Ana içeriğe atla

47- Çözümde son viraj! 29.12.2016, Milliyet Gazetesi

2016 yılının son Perşembe’si ve son yazısıyla koca bir yılı sağlık ve sıhhat içinde bitiriyoruz. Gelecek yılın siz değerli okuyuculara, ailelerinize, sevdiklerinize ve ülkemize sağlık, sıhhat ve güzellikler getirmesini dilerim. 

***

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın seçilmesi sonrasında günümüze kadar gelen müzakere süreci bizi zaman zaman “şimdi çözüm olacak”, zaman zaman da “bundan da bir şey çıkmadı” noktasına getirdi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu günlerinde ‘üçlü zirve’ diye tabir ettiğimiz ve büyük ümitler yüklediğimiz görüşme de BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un liderlere teşekkürüyle sonlandı. Sonrasında ara bölgede toplantı ve yemeklerle mekik diplomasi metoduyla müzakereler sürdü. Kamuoyuna, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yurt dışında olmasını istediği söylemiyle yansıyan, İsviçre’nin Mont Pelerin bölgesinde gerçekleşen müzakerelerde şimdiye kadar hiç konuşulmayan ve bir hafta arayla ‘bam teli’ konuları ‘toprak, mülkiyet ve garantiler’ başlıkları görüşüldü. İlk tur ve ikinci tur olarak nitelendirebileceğimiz sürece Güney Kıbrıs’ın isteğiyle bir hafta ara verildi. İkinci turu da umutlarımız ve hayallerimiz yüksek bir şekilde takip ettiğimiz Mont Pelerin zirvesinde, gece yarısı KKTC Cumhurbaşkanlığı resmi Twitter hesabından atılan mesajla sonladığını anladık. Ercan Havaalanı’nda Cumhurbaşkanı Akıncı’nın basına moralsiz ve umutsuz yaptığı açıklamayla sürecin ve müzakerelerin bittiğini hissettik. BM’nin eski Genel Sekreteri Perez de Cuellar’ın dediği “Kıbrıs sorunu bir labirenttir. Tam sonuna geldiğinizde bir bakarsınız ki başladığınız yere geri dönmüşsünüz.” sözünü İsviçre sonrası hissettik. Ta ki ara bölgede 1 Aralık günü yapılan görüşme sonrası müzakerelerin 9-12 Ocak’ta İsviçre’nin Cenevre şehrinde Güney Kıbrıs’a göre çoklu konferansla yapılacağını duyana kadar. Yani bitti dediğimizde tekrar başladı. Belki de tam manası ile bitmesi ya da çözülmesi için tarafların, garantör ülkelerin ve o güne kadar çıkacak olan görünmeyen tarafların katılması gerekiyor. 2017 yılının ilk en önemli siyasi zirvesi bu olsa gerek.

 

Devlet aklı ile

 

Süreç nereye gider bilinmez, lakin Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yaptığı olumlu açıklamalara rağmen Rum lider Anastasiadis’in söylemleri ortada. KKTC’nin milli ve manevi çıkarları devlet aklı ile korunarak çözüm diye tabir ettiğimiz sonuca gitmeliyiz. Farabi, ‘Erdemli Şehir’ isimli eserinde, “devlet akıl ilkesinde kurulan bir yönetimdir” görüşünü dile getirmiştir; çünkü akıl devlet ve millet yönetiminin olmazsa olmazıdır. J. J. Rousseau da “Bizi fanatizmden koruyan, hoşgörülü olmamızı sağlayan akıldır.” diyor. Akıldan beslenen süreçlerin başarısız olma ihtimali yoktur. Akıl, müzakere sürecinde haklarımızı aramamızla birlikte eşgüdüm içerisinde olmazsa devlet de millet de var olamaz. Akıl ve devlet çizgisinden ayrılmadan ‘çözüm’ diye tanımlanan süreç KKTC menfaatiyle tamamlanmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...