Ana içeriğe atla

179- Avucunuzu Yalarsınız 20.06.2019, Milliyet Gazetesi

Çözüm sonrası ortak zenginlik olarak tanımlanan Doğu Akdeniz enerji yatakları gün geçtikçe Kıbrıs adası için kaos ve siyasi kargaşanın ana argümanı olmaktadır. Müzakere geçmişine baktığımızda masadan kalkan ve uzlaşıdan uzak olan taraf Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’dir. GKRY lideri, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın uzattığı tüm zeytin dallarını Akıncı’nın iyi niyetini de suistimal ederek kırmıştır. Geldiğimiz nokta müzakere masası bir daha federasyon modelli çözüm üzerine toplanmayacak şekilde dağılmıştır. Çözüm sonrası ortak zenginliğimiz hidrokarbon yataklarıysa Rum yönetimi ve çıkar üzerine kurulmuş siyasi paydaşları tarafından Kıbrıs Türkleri ve Türkiye yok sayılarak işletilmek istenmektedir. Kıbrıs Türkü’nün hak arama faaliyeti diplomasi masasında kabul görmemiştir. Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan ve GKRY, Avrupa Birliği (AB) üyeliklerini suistimal ederek siyasetlerini yürütmektedirler.

***

Garantör ülkemiz Türkiye Dışişleri Bakanlığı kural ve uluslararası hukuk tanımayan AB’nin şımarık çocuğu Yunanistan Başbakanı Tsipras’a Doğu Akdeniz tepkisini dile getirmek için “Yunanistan ve GKRY, AB üyeliklerini suistimal ediyor. Bizim tarafımızdan en üst düzeyde verilen mesajlar gayet açık. Bu konudaki kararlı duruşumuzu muhafaza ediyoruz.” açıklamasını yapmıştır. Garantör ülkemiz Türkiye 1974 öncesi ve sürecinde olduğu gibi dış politikasında kararlı ve istikrarlıdır. Su damlasının taşı deldiği gibi sabır ve zamana yayarak politikasını başarıya götürebilecek kudret ve erdeme sahiptir. Yunanistan – GKRY gibi tribüne oynamak yerine anlamlı dış politika manevralarıyla sonuca gitmektedir. 1974, 20 Temmuz sabahına kadar sabırla gerekli tüm şartları oluşturarak beklemiştir. 20 Temmuz sabahı Kıbrıs Barış Harekatı’nı yaparak Kıbrıs adasında barışı tesis etmiştir.

***

Geçtiğimiz pazar günü Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Kurulunda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC ve Türkiye karasularında yapılan çalışmalara karşı Rum Yönetimi ve lobisinin yaptığı ayak oyunlarına cevap verdi. Erdoğan, konuşmasında “Birileri kaşını gözünü oynatırsa biz de bütün fırkateynlerimizle beraber, gerektiğinde uçaklarımızla beraber hemen o gemilerimizin yanında yerimizi alıyoruz ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Talimat vermiş bir tanesi, talimat vermişler tutuklatacaklarmış o gemilerdeki personeli. Avucunuzu yalarsınız. Neyi tutuklatıyorsunuz, neyi tutuklatıyorsunuz? Bizim silahlı kuvvetlerimiz bütün buradaki imkânlarımızla biz de Doğu Akdeniz’de şu anda zaten yerimizi almış vaziyetteyiz, oralardayız.” şeklinde net açıklamasını yapmıştır. Arama ve sondaj gemilerinde çalışan personelimiz hakkında tutuklama kararı çıkarın Rum Yönetimine de açıkça ‘avucunuzu yalarsınız’ demiştir. Cumhuriyet Türkiye’sinin dış politikasını iyi bilenler bu sürecin nereye gideceğini kestirebilirler.

***

Aşk ve sevgide olduğu gibidir savaş ve barış arası mesafe. Kıldan ince kılıçtan keskindir. Sevginin nefrete dönüşmesi an meselesi olduğu gibi barış ortamının da savaş ortamına dönmesi an meselesidir. Uyuşmazlıkların çözüm yolu savaş değil diyalogdur. Bu sebeple Kıbrıs siyaset kurumu müzakere çalışmalarını federasyon üzerine değil de hidrokarbon üzerine yoğunlaştırmalıdırlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...