Ana içeriğe atla

193- Cemiyet-i Akvam 26.09.2019, Milliyet Gazetesi

İnsanlık tarihi savaş ve barış olgusuyla tanıştığı andan itibaren sınırlarla çevrilmiş bir durumdadır. Roma şehir devletlerinde tarımın gelişmesi, patatesin güçlü bir besin olduğu ve bir patatesin bir askeri bir gün tok tuttuğu anlaşıldığında Roma İmparatorluğu şehir devletleri bile birbirine kıymaya başlamıştır. Paylaşılamayan, iletişimin olmadığı, sözlü ya da yazılı metinler ve söylemler üzerinde uzlaşılmadığı an kaos karmaşa ve savaş kapıdadır. Bu sebepledir ki insanlık mahalleden başlayan adı muhtarlık olan siyasal sistemin en küçüğünden en büyüğüne doğru belediyeler, bölgeler, devletler ve devlet dışı tabir edilen uluslararası organizasyonlarla bir nevi duvar gibi etrafı örülmüştür.

***

Duvar olarak betimlediğim sınırları belirleyen kuralları koyan ilk organizasyon Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)’dır. Paris Barış Konferansı’nın 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında uluslararası barışı ve güveni tahsis edecek ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verilmiştir. Cemiyet, deniz serbestliğini sağlayacak, savaşı önleyecek, ülke bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığı güvence altına alacak, silahsızlanmayı düzenleyecek uluslararası bir örgüttür. Milletler Cemiyeti, Birinci Cihan Harbi sonrası 28 Nisan 1919’da kurulmuştur. Kuruluş mantığındaki savaşı önlemek, denizlerin serbestliğini sağlamak, ülke bütünlüğü ve siyasal bağımsızlığı korumak gibi fikirleri 20 yıl süreyle sağlamaya çalışmıştır. Koca koca devletlerin, seçilmiş özel kimlikleri İkinci Cihan Harbi’nin çıkışını önleyememiştir. Savaş sonrası Cenevre’de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul toplantısında 18 Nisan 1946 tarihinde cemiyetin dağılması kararını almıştır.

***

Zamanın şartları duvarları örmüş fakat iyi niyetle barış, huzur ve siyasal istikrar fikrinin tesis edecek, diyalog kurulmasını sağlayacak yapıyı 20 yıl zorla korumuştur. Günümüzdeki yapısı, Birleşmiş Milletler (BM) adıyla 24 Ekim 1945’te kurulmuş dünya barışını, güvenliği korumak ve uluslararasında ekonomik toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan örgüttür. Cemiyet-i Akvam gibi BM’de insanlık için huzur barış ve düzen için bir nevi duvar niteliğindedir. Kıbrıs adasını ikiye bölen duvarda BM Barış Gücü’dür. Güncel siyasette rolü tartışılmakta işlevi ve etkisi sorgulanmaktadır.

***

İnsanlık için önemli en büyük devlet dışı organizasyon BM’dir. Hafta başında itibaren BM’nin 2019 yılı Genel Kurulu için devlet ve hükümet Başkanları, Cumhurbaşkanları ve çok uluslu devlet dışı şirketlerin yetkilileri New York’ta genel kurullar için bulunmaktadır. Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’da hafta başı BM Genel Sekreteri ve ilgili paydaşları ile diyalog kurmak için New York’a uçtu. Yolculuk öncesi basın açıklamasında Kıbrıs sorunu ve müzakere süreci üzerine “Beşli konferansa olumlu bakıyoruz.” şeklinde BM kontrolünde bir çözüm olabilir şeklindeki iyi niyet ve temennisini bir kez daha dile getirdi.

***

Siyaset kurumu ve ilişkiler yumağı çok bilinmeyenli bir denklem olduğu için Sayın Akıncı’nın umut ettiği çözüm fikrine sessiz kalarak destek olalım. Fakat Cemiyet-i Akvam’dan BM’ye kadar geçen süreç ve seçilmiş özel liderlerin çözümlerini ve çözümsüzlüklerinin parametrelerini iyice idrak ederek gelecek planlaması yapmakta fayda vardır. Garantör ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz salı günü BM’deki konuşmasındaki soruyu iyi düşünelim ‘’BM ne işe yarıyor?’’.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

180- Bostan Korkuluğu 27.06.2019, Milliyet Gazetesi

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Devleti oluşturan ögeler toprak, millet ve silahlı kuvvettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kabaca tanımladığım ve ögelerini saydığım tüzel varlık ve devlet tanımına haizdir. Yasama, yürütme ve yargı erkiyle kuvvetler ayrılığına da sahiptir. Kendi namına sahip basın yayın organları vardır. Günümüz devlet sistemindeki tüm şartlara sahiptir. İbn-i Haldun’un ‘coğrafya kaderdir’ sözünden feyzle kaderi olan coğrafyanın olumsuzlukları yüzünden KKTC’nin tanınma ve ambargo sorunu vardır. Coğrafi konumu stratejik öneme sahiptir. Ortadoğu’ya yakınlığı, Doğu Akdeniz’i kontrol eden özelliğiyle günümüz dış politikasının ana gündemlerinden birisidir. *** Yukarıda özetlediğim genel haliyle Kıbrıs Türk siyaset kurumu da ada için önemli bir oluşumdur. Bu oluşum içinde yeni kurulan Ersin Tatar hükümeti ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında soğuk savaşları aratmay...

160- Güle Güle Federasyon 07.02.2019, Milliyet Gazetesi

Temmuz 2017’de Kıbrıs görüşmeleri konferans niteliğinde konuşulurken son buldu. O tarihe kadar garantör ülkelerin de katılımıyla son zamanların en hızlı ve önemli görüşmelerini hep birlikte izledik. Sonrası günümüze kadar gelen dönemde Kıbrıs sorununa müdahil, taraf ve garantörlükten doğan söz sahiplerinin iç siyasetleri ve dış politikaları çizgisinden yarım asırlık müzakereler kahve sohbetleri, niyet okumalar, dilek ve temenniler çizgisine kadar geldi. *** 2017 Temmuz sonrası arşiv kayıtlarında yer edecek bir isim daha tarihe ismini yazdırmak maksadıyla Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine müdahil oldu. Kıbrıs Postası köşe yazarı Vatan Mehmet’in bir yazısında “Savaş çarı mı, barış elçisi mi?” şeklinde betimlediği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için görevlendirdiği geçici Özel Danışmanı Amerikalı Jane Holl Lute orta oyunumuza dahil oldu. Dahil olduktan sonra Kıbrıs çalışan basın yayın organları, akademisyenler, Doğu Akdeniz teorisyenleri ve strateji uzmanları ‘Lute’ ismin...

125- Kuzey Kore ve ABD 14.06.2018, Milliyet Gazetesi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uluslararası ilişkiler-dış politika çalışan çevrelerin ve yayın kuruluşlarının ana gündemlerine konu olan üç ülke vardır: Rusya, İran ve Kuzey Kore. ABD’nin ‘ulusal güvenlik’ bağlamındaki dış politika yaklaşımının korkulu rüyası bu üç ülkedir. Üçünden gelebilecek nükleer saldırı tehdidi, ekonomik veya kültürel açıdan gelebilecek ve gelen reel saldırılardan daha önemlidir. ABD yapımı filmlerin ana konusu bu üç ülkedir. Hal böyle olunca geçtiğimiz aylarda “ABD ve Kuzey Kore Savaşın Eşiğinde” başlığıyla farklı yaklaşım ve bakış açılarıyla bolca haber olmuşlardır. ABD Başkanı Trump’ın aykırı devlet yönetme şeklide göz önüne alındığında eli kulağında ‘ABD, Kuzey Kore’yi vurur’ yaklaşımı yerini Trump ve Kim’in anlaşmasına bırakmıştır. İki lider geçtiğimiz salı günü Türkiye saatiyle 08:30 sularında Singapur’da bir ilk niteliğindeki görüşmelerinin ardından ortak bir metne imza atmışlardır. Trump anlaşma için “Çok kritik bir problemi çözmeye başladık. Anlaş...