Ana içeriğe atla

42-Taviz ve teslimiyetle söz sahibi olunmaz 24.11.2016, Milliyet Gazetesi

Taviz ve teslimiyetle söz sahibi olunmaz

24.11.2016

 

Kıbrıs müzakere süreci, zirveler, liderlerin buluşması ve uluslararası aktörlerin müdahil olması ile gelinen süreç Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın seçilmesi ile tekrardan hareketlenmiş ve çözüme yaklaşıldığı hissini uyandırmıştır. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın seçim sürecinde kampanyasının sıklet merkezinin çözüm ve barış sloganları üzerine kurması ‘çözüm eşittir Akıncı’ mantığını oluşturmuştur. Göreve başladığı tarihten itibaren kendisi ile özdeşleşen ‘çözüm ve barış’ anlamlarına uygun bir şekilde elinden geldiği kadar, ‘iki Limasollu’ adaya barış getirecek sınırlar kalkacak ve federasyon modelli çözümde birleşilecek tezini anlatmış ve savunmuştur. Akıncı kendi savları doğrultusunda çözüm için de 2016 yıl sonunu hedef koymuş ve dönemsel olarak, yoğun ve gizli bir diplomasi çalışması yürüterek süreci New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un başkanlığında ‘mini zirveye’ ve sonrasında ‘Neo-liberallerin fikir tepesi’ ve Vatikan’ın sadık evlatlarının seçildiği İsviçre’nin Mont Pelerin bölgesine taşımıştır. Mont Pelerin görüşmelerinin son günü gece yarısına kadar süren görüşmeler sonrası KKTC Cumhurbaşkanlığı resmi Twitter hesabından “Rum tarafının maksimalist tavrından vazgeçip makul çizgiye yaklaşmaması nedeniyle, Mont Pelerin görüşmeleri sonuçsuz kaldı.” şeklindeki mesaj ile sürecin sonladığını sosyal medya üzerinden öğrenmiş olduk. 

***

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Barış Burcu KKTC’li basın mensuplarının otelini gece yarısı ziyaretiyle basını bilgilendirmiştir. Anadolu’da var olan öküz öldü, ortaklık bitti” tabiriyle sert bir üslupla Rum yönetimini suçlamış ve sürecin sonlanmasının sebebi onlardır demiştir. Cumhurbaşkanı Akıncı da Ercan Havalimanında yaptığı basın açıklamasında sürecin durmasıyla ilgili “Önemli olan zihniyet. Olayı müzakere etmeden en başında bitirme felsefesi. Bu felsefe bir iyi niyet felsefesi değil. Kıbrıs Türk tarafının verebileceği bir şey var, o da toprak. Toprakla ilgili makul bir çizgide uzlaşacağız, onlar da bize 53 yıldır gasp edilen ortaklık devletindeki haklarımızı iade edecektir. O eşitlik hakkımızı istiyoruz, onların da toprakta hakları var” şeklinde açıklama yapmıştır. Bu sözlerinde toprak iadesi ile devletten hak almayı söylemiştir. Tarih de devlet demek, toprak demektir. Toprak hakimiyetin ne kadar az olur ise, devlet yönetiminde de söz sahibi olman o kadar azdır. Onun için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sahip çıkarak mevcut yapıyı koruyarak haklı olduğumuz Kıbrıs adasının yönetiminden hakkımızı almalıyız ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatmalıyız. Taviz ve teslimiyetle söz sahibi olunmayacağını da görmeliyiz. Sayın Akıncı referansları doğrultusunda 2016 yıl sonu çözüm yılı olmalı demişti. Mont Pelerin ‘de çöken görüşmeler ile bu süreçte olumsuz sonuçlanmak üzere. Kasım ayının bittiğini ve son ay Aralık’ta bir mucize gerçekleşmez ise 2016 yılı bitmiş Sayın Akıncı’nın parametrelerine göre çözüm başka bahara kalmıştır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...