Ana içeriğe atla

168- Kriz Bizim İşimiz 04.04.2019, Milliyet Gazetesi

Yaşamı günün sonunda bir hikâye olarak betimleyebiliriz. Bazılarımızın hikâyesi yüksek tirajlı bir sinema filmi olur. Bazılarımızın hikâyesi de bir dönem gösterimde kalır; izleyici de memnun olmaz yapımcı da. Bu sebeple başrol oyuncusundan yardımcı oyuncuya kadar setteki herkes olumlu ya da olumsuz nasibini alır. Yapımcılığını George Clooney’in yaptığı 2015 yapımı “Our Brand Is Crısıs” filmi güncel yaşamdaki politik kampanyalara örnek güzel bir filmdir. Amerikalı politik danışmanların Bolivya başkanlık seçimleri için yarışları konu edilmektedir. Film siyasal iletişimle çalışan akademik kadrolar tarafından laboratuvar çalışması niteliğinde örneklerle doludur. Seçimi kaybetmek üzere olan bir başkan adayının iyi bir stratejiyle zafere gitmesi konu edilmektedir. Sağduyunun ve sakinliğin simgesi gibi gösterilmek istenen bir aday anketlerde kötüye gitmekteyken filmin başrol oyuncusu Sandra Bullock, geride olan başkan adayının kampanyasını seçim bölgesinin şart ve koşullarına uygun bir halde dizayn eder ve seçim zaferle sonuçlanır. Okyanus ötesinin ülkesi Bolivya’da gerçek bir hikâyeden sinemaya uyarlanan film, coğrafyaların, siyasi koşulların ve seçmen halkın yeri ve zamanı geldiğinde kampanyada siyasi argüman olarak kullanılacağını da gözler önüne sermektedir. Sanırım coğrafyaların ve coğrafyanın kaderine razı insanları dünya üzerindeki tüm bölgelerde yeri geldiğinde kullanılacak ve sömürülecek birer metadır.

Kıbrıs Müzakere Sineması

‘Kriz Bizim İşimiz’ filmini göz önüne aldığımızda 3 aylık bir yarış ve sonuç için mücadele eden, sonrasında aynı araç ve uçakla ülkesine giden kurgucular vardır. Film platosu olarak Kıbrıs adası bir sahne ve 1960’lardan bugüne yaşanan olaylar ve vuku bulan siyasi seçim sonuçları da filmin ana konusu olur. Kıbrıs, çok başrol ve yanrol oyuncuyu eskitmiş, emekliye ayırmış ya da rahmeti rahmana kavuşturmuştur. Siyasi tarihimizde hepsinin önemli yeri, güzel anıları, fikir ve duruşları ile hayran olunan kimlikleri vardır. Geçtiğimiz Perşembe yayınlanan yazımda aktardığım gibi 9 Nisan İsrail seçimleri için Netanyahu’ya ABD menşeli bir orta oyun oynanarak Golan Tepeleri siyaset kurumuna dönemsel malzeme olmuştur.

Bu bağlamda yaklaşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seçimi düşünüldüğünde Kıbrıs müzakere süreci dünü bugünü ve yarını itibari ile seçime malzeme ve argüman olarak kullanılacak süreçtedir. Fakat Kuzey Kıbrıs seçmeni genel olarak iyi bir izleyicidir. Kıbrıs müzakere süreci tarih sahnesinde bir defa seçilene şans vermiş, ikinci şansı vermemiştir. Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecinin en tecrübeli ve değerli siyasi kimliği merhum Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Raif Denktaş’tır. Kıbrıs Türkü Denktaş Beye bu krediyi vermiştir. Rahmetli Cumhurbaşkanımızın da Kıbrıs müzakeresine olan bakışı ve yorumları halen daha geçerliliğini korumaktadır. Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde aynı uçakla ülkelerine dönecek olan ekiple çalışanlar “Kriz Bizim İşimiz” filmindeki son sahnelerde kaybedenin halk olduğunu unutmamalıdırlar.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...