Ana içeriğe atla

169- Değişmeyen tek şey değişimdir 11.04.2019, Milliyet Gazetesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı dönemindeki Kıbrıs müzakereleri 15 Mayıs 2015’te başlamıştı. Geçtiğimiz pazar günü Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için atadığı geçici özel danışmanı Jane Holl Lute ile yapılan görüşmeye kadar, Rum müzakere heyetiyle Türk müzakere heyeti farklı ülkelerde farklı isimlerle anılan birçok önemli görüşmeler yapmışlardır. Kıbrıs siyasi tarihi açısından Akıncı dönemi müzakereleri çok önemli bir yere sahiptir. Testere ağzı gibi inişli çıkışlı, ha oldu ha olacakla geçen bir süreçtir. Elde edilen kazanımlar da vardır, teslim edilen haritalar da. İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında yapılan görüşmeden, New York’ta Nami’nin siyah tişörtüyle katıldığı ve basına ‘çok önemli işler oluyor’ diye servis edilen görüşme ve müzakere süreçleri de vardır.


Bu bağlamda gelinen nokta neresidir?

Lute sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Burcu, Rum yönetiminin ipe un serdiğini, dönüşümlü başkanlık değil de sabit başkan, dönüşümlü başbakanlık gibi fikirleri ortaya sürdüğünü ve bu fikirlerin soruna ve müzakerelere katkı sunmayacağını dile getirmiştir. Kıbrıs Türk müzakere heyeti ve Cumhurbaşkanı Akıncı’nın 30 Haziran’da Guterres’in sunduğu çerçeve metninde olduklarını söylemiştir. Sözcü Burcu olmazsa olmaz diyerek Rum yönetiminin ‘geçmiş mutabakatlara saygı, 11 Şubat 2014 ortak açıklama belgesindeki ilkelere saygı ve Crans Montana’da BM Genel Sekreteri Antonio Guteerres’in sunduğu 30 Haziran çerçevesini sulandırmadan aynen kabul etmek’ olarak 3 şartını sıralamıştır.


Özersay’da tepki

KKTC Dış İşleri Bakanı Başbakan Yardımcısı Sayın Kudret Özersay da Rum lider Anastasiadis ve Lute görüşmesi sonrası Rum basınında yer alan haberler için “Özetle devlet başkanı her hal ve şartta bir Kıbrıslı Rum. Anlaşılan bunu “yeni fikir” olarak müzakerelerin devamını tercih eden konformistlere yutturmaya çalışacak. Statükonun devamını sağlayacak türden bir müzakere için bayat “yeni fikirler” kabak tadı veriyor.” şeklinde bir açıklama yapmıştır. Sayın Özersay’ın yaptığı açıklama ve tepkisi; Rum yönetiminin masadan kaçmak istemesine ve masada onları bekleyen müzakere heyetine bir cevaptır.


Ergun Olgun

Cumhurbaşkanlığı eski Müsteşarı ve eski görüşmeci Ergün Olgun da katıldığı bir panelde Kıbrıs meselesi ile Doğu Akdeniz’in jeopolitik ve jeostratejik koşullarında ciddi değişim yaşandığını söylemiştir. Bu değişimlere sebeple de Sayın Olgun federasyon modelli çözüm yerine Konfederasyon, kadife ayrılık, Tayvan modeli, Kosova modeli, Monako modeli’ gibi alternatiflerin de olabileceğini söylemiştir. Aklın yolu birdir. Hem Sayın Özersay’ın tepkisi hem de Sayın Olgun’un görüşleri proaktif bir bakışla Kıbrıs sorununu yorumlamaktır.

 

Bu bakışla Efesli Heralitos’un “Değişmeyen tek şey değişimdir” sözü akıllarda yer etmelidir. Rum müzakereciler ve liderliği değişen siyasi coğrafyada sorunu çözüyormuş/görüşüyormuş edasıyla Rum siyasetini sürdürmektedirler. Yaptıkları şaşılacak bir iş de değildir. Fakat burada şu soruyu sormak gerekir: “30 Haziran’dan itibaren aynı yerde beklediklerini ifade eden KKTC müzakere heyeti, hangi paradigmalar ve okuma ile beklemektedirler?” 30 Haziran sonrası siyasi tarihte yerini almış çok sayıda önemli konu vuku bulmuştur. İsrail ve ABD arası orta oyunu, İngiltere’nin Brexit süreci, Yeni Zelanda terör saldırısı, Suriye iç savaşı ve Rusya’nın pozisyonu, Anavatan Türkiye ile ABD Rusya arası süren S400 – F35 gibi stratejik alımların konusu gündemdir. Cumhurbaşkanı Akıncı ve müzakere heyeti fotoğrafı iyi okumalıdırlar. Değişim ve dönüşüm olmazsa zaman her şeyi tarihe iter.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...