Ana içeriğe atla

175- Anadolu Ruhu 23.05.2019, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz anavatan Türkiye’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yılı törenlerle kutlandı. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı olarak Kuzey Kıbrıs’ta da kutlamalar heyecan ve coşkuyla gerçekleşti. 19 Mayıs 1919’dan 19 Mayıs 2019’a geçen 100. yıl olması sebebiyle Türkiye devlet erkanı ve siyasi partileri Türkiye ittifakı yapılmışçasına birarada Samsun’daki törenlerde hazır bulundular. Siyasi liderlerin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına olumlu cevapla, iç siyasete ara vererek yüzyıl önceki emperyalist düşmanlara cevap niteliğinde aynı safta yer aldılar. 

***

İstanbul’un işgale uğramasıyla Osmanlı’nın son subaylarından olan Mustafa Kemal Cumhuriyet Türkiye’sinin kurtuluş ve kuruluşu için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla Kurtuluş Savaşı mücadelesi Anadolu ruhuyla Anadolu coğrafyasında beden bulmuştur. Kurtuluşun Samsun’dan başlayarak Anadolu coğrafyasına yayılması ve topyekûn milli bir hareket olarak beden bulması 100 yıl öncesinin emperyalist güçlerine çok büyük bir cevaptır. İngilizler ve galip devletlerin hüküm sürdüğü dönemin İstanbul’unun kurtuluşu Anadolu hareketi ile gerçekleşmiştir.

***

Bu sebeple Cumhuriyet Türkiye’si için Anadolu ruhu ve heyecanının manası çok büyük öneme sahiptir. Günümüzde de emperyalist düşünce ve zihniyet tarihte olduğu gibi Anadolu coğrafyasının kadim medeniyetini yok sayarak Türksüz bir Anadolu hayal etmektedir. Bu düşünce ve yeni dünya düzeninin uluslararası ilişkilerine cevap verebilmek adına başkent Ankara’da merkezi bulunan resmî finans kurumları İstanbul’a taşınmıştır. Bu taşınma ülkelerin isimlerinin önüne çıkan marka şehirlere ayak uydurmak manasında olabilir. Bu marka şehirlere örnek verecek olursam Londra, Amsterdam, New York ve Tokyo başta gelmektedir. Bu dünyaca meşhur şehirler küresel sermayenin finans hareketlerini ve etki ettikleri siyasi coğrafyaları yönettikleri istasyon mahiyetinde şehirler de diyebiliriz. Çağın ve sistemin gerisine düşmemek adına bu gibi finans ve bazı küresel faaliyet yapan kamu kurum ve özel kuruluşlarımız İstanbul’da olabilir. Fakat tam manasıyla devletin yönetim yeri fikri ve Türksüz Anadolu düşüncesi 19 Mayıs 1919 kurucu asabiye ruhuna terstir. Bu düşünce ve zihniyet dönemsel olarak kadim Anadolu halkı tarafında kabul görmüş olsa da büyük fotoğrafta itibarı yoktur.

***

Bu bağlamda çağın ve siyasi sistemin gerisinde kalmamak adına yaratmak istediğimiz İstanbul, Anadolu halkının göz bebeği, Osmanlı yönetim mirasının kadim şehri olarak baş tacıdır. Kurtuluş ve kuruluşun mağrur şehri Ankara ise çağın gereksinimlerine uygun olarak yapılan Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin inşası ve kullanıma başlanması sonrası ilelebet başkentin Ankara ve Anadolu’nun Türk yurdu olduğunun 100 yıl önce olduğu gibi günümüzde de küresel emperyalistlere cevabıdır. Kadim devletler kuruluşlarındaki asabiye köklü kural ve tarihleriyle yaşarlar. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Cumhuriyet Türkiye’sinde ve kadim Anadolu’da gözü olan küresel ‘böl, parçala, yönet’çilere cevaptır. Muş Malazgirt’te yapımı devam eden Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi 1071 yılında girdiğimiz Anadolu coğrafyasında insanlık ve dünya siyaseti devam ettiği sürece Anadolu’nun Türk yurdu olarak kalacağının anlamlı yapıtlarından birisidir. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumunun aktörleri kadim bir tarihi gelenekten geldiklerini bilerek, başta Kıbrıs sorunu ve Doğu Akdeniz enerji havzasındaki pozisyon ve eylemlerini büyük fotoğrafta kendilerini konumlayarak belirlemelidirler. Çağın gereğine uygun olarak da analitik düşünen, sonuç odaklı bir yönetimin ihtiyacını karşılayacak yapıyı, siyaset kurumunda dizayn etmelidirler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...