Ana içeriğe atla

170- Kendine gelmek için “Yeni Bir Hikâye” 18.04.2019, Milliyet Gazetesi

Hiç düşündünüz mü, bir ülkeyi toplumu bireyi diri ve canlı tutan nedir diye. Birey, toplum ve ülke gündemi neden sıradanlaşır? Önemsiz ve işlevsiz olduğu için midir, yoksa amaç gaye ve hedefleri olmadığı için midir? Düşünsenize ülkeniz dünya siyasi gündeminin en uzun soluklu anlaşmazlık konusu olsun. Birleşmiş Milletler’in gündeminde en uzun süre yer eden siyasi konu olsun. İzolasyonlara rağmen 100’ün üzerinde ülkeden öğrencisi, en az Avrupa Birliği üyesi komşusu kadar otel ve yatak sayısı olan 12 aya yayılmış bir turizmi olsun. Yasama, yürütme ve yargı sistemi ile devleti işlesin. Tüm bunlara ilave olarak Ortadoğu ve Doğu Akdeniz siyaseti için mihenk taşı, deniz ikmal yolları ve enerji yataklarının bir iskelesi görevi olan ya da olabilecek olan bir ülkeyiz. Peki gündemi taradığımızda neler karşımıza çıkıyor? Cumhuriyet Meclisi’nde söz alan milletvekilleri ve konu başlıklarını sıralayalım:

 

Şahali: ‘’Balıkçılık en önemli konu, fakat uzun süredir ihmale uğradı.” Tatar: “Ülkemizin en önemli sermayesi insan kalitesidir.” Oğuz: “Sanayideki sorunlar görmezden geliniyor.” Ataoğlu: “Çevre bilincini arttırmaya çalışıyoruz.”  Sucuoğlu: “Taş ocakları çevre kirliliğinin başlıca sebebi.” gibi siyaset kurumun birbirinden değerli figürleri konuşmaktadırlar.

 

Ada ülkesi olarak biz halen daha denizlerimizde balıkçılık sorunlarını konuşuyorsak, biz halen daha genç gelişmiş nüfusumuzun değer ve kıymetini bildiğimizi söylüyor ve onları çalıştıramıyorsak, endüstri 4.0’ün konuşulduğu dünyada sanayideki sorunları görmezden geliyoruz diyorsak, yeşil adamız Kıbrıs’ın yeşilinin kıymetini bilmediğimizi ifade eder haliyle çevre bilinci vurgusu yapıyorsak, yeşili katleden taş ocaklarını ve çevreye verdiği zararı tespit ve önleme yerine kürsüden dile getiriyorsak, vay bu ülkenin ve bizim halimize.

 

Peki ya komşumuz Rum yönetimi ve siyaset kurumu gündem belirleme ve gündem olmada, oyunda aktif rol almada ne durumda diye baktığımızda karşımıza Rum sözcü Prodromos Prodromu’nun geçtiğimiz Pazar Amman’da gerçekleşen Güney Kıbrıs – Yunanistan – Ürdün üçlü zirvesi ve sonrası değerlendirmeleri karşımıza çıkıyor. Sözcü Prodromu: “Kıbrıs sorununda dayanaklar yaratabilecek bütün güçlere yatırım yapıyoruz.” diyor. Rum sözcünün bu ifadesiyle çok taraflı bir dış politikayı mekik diplomasi yöntemiyle yürüttükleri anlaşılıyor. Güney yönetiminin ülke ekonomisi adına ve edilgen değil de etken bir devlet gibi siyasi coğrafyamızın kanayan yaralarından olan Irak’ın yeniden imar çalışmalarında rol aldıkları da ortaya çıkıyor. Güney siyaset kurumu parametrelerini reel politik kurallar üzerine inşa ederek, yaşamın ve sürecin içerisinde Güney Kıbrıs halkı için proaktif bir siyasetle gündemde ve yaşamın içinde yer ediniyorlar.

 

Peki Kuzey Kıbrıs’ta umutların canlanması, coğrafyadaki siyaset içerisinde aktif rol almamız, suni gündemler değil de reel politik kurallara uygun gündemlerimizin olması için ‘yeni bir hikâye’ye mi ihtiyacımız vardır? Siyaset kurumunun değerli seçilmişleri ve atanmışları bir an önce Kıbrıs Türküne umut olacak yeni söylem ve eylemlerle kamuoyunda yerini almalıdırlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...

9-Ortak Akıl Sürdürülebilir Hükümet 21.04.2016, Milliyet Gazetesi

Bir önceki yazımı siyasi sistemin ve genel olarak siyaset kurumunun neden tıkandığı ve çağın gereksinimlerini niçin karşılayamadığı, değişimini/dönüşümünü neye göre yapmaz ise başarısız olacağını ve halk iradesinin vermiş olduğu yetkiyi neden sağlıklı kullanamadığı üzerine yazmıştım.             Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, siyaset sahnesine baş karakter olarak dahil olan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dır. Akıncı ile başlayan müzakere, devlet aklı ve millet menfaati ile sürmektedir. Bu dönemin başarılı bir şekilde devam etmesinin arka planında iyi bir ekip vardır. Akıncı’nın yakın geçmişte bir siyasi partide aktif rol almaması da Cumhurbaşkanlığındaki rolünü, siyasi tarzını, ideolojik fikirden uzak, devlet ve millet menfaati ile görmesini sağlamıştır. Cumhurbaşkanlığı çalışmalarına paralel olarak gidemeyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ise siyasi çıkmaza girmiş ve geçen haftalarda hükü...