Ana içeriğe atla

9-Ortak Akıl Sürdürülebilir Hükümet 21.04.2016, Milliyet Gazetesi

Bir önceki yazımı siyasi sistemin ve genel olarak siyaset kurumunun neden tıkandığı ve çağın gereksinimlerini niçin karşılayamadığı, değişimini/dönüşümünü neye göre yapmaz ise başarısız olacağını ve halk iradesinin vermiş olduğu yetkiyi neden sağlıklı kullanamadığı üzerine yazmıştım.

            Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, siyaset sahnesine baş karakter olarak dahil olan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dır. Akıncı ile başlayan müzakere, devlet aklı ve millet menfaati ile sürmektedir. Bu dönemin başarılı bir şekilde devam etmesinin arka planında iyi bir ekip vardır. Akıncı’nın yakın geçmişte bir siyasi partide aktif rol almaması da Cumhurbaşkanlığındaki rolünü, siyasi tarzını, ideolojik fikirden uzak, devlet ve millet menfaati ile görmesini sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı çalışmalarına paralel olarak gidemeyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ise siyasi çıkmaza girmiş ve geçen haftalarda hükümet ortaklarının istifasıyla CTP-UBP hükümeti düşmüştür. Değişik partilerin bir araya gelmesi ile toplanan Cumhuriyet Meclisi seçim dönemlerindeki ideolojik söylemlerinden kurtulamamış ve işlevsellikten uzaklaşarak çatışma ve kaos meclisi olmuştur. Halbuki ideolojik söylemlerini seçim meydanlarında bıraksalar yemin töreni sonrası, yakalarında siyasi parti rozetleri yerine ortak değer ve mücadele ile kurulmuş KKTC’nin bayrağını taşısalar, devlet ve millet menfaatlerini olmazsa olmazı görseler şu an KKTC siyasetini meşgul eden ana konular çözüme kavuşurdu.

            Bu bağlamda, KKTC siyaset kurumunda başarılı ve başarısız diye tabir ettiğim kurumların kalıtsal sorunları ya da kazanımları ideolojik akıllarının devlet aklının ve ortak aklın önüne geçmesi veya geçmemesinin neticesidir.

            CTP-UBP hükümetinin yıkılması ile siyasi tarihimizin iki önemli partisi olan Ulusal Birlik Partisi ve Demokrat Parti koalisyon olarak KKTC’nin 39. hükümetini kurmuşlardır. Bu iki partinin liderleri Hüseyin Özgürgün ve Serdar Denktaş siyasetin iki önemli aktörleridir. Kaleme aldığım istikrarsızlığın nedenlerini iyi analiz ve tespit ettikleri için iki parti de CTP’yi muhalefette bırakacak şekilde hükümet olmuşlardır. Cumhuriyet Meclisini oluşturan bu üç büyük parti yaptıkları ve yapacakları çalışmalarla siyaset kurumunda geleceklerini ve konumlarını belirleyeceklerdir. Hali hazırda başarılı bir çalışma ile müzakerelerini sürdüren Cumhurbaşkanlığı ekibine hükümet olarak da destek ve başarılı yol arkadaşı olmaları gerekmektedir. Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Denktaş’ın Rum yönetiminin “Kuzey’deki hükümet, muhatabımız değildir.” şeklindeki beyanına, devlet aklı ve çözüme yönelik olumlu cevabı, mevcut hükümetin devamlılığının olacağını, sağlıklı bir şekilde iradeyi devlet ve ortak akılla temsil edeceklerinin belirtisidir.

            Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da “Müzakere sürecinde istikrarın çok önemli olduğu” vurgulaması önemlidir. Cumhurbaşkanlığı müzakere heyeti ve Hüseyin Özgürgün Başbakanlığındaki 39. KKTC Hükümetinin ortak akılla hareket etmesi sonucunda istikrar sağlanacaktır. KKTC siyasetinin iki önemli partisinin aldığı bu önemli görevde, kurumlarda ve iç siyasette ortak akılla hareket etmeleri önemlidir. Yapacak oldukları atamalar, alacak oldukları müşavirler, daire müdürleri ve ilgili kadrolar vasıflı, sistemi çalıştıran, devlet aklı ve ortak aklı benimsemiş kadrolar olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...