’ta kamuoyunun üzerinde yazıp çizdiği, konuştuğu, tartıştığı en önemli konu, gündemimiz olan TC ile KKTC arasında yapılan “Asrın Projesi” diye adlandırılan su temini işidir. Bu konu üzerinde bir önceki yazımda “Su Projesi”nin arka planındaki tartışmanın kaynağına ışık tutmak istemiştim.

 

            Şimdi de dilimizin döndüğü, aklımızın yettiği, kalemimizin yazdığı ölçüde konuyu yorumlamak ve doğru mantık üzerinde tartışılmasını sağlamak istiyorum. Son derece önemli ve Rum meclisinde bile tartışılan bu konu, Kuzey Kıbrıs’ta doğru algılanmakta mıdır? Su projesi halk iradesinin temsil edildiği Cumhuriyet Meclisinde yeterince “Devlet Aklı’’ ve millet menfaati gözetilerek tartışılmış mıdır?

 

            KKTC hükümetini oluşturan CTP-BG ve UBP koalisyonu mecliste konuyu muhalefet parti ve vekillerini de içine alan bir metotla tartışmakta mıdır, yoksa su projesi üzerine hayati imzaların atıldığı kararlar CTP-BG parti meclisinde alınan kararlarla mı hayata geçirilmektedir?

 

            Kuzey Kıbrıs’ta sivil toplum örgütlerini, iş dünyasını ve yaşayan tüm bireyleri ilgilendiren son derece önemli bir konu, niçin kavga, gerilim ve oldu bitti ile tartışılmaktadır? KKTC’nin üst aklı CTP-BG parti meclisi midir? İktidar olan UBP’nin hiç söz hakkı yok mudur?

 

            KKTC “Devlet Aklı” ile mi yönetilmelidir, yoksa CTP-BG aklı ile mi? Kuzey Kıbrıs, Anavatan Türkiye için de bir devlet siyaseti midir, yoksa hükümetlerin politikasının bir argümanı mıdır? İlgili kişiler şapkalarını önlerine koyarak konuyu uzun vadede “Devlet Aklı” ile yorumlamalı ve siyasetlerini günlük değil uzun vadede planlamalıdırlar.

 

            Kısacası dar bir bakış acısı ile olayları yorumlamak yerine, büyük düşünüp, büyük bir vizyonla, “Devlet Aklı” ile konuyu yorumlamalıyız. Su projesi de günlük iç politik çıkar ve menfaatlere bakılmadan “Devlet Aklı” ve devlet siyaseti ile yorumlanmalı ve değerlendirilmelidir. 2 Mart 2016 günü Ankara’da T.C. Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve KKTC Başbakanı Ömer Kalyoncu’nun imzasının hayırlı olmasını, bu imzalar ile “Asrın Projesi” olarak adlandırılan KKTC – TC Su Temin işinin politik, gündelik söylemlerden uzak “Devlet Aklının” yönettiği bir aşamaya gelmesini dilerim.

 

            Son olarak evrende yaşayan tüm canlıların yaşam kaynağı olan suyu, politik oyunlar ve küçük menfaatler uğruna kirletmeyiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...