Ana içeriğe atla

185- Huzur ve Barışın Garantörü Türk Ordusudur 01.08.2019, Milliyet Gazetesi

Çiçeği burnunda Yunanistan Başbakanı Mitsotakis, Güney Kıbrıs lideri Anastasiadis’i ziyareti sonrası basına açıklamalarda bulundu. Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci hakkında düşüncesini “Kıbrıs sorununun çözümü, eskimiş garantörlük sistemlerinin devamı ve işgal kuvvetlerinin varlığı ile olmamalı. Türk işgalinin sona ermesi asıl amacımızdır.” şeklinde köksüz ve tarih bilmez bir yaklaşımla izah etti. Yunan Başbakan Mitsotakis iyi bilmeli ki Kıbrıs adasına barış ve huzuru tesis eden, 1974 sonrası savaş ve gözyaşını Kıbrıs adasından uzak tutan askeri varlık şanlı Türk ordusudur. Yunan Başbakan siyasi sınırlarının hemen dışına göz attığında Balkanlar, Ortadoğu, Suriye ve kuş uçumu gidilebilen coğrafyada kahraman Mehmetçiklerimizin insanlık adına yaptığı şerefli hizmetleri görecektir. Rum kesiminin garantör ülkesi Yunanistan’ın çiçeği burnunda Başbakanı çözüme ve güncel tartışma konusu olan doğalgaz yataklarına da olumlu katkı yapmayacağı aşikârdır. 

***

Kıbrıs adasının iki eşit lideri Mustafa Akıncı ve Nicos Anastasiadis, 9 Ağustos günü müzakere süreci hakkında tekrar aynı masada olacaklar. Rum lider Anastasiadis, planlanan 9 Ağustos görüşmesi hakkında sorulan soruya “Uygun bir şekilde hazırlanacağız. Ben hazırım. Her zaman hazırdım; ancak her iki tarafta da gerekli kararlılık ve siyasi irade olmalıdır.” diye yanıt vermiştir. Komşu lider Anastasiadis de garantör ülkesinin Başbakanı gibi hafızadan uzak bir yaklaşımla kararlılık vurgusu yapmıştır. Kuzey Kıbrıs müzakere heyeti ve garantör ülkesi Türkiye çözüm yürütülen tüm çalışmalarda masadan kalkmadan son ana kadar var olan düşüncededir. Burada sorulması gereken soru ‘Rum liderin 9 Ağustos görüşmelerine katılırken çözüm zihniyeti ne olacaktır?’ Mitsotakis’in bakışıyla huzur ve barışın temsilcisi Türk askerini ne gözle göreceği önemlidir. İşgalci bir bakışla Kıbrıs adasında çözüm mümkün değildir. 

*** 

3. Cumhurbaşkanı Eroğlu 

Kıbrıs Türk siyaset kurumunun en deneyimli aktör ve rol modellerinden olan 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Yunanistan Başbakanının beyanlarına karşılık yazılı açıklama yapmıştır. Sayın Eroğlu “Mitsotakis’in Güney Kıbrıs’ı ziyareti sırasında söyledikleri asla sineye çekilemez. Yunan Başbakanı’nın iddia ettiğinin aksine Kıbrıs’ta bir işgalci varsa o da Kıbrıs Cumhuriyeti’ni 21 Aralık 1963’ten beri silah zoru ile işgal eden, Kıbrıs Türkü’nü katliamlara tabi tutan, ortaklık ve eşit egemenlik hakkını yok sayan Rum tarafıdır. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi Kıbrıs Türkü’nü Rum-Yunan ikilisinin mezaliminden kurtarmış adada özgür ve güven içinde yaşamasını sağlamıştır.” demiştir. Sayın Eroğlu’nun siyaset kurumundaki tecrübesi Rum yönetimi ve dünden bugüne uluslararası alandaki müzakere ve Kıbrıs sorununa olan tecrübesi bu açıklaması için önemli bir referanstır. 3. Cumhurbaşkanı Eroğlu açıklamasının devamında “Cumhurbaşkanı, Meclis ve Hükümet bir an önce Türkiye ile istişare için Kıbrıs Türk halkına yön çizmeli.” demiştir. 

 

Doğalgaz faaliyetleri ve hak paylaşımı, müzakere süreci, Yunanistan ve Kıbrıs Rum liderliğinin beyanları, Doğu Akdeniz’de dost düşman faaliyet yapan aktörlerin pozisyonları göz önünde alınarak Sayın Eroğlu’nun da dediği gibi Kıbrıs Türkü için yeni bir yol haritası belirlenmelidir.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...