Ana içeriğe atla

183- Cumhurbaşkanlığı Kurumu 18.07.2019, Milliyet Gazetesi

Siyaset kurumu denge ve düzen üzerine kurulmuştur. Dönemsel olarak dengeler, yetkiler ve sorumluluklar karışsa da bu düzen günün sonunda rayına girer. Devlet sistemi de öyledir, biraz geç işlese de görev ve sorumluluklar bellidir. Ersin Tatar hükümeti kurulması sonrası Kuzey Kıbrıs siyaset kurumuna yeni hikâye diyebileceğimiz ‘kapalı Maraş’ örneğinde olduğu gibi argümanlar atılmıştır. Kamuoyunda heyecan yaratan bu söylemler sonrası siyaset kurumunu ve gündemi belirleyen Ersin Tatar hükümeti olduğu kanısı ortaya çıkmıştır. Bu düşüncenin hemen akabine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yaptığı bir basın toplantısında ‘Cumhurbaşkanlığı makamı bostan korkuluğu değil’ şeklindeki sitemini paylaşmıştı. Tabi Cumhurbaşkanlığı makamı korkuluk olacak bir mevki değildir. KKTC’nin en üst makamı yasama ve yürütmenin üstünde bir konumdadır. Siyasi ihtiras veyahut heyecanlı siyasetçiler de olsa Cumhurbaşkanlığı makamı her zaman el ve baş üstünde tutulmalıdır. Geçtiğimiz hafta sonu Cumhurbaşkanı Akıncı ana gündem konumuz olan hidrokarbon yatakları için Rum lidere yeni hidrokarbon önerisi sunmuştur. Bu öneri garantör ülkemiz Türkiye’nin dışişleri makamlarınca hemen destek görmüş ve gündemde ana argüman olarak yerini almıştır. Cumhurbaşkanı Akıncı BM Özel Temsilciliği aracılığıyla bu teklifi yapmıştır. Sayın Akıncı’nın ilk günden itibaren sloganı haline gelen ‘çözüm sonrası ortak zenginliğimizdir’ dediği hidrokarbon yatakları konusunu bu girişimiyle slogan olmaktan öteye içi dolu bir öneri haline getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı makamı kavga kaos ve siyasi hesaplardan ziyade büyük fotoğrafta Kıbrıs Türkü’nün hak ve menfaatini savunan ana kurumdur. Akıncı’nın bu yaklaşımı olumlu, şahsına ve makamına yakışan bir yaklaşımdır. Rum liderliği bu uzatılan zeytin dalı ve çözüm önerisine beklendiği gibi olumsuz bir cevap vermiştir. Fakat Rum siyaset kurumu garantör ülkemiz Türkiye ve KKTC siyaset kurumunun hidrokarbon çalışmaları üzerine olan düşüncesindeki istikrar ve kararlılığı iyi düşünüp sonuçlarını iyi analiz etmelidir.

 

15 Temmuz

 

Yüzyılın ihanet ve terör şebekesi FETÖ’nün millet ve devletimizin huzur ve düzenine kast ettiği hain gecedeki şehit ve gazi olan kahramanlarımızı andığımız 15 Temmuz’u hep birlikte kutladık. Hafızalardan çıkmaması gereken ihanet ve terör ağının Cumhuriyet tarihindeki en büyük proje ve planıdır 15 Temmuz. Cumhuriyet Türkiye’si ve Kıbrıs Türkleri bu hain örgüte karşı ‘şüphe varsa şüphe yoktur, güven iyidir güvenmemek daha iyidir’ mantığıyla bakmalıdır.

***

15 Temmuz ve arkasındaki tezgâhın büyüklüğünü dile getirmek için Prof Dr Hasan Ünal sosyal medya hesabı Twitter’da bir soruyla konuyu irdelemiştir. Pof Dr Ünal, “15 Temmuz büyük tezgahtı. Başarılı olsaydı Suriye üçe bölünmüş, Kuzey Irak bağımsız olmuş ve Kuzey Suriye koridoru tamamlanmış olacaktı. Büyük Kürdistan’a büyükçe bir parça da Türkiye’den dahil olurdu. Öyle bir Türkiye sizce Doğu Akdeniz’de sondaj yapıyor olur muydu şimdilerde?” demiştir. Sayın Ünal’ın sorusu ve anahtar kelimeleri iyi okunmalı, 15 Temmuz sıradan bir terör saldırısı haline getirilmeden siyaset kurumu ve politika yapıcılar oyunda devlet aklıyla yer almalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

300- Harbe Hazırlık 14.10.2021, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve Batı Trakya sınır komşumuz, Güney Kıbrıs’ın garantör hami ülkesi Yunanistan, okyanus ötesiyle yürüttüğü silahlanma çalışmalarına Fransa’yı da katmıştır. Yunan halkı geçim sıkıntısıyla boğuşurken Yunan hükümeti kapıda savaş varmış gibi hazırlıklarını yürütmektedir. Atina hükümeti, son olarak Fransa'dan maliyeti toplam 2,9 milyar doları bulacak 3 fırkateyn alacağını duyurmuştur. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis anlaşma sonrasında Türkiye ile bir silahlanma yarışında olmadıklarını ve Türkiye ile farklılıkları diyalog yoluyla çözmeyi umduklarını söyleyerek uluslararası kamuoyuna sempatik görünme çabasına girmiştir. Atina hükümeti neyi gerekçe görüyorsa kısa zaman içerisinde Almanya, İsrail, ABD ve Fransa’yla silahlanma hamlesine hız katmıştır. Ege ve Akdeniz’deki üslerini başta ABD olmak üzere diğer ülkelere birlik konuşlandırabilmeleri için imkân tanımıştır.   15 adet F-15 Okyanus ötesi, Yunanistan’a konuşlandırdığı özel birliklerine ilaveten tatbikat adı altında ...