Ana içeriğe atla

174- Başkanlığa doğru… 16.05.2019, Milliyet Gazetesi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin siyasi tarihine bakıldığında bilmem kaçıncı Cumhuriyet hükümeti siyasi arşiv raflarında yerini aldı. Çok partili siyasi yaşamda sanırım hükümetlerin yıkılması, kurulması çok sıradan bir olay. Yıkılan Tufan Erhürman hükümetiyle Kuzey Kıbrıs siyaset kurumunda 4 ortaklı hükümet modeli de denenmiş oldu. Ömrü bir yılı biraz geçti. Kahvehanede bile yan yana gelmeyecek düşünce ve kişiler sözde Kuzey Kıbrıs Türk halkına hizmet için biraraya geldiler. Kurulum sürecinde büyük puntolarla revizyon hükümeti “Yolsuzluk ve rüşvetlere hayır” diyeceklerini iddia ettiler. Söylendiğinde kulağa hoş gelen bir sürü süslü söz. Sonuç: Hükümet yıkıldı.

***

Şimdi ne olacak? Yine masada biraraya gelmek istemeyenler, sözüm ona Kıbrıs Türkü’nün bekası, Kıbrıs Türkü’ne hizmet için biraraya gelecekler. Yıkılan Erhürman hükümeti ne yaptı diye baktığımızda, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın siyasi düşüncesi ve partisi hükümet içinde kaldı. Gelecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar dayanabilselerdi mevcut Cumhurbaşkanı Akıncı tekrar aday olacak kabinede bir parti ve Lefkoşa Belediye Başkanlığı’nın desteğiyle yarışta iddialı bir aday olarak seçimlerde yer alacaktı. Hükümetin yıkılmasıyla mevcut olasılık ve ihtimal üzerine yazdığım plan dahil yeni hükümet ve ortaklarının renklerine göre tekrar revize edilecektir.

 

Başkanlık Hükümeti

İç siyasetimiz olasılık ve ihtimal üzerine devam ederken garantör ülkemiz Türkiye’yle, siyasi sınır komşumuz Rum yönetimi gerçek gündemleriyle Doğu Akdeniz siyasetinde varlık göstermektedirler. Rum yönetimi hidrokarbon yataklarının tespiti ve sondajı konularından ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ mantığıyla askerî ve siyasî ataklarla Kıbrıs Türkü’nün hakkı olan enerji yataklarını elinden alma faaliyetindedir. Garantör ülkemiz Türkiye’de geçtiğimiz hafta Türkiye’deki diplomatik misyon şeflerini Dışişleri Bakanlığı’nda biraraya getirdi ve onlara Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını anlatan bir brifing verdi. Görüldüğü üzere biz iç siyasetle meşgul iken siyasi paydaşlarımız gerçek gündem ve konularla çalışmaktadır.

***

Siyasi coğrafyanın bu karmaşık yapısı, iç sorunlarımız, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi, doğalgaz yataklarının tespiti ve sondajı gibi siyasi oyun ve manevraların tam orta yerindeyiz. Yeni kurulacak olan hükümet olasılıklarında Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Ersin Tatar’ın Başbakanlığında kurulması ihtimal dahilindedir. Sayın Tatar ve ortağı olacak siyasi partinin oluşturacağı kabineye çok büyük iş düşmektedir. İlk olarak tahmini hükümet gelecek sene yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde en güçlü adayı çıkaracaktır. Doğalgaz sondaj çalışmalarına Rum yönetimi ve dış odakların şer plan ve ataklarına maruz kalacaktır. Mevcut Cumhurbaşkanıyla koordinasyon ve tek seslilikte sorun yaşayacaktır. Bu maddeler böyle uzar gider. Kurulacak olan hükümetin en önemli gündemi Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar iç ve dış sorunlarda mevcut mevziyi korumak olmalıdır. Bu süreçte de garantör ülkemizde hayata geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) benzeri bir yönetim sistemini KKTC için uyarlamalıdır. Tek sesli bir yönetim, Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz siyasetinde Kıbrıs Türklerinin elini güçlendirecektir. CHS siyaset kurumunu geçim kapısı olmaktan çıkaracak. Profesyonel yönetim kadrolarıyla analitik çalışabilen küçük ama etkili bir yönetime yol açacaktır. Tahmini kurulacak olan hükümet gündemine CHS alarak yeni bir hikayeyle Kıbrıs Türküne moral ve enerji aşılamalıdır. Alışılmış statüko siyasetine son vermelidir.    

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...